Sağlık

Karantina Depresyonu Tetikler Mi?

Bir psikiyatrist hayatımızı belirleyen şeylerin başımıza gelen olaylardan ziyade, o olaylara yaptığımız yorumların, verdiğimiz tepkilerin olduğunu belirtmiştir. Depresyona girip girmememiz sırf olaylara yaptığımız yorumlardan mı kaynaklanmaktadır? Özellikle evlerimize kapandığımız şu karantina günlerinin ruh sağlığımıza ne gibi etkileri olabilir ve depresyonu tetikler mi? Her soruya olduğu gibi bu sorularımıza yanıtlar bulabilmemiz için bilgiye ihtiyacımız vardır.
Psikolog: Emine Ennur Tunay Önkol
17 Nisan 2020

Depresyon kelimesi “moral bozukluğu, keyifsizlik, isteksizlik, iç sıkıntısı, üzüntü ve ağlama hâli” ile eş anlamlıdır ve bir duygu durumu bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Depresyon belirtileri olan ümitsizlik, değersizlik ve çaresizlik hisleri, duyguları kontrol edememe, günlük aktivitelere duyulan ilginin azalması, iştahta, kiloda veya uykuda belirgin artış veya azalış, belirgin öfke ve huzursuzluk, belirgin enerji kaybı, kendinden nefret etme, şiddetli suçluluk duygusu, dikkatsiz davranışlarda artış, konsantrasyonda problem, nedeni belli olmayan fiziksel ağrılardır. Depresyon, haftalar veya aylarca sürebilen ve tedavisi bedensel ve ruhsal uzman yardımı gerektiren bir rahatsızlıktır.

Bu noktadan anlaşılacağı üzere depresyon ile normal üzüntü hâlinin karıştırılmaması gerektiğini vurgulamak yerinde olacaktır.

Peki, bu depresyon Müslümanlara ne anlatır? Biz hiç üzülmeyecek miyiz?Bu noktada “Müslüman depresyona girmez” diye bir genel kural koymak doğru olmayacaktır. Onun yerine pek çok Müslüman psikoloğun dediği gibi; “Bizler Allah ve Resulü’nün emrettiği gibi yaşasaydık, depresyona girmezdik.” demek daha yerinde olacaktır. O hâlde depresyona giren Müslümanlar bu durumu bir sinyal olarak algılayıp hayatımızı ne kadar Kur’an ve sünnete uygun yaşadığımızı muhasebe etmek ve ardından dertlerimize yine bu çerçeveye uygun çareler aramak zorundayız.

Beden ve ruh bütünlüğü

Rabbimiz biz insanları bir beden ve ruh bütünlüğü içinde yaratmıştır. İkisinden birisinin dengesinin bozulması diğerinin de dengesini olumsuz etkiler. Bu sebeple bir kişide depresyon belirtileri bulunuyorsa beden ve ruh sağlığının taraması yapılması gerekmektedir. Özetlenecek olursa depresyonu tetikleyen yaygın faktörler şunlardır: Ekonomik sorunlar, eş ve aile çatışmaları ve ayrılmalar, yalnızlık, kayıplar, işsizlik veya aşırı yoğun çalışma, mükemmeliyetçilik, mevsim değişiklikleri, sağlık sorunları, düzensiz yaşam, doğum, büyük felaketler, hayatta dönüm noktaları veya yeni başlangıçlar ve diğer psikolojik sorunlar.

Bu faktörlere bakıldığında şu anki güncel virüs ve karantina durumunun bunlardan birçoğunda yer aldığını görmemiz mümkündür. Birçok kişi şu anda ya evinden çalışma veya işe ara vermek zorunda kaldığı için insanlarla iletişimi kesmiş ve ekonomik bir sıkıntı yaşamaktadır.

Evlere kapanan ailelerde gerginlik, korku ve panik aile içinde çatışmalara yol açabilmektedir. Bu süreçte medyada lanse edilen hasta ve ölü sayılarını yoğun bir şekilde takip edenlerde ise büyük felaket algısı oluşmakta ve hastalıklara karşı aşırı hassasiyet uyandırmaktadır. Bunun sonucunda kişi mükemmeliyetçi bir tedbir almaya çalışıyor. Dışarı hayatının neredeyse bitmiş olması kişilerin hayat düzenini etkilemekte ve kişileri medya-yemek-uyku üçgenine itebiliyor. Analizden anlaşılacağı üzere, yaşadığımız bu zorlu günler depresyonu tetikleyen birçok faktörün içinde bulundurmaktadır. Bu süreçte beden sağlığımıza özen gösterirken, ruh sağlığımızın bozulmaması için koruma yolları arayacağız. İlk başta olayları Müslüman’ın bakış açısından değerlendirmeyi çalışacağız, tedbir ve takdir çizgisini özümseyeceğiz ve Allah’ın iradesi dışında hiç birşeyin vuku bulmayacağına tam tevekkül edip gerginliğimizden kurtulacağız, inşallah.

Evlerdeki zamanı fırsata dönüştürelim

Felaket diye nitelendirilen bu durumu, Rabbimiz’in nice toplumlara benzer felaketler yollayıp onları gidişatları konusunda uyarmayı murad ettiğini hatırlayıp, özümüze dönmek ve kendimize çeki düzen vermek için bir fırsat olarak bileceğiz. Rabbimiz’in Kur’an’da anlattığı kıssaları geçmişlerin masalları olarak değil de, kendimize ders olarak anladığımızı amellerimizle ve bakış açımızla ispat etmenin vaktine erişmiş bulunmaktayız. Toplumca ve bireyce gidişatımız iyi değildi, fakat şimdi bunları muhasebe etmek ve güzelleşmek için bir fırsat geçti elimize. Rabbi için güzelleşmeye, kendisine çeki düzen vermeye niyetlenen kullara Allah yardımını ulaştırmaz mı hiç? Medya, uyku ve yemek üçgenine takılıp kalmaktansa bugüne dek niyet edipte bir türlü vakit bulamadığımız ibadetlerimize, kulluğumuza ve tefekküre yönelmenin vaktidir bugün. Vakit ayıramadığımız güzel uğraşlara yönelmenin vakti. Aile ile vakit geçirmek, kitap okumak, sohbet dinlemek, el işleri, çizim yapmak, kişisel gelişim üzerinde durmak, bol tefekkürlü yürüyüşler yapmak gibi. Medyayı ölçülü kullanmak, dakika başı haber izlemekten kaçınmak, pozitif duygular ve düşünceleri uyandıran şeyler izleyip dinlemek ruhumuzun sağlığını oldukça etkileyecektir. İnsanlarla canlı olarak görüşmek azalmış olabilir, ama medyayı bu açıdan da hayra kullanıp görüntülü konuşmalar yapabiliriz. Size iyi gelmeyen, hayırsız ve gereksiz iletişimlerden uzak durmanın sizdeki olumlu etkisini izleyin ve bunu ilerki yaşantınıza taşımak için bir fırsat bilin.

Kısacası bu durumumuzu; kendi ruhumuzu beslediğimiz, bedenimizi de fıtratına göre beslediğimiz ve sağlığımıza riayet ettiğimiz, bize vaad edilen şifanın birtek Allah’ta olduğunu idrak ettiğimiz ve bunun akabinde medyada şifa diye sunulanları sorguladığımız, Kur’an’a ve sünnete sarıldığımız, kişiliğimizi ve kimliğimizi olgunlaştırdığımız, şuurumuzu geliştirdiğimiz, evimizi cennete çevirdiğimiz, dünya ve ahiretimize güzel yatırımlar yaptığımız bir fırsata çevirebiliriz.

Sünnete uygun yaşamak hem ibadettir, hem de her hastalığa alınmış bir tedbirdir. Birkaç örnek verecek olursak, sabah namazından sonra uyumamanın, yani az uyumanın depresyona 70% iyi geldiğini biliyor muyuz? Orucun ve beslenmenin ruh ve beden sağlığımıza olan etkisinden haberimiz var mıydı? Resulûllah öfkelenince abdest almayı öneriyor. Suyla temas etmenin gerginliği azalttığını ve panik atak anında iyi geldiğini biliyormuyuz? Peki, üzüntü anında yapılacak duaların da sünnette yer aldığını biliyor muyuz? “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d suresi, 28.ayet) Burası sözün bittiği yerdir. Depresyon sıkıntılı bir rahatsızlıktır. İç huzursuzluğudur. Kalplerimiz Allah’ı anmakla huzur bulamıyorsa, o huzuru bulmak için yola koyulmanın zamanı gelmiş demektir. Zaten hayat kısa bir yolculuktur. Allah bizlere yolculuğumuzu huzurlu kılmanın yollarını açsın.

 

 

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş