Yazarlar

Kulluk Sözleşmesine Vefa

İslam, Allah ile sözleşme hükümlerinin en son ve en kâmil biçimidir. Hükümlerin saklandığı hazine de Kur’ân-ı Kerim’dir. Bu hükümlerin beşer olarak yaşanma biçimi sünnettir.
06 Mart 2020

“Hani hesap günü mahkeme kurulduğunda, ‘Biz bundan habersizdik.’ ya da ‘Daha önce babalarımız Allah’a ortak koştu, biz de onların izinden giden nesiller olarak yaşadık, böyle sapkınlık işleyenler yüzünden bizi helak mı edeceksin?’ demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkarıp karşısına alarak onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ Onlar da, ‘Evet sen bizim Rabbimizsin, biz buna şahit olduk.’ dediler.”(Arâf suresi, 7:172-173).

Allah Teâlâ, yaratılışın bir kesitinde insan ile bir “ulûhiyyet-ubûdiyyet” sözleşmesi yapmıştır. Buna göre O bizim rabbimiz biz de onun kuluyuz. Sözleşmeden söz edildiğinde ona dair hükümlerin de olması gerekir. Bu hükümler peygamberler aracılığıyla bildirilmiştir. İslam, bu sözleşme hükümlerinin en son ve en kâmil biçimidir. Hükümlerin saklandığı hazine de Kur’ân-ı Kerim’dir. Bu hükümlerin beşer olarak yaşanma biçimi sünnettir. Hz. Âişe’nin (r.a.) ifadesiyle sünnet, Resûlullah’ın yaşadığı Kur’an’dır (İbn Hanbel, V, 188). O, kemâl noktasında kulluğu şahsında toplaması sebebiyle (Kalem suresi, 68:4) İlahi mesajı anlama ve yaşamanın tartışmasız modelidir (Ahzâb suresi, 33:21).

Kur’ân-ı Kerîm son ilahi kitap olduğu için bizzat Allah’ın koruması altındadır ve Allah’tan geldiği şekliyle orijinal yapısını korumuş ve kıyamete kadar da koruma devam edecektir (Hicr suresi, 15:9). Sünnet malzemesi, herhangi bir veri kaybı olmaksızın titiz çalışmalar sonucu kaynaklara geçmiş ve günümüze ulaşmıştır. İslam âlimleri de geliştirdikleri yöntem ile bu iki kaynak üzerinden dinin hayat ile bağlantısını sağlıklı şekilde kurmuşlar, ortaya eşsiz bir ilmi birikim çıkmış, bu da muhafaza edilerek kaynaklardaki yerini almıştır. Bütün bunlar Muhammed Ümmetinin diğer ümmetlere göre ayrıcalığıdır.

Allah-kul ilişkilerinin belirlenmesinde bir başka ifade sözleşme hükümlerine uygunluk denetiminde belirleyici olan bu üç kaynaktır. Dünya yaşamının muhasebesi “din günü” (Fâtiha suresi, 1:4) olarak vasıflandırılan hesap gününde yapılacaktır ve herkes iyi ya da kötü toz miktarı da olsa yaptıklarının karşılığını alacak sonunda ebedi hayatı buna göre şekillenecektir. Sözleşmeyi inkar edip inanmayan ya da inanıp gereğini yapmayarak mazeret ileri sürenlerin mazereti geçersizdir. Bu sözleşme kayda geçmiştir.

Herkes hesabını buna göre yapmalı!

Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Prof. Dr. Saffet Köse
Prof. Dr. Saffet Köse

Son Yazıları

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş