Yazarlar

Dua Kulluğun Özüdür

Allah, kendisini unutana hatırlatıcı bela ve musibetler verir. İşte bunu fırsata çevirip O’na yönelmek, dua ve niyazda bulunmak, bu uyarıları fark edip ihlâsla O’na dua etmek, O’nunla iletişime geçmek gerekir
31 Mayıs 2020

“De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan suresi, 25: 77).

Dua, kulun rabbinden, saygılı, samimi ve mütevazı bir şekilde dilek ve talepte bulunduğu, doğrudan Rabbi ile iletişim kurabildiği muhteşem bir ilişki, ibadetin özü, hatta bizzat ibadetin kendisidir. “De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (25:9) ayeti Allah katında onun değerini anlatmaya yeter.

“İsteyin vereyim (40:60); “kullarım beni sorarlarsa onlara de ki: Ben kendilerine yakınım ve dua edenlerin duasına olumlu cevap veririm” (2:186) ayetlerinden Allah’ın usulüne uygun şekilde yapılmış duaları kabul edeceği aşikâr olsa da O’nun neyi ne kadar ve hangi zamanda vereceği kendi takdirindedir. Talep, hemen verilebileceği gibi ahirete de ertelenebilir veya istediği iyilik oranında kötülük giderilir (el-Müsned, III, 18).

Hz. Peygamber’in: “Dua, her şeye fayda verir, duaya sarılınız.” (Ebû Dâvûd, “Vitr”, 23) hadisi özellikle salgın hastalığın dünyayı kasıp kavurduğu şu günlerde duayı çokça yapmanın önemini anlatır.

Çünkü Allah, kendisini unutana hatırlatıcı bela ve musibetler verir. İşte bunu fırsata çevirip O’na yönelmek, dua ve niyazda bulunmak, bu uyarıları fark edip ihlâsla O’na dua etmek, O’nunla iletişime geçmek gerekir: “Boyun eğsinler diye, onları darlık ve hastalıklara uğrattık. Hiç değilse azabımız geldiği zaman boyun eğip yakarsalardı!” (6: 42-43). “And olsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, dua ve niyazda da bulunmadılar. Sonunda üzerlerine, çok şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!” (23/75-76). O halde başa gelen sıkıntılara sabır ve direnç göstermek, hem de namaz ve dua ile Allah’tan yardım istemek gerekir (2:45, 153).

Gıyapta yapılan dualar makbuldür. Hz. Peygamber, kendisinden umre için izin isteyen Hz. Ömer’e: “Kardeşim! Duana bizi de ortak et” diye ricada bulunmuştur (İbn Mâce, “Menâsik”, 5). Dua isteyen birisine “dualar müşterek” deyip geçiştirmemek ve dua etmek gerekir.

Hz. Peygamber’in, meşhur duasını hatırlayalım ve biz de yapalım: “Allahım! Ürpermeyen kalpten, doyumsuz nefisten, faydasız ilimden ve kabul olunmayacak duadan sana sığınırım.”

Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Prof. Dr. Saffet Köse

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş