Hayat

Salgın Zamanlarında Bayram

Yazının başlığı geniş zamana işaret ettiği için, 24 Mayıs 2020 tarihindeki ramazan bayramına özel değildir. Dolayısıyla, şartlı bir yazıdır. Yani, hareket imkânlarının olmadığı, ana-babanın evladını kucaklayıp öpemediği, ziyaretlere gidilip büyüklerin ellerinin öpülerek hayır dualarının alınma imkânının olmadığı bayramlara özeldir.
İlhan Bilgü
23 Mayıs 2020

Bayramlar, zamanları önceden bilinen ve her sene aynı zamanda yapılan dinî kutlama günleridir. Ramazan Bayramı her sene 1 Şevval, Kurban Bayramı da her sene 10 Zi’l-Hicce günü kutlanır.

Surûr, yani, sevinçlerin, üzüntü ve dertlerin paylaşıldığı, kucaklaşmanın, muhabbetin, hâl ve hatır sormanın günüdür bayram. İşte bu ortak sevinci ortak bir şekilde idrak edebilmek için Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bayram günlerinde oruç tutulmasını yasaklamıştır. Onun içindir ki bayram, ortak bir ruhun, ortak bir idrakin ve ortak bir paylaşımın adıdır. Herkesin bir arada olmadığı, ruhların kalplerle birbirine bağlanmadığı bir bayram, bayram değildir. Nasıl ki, Peygamber Efendimiz, yaşlı-çocuk, namaz kılamayacak durumdaki kadınlar dahil herkesi bayram namazının kılındığı yere davet ederek bayramı idrak etmiş ise, bizim de bayramları aynı ruhla idrak etmemiz gerek. İşte bu buluşma imkânı olmayan bu bayramı, bayram gibi geçirebilirsek, bayram ruhunu yakalamış oluruz.

Muhtemeldir ki, 24 Mayıs 2020 tarihindeki ramazan bayramı, bayram namazı kılınmadan, ana-baba, akraba, komşu ve dost ziyaretleri yapılmadan geçireceğimiz bir bayram olacaktır.

Fakat, birbirimize karşı oluşturmak istediğimiz mesafenin yalnızca ve yalnızca bir hastalığın yaygınlaşmasına bir tedbir olması için konulan salt bir fizikî mesafe olduğunu unutacağız. Sanki, bir bayram namazında buluşup kucaklaşıyormuşçasına, sanki ana babamızın elini öpüp, çocuklarımıza da ellerimiz öptürüp kucaklaşıp birbirimize dua ediyormuşçasına yaşayacağız bu bayramı.

Kabir ziyaretlerini ihmal etmeyelim

Arefe günü dediğimiz bayramdan bir gün öncesi geleneksel olarak ziyaret ettiğimiz mezarlık ziyaretlerini, kalbimizle yapacağız. Geçmişlerimizi rahmetle anacağız. Bayram namazını kalbimizle idrak edeceğiz. Sadece geçmişlerimize değil, görüştüğümüz herkese de dua edelim, dualarını alalım.

Lakin, biliyoruz ki, ramazan ayına mahsus infak borcumuz olan fitrelerimizi mutlaka bayram namazı öncesinde vermemiz gerekecek. Bu konuda Hasene International ile irtibata geçelim.

Belki çocuklarımızı alıp onlarla dışarıda hoşça vakit geçiremeyeceğiz. Ama evimizde de olsa onlara bayram havasını yaşatalım. Ninelerini, dedelerini, teyzelerini, halalarını, amca ve dayılarını bizzat onlar arasınlar, bayramlarını tebrik etsinler, uzaktan ellerini öpsünler. Komşularınızı, aile dostlarınızın büyüklerini yine onlar arasınlar.

Mesajlarımız kişiye özel olsun

Burada özellikle kopyala yapıştır alışkanlığımızı terk etmemizin çok önemli olacağına dikkat çekmek istiyorum. O da, hazır bir tebrik mesajını aynıyla bir başka kardeşimize, dostumuza iletmek. Bunu yanlış buluyorum.

Yapmamız gereken şey şudur: Yazacağımız mesajımızı, kendimizin yazacağız ve mesajımız, doğrudan muhatabımıza olacak. Meselâ: “Bayramınız, mübarek olsun!” veya “Bayramınızı tebrik ediyorum.” gibi kısa bir mesaj da yazacak olsanız, mutlaka muhatabınızın ismi orada yazsın. “Sevgili İlhan kardeşim! Bayramınız, mübarek olsun!” diye yazınız ki, bu İlhan kardeşiniz, kendisinin bayramının şuurla ve itina ile tebrik edildiğini, unutulmadığını anlasın!

Görüşmelerinizi mümkün ise görüntülü yapın! Sanal da olsa görüntü, samimiyetinizin ciddiyetini gösterir. Zaten bir yere çıkamadığınız, ziyarete gidemediğiniz şu dönemde sevdiklerinizi ve dostlarınızı görmek size de iyi gelecek, gününüzün bayram olduğunu hatırlayacaksınız.

Bilvesile şimdiden bayramınızı tebrik ediyoruz.

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş