Aile
Aile

“Ailede Gönlün Gönüle Değdiği Münasebetleri Artırmak Gerekir”

Kovid-19 aile içi ilişkilerimiz de dahil olmak üzere hayatımızın her alanını etkiledi. Pandemi sürecinde ailede iletişim üzerine IGMG Eğitim Başkan Yardımcısı Hakan Aydın ile konuştuk.
İlknur Küçük
05 Ekim 2020

Hakan bey, pandemi tüm insanlığı etkiledi ancak ben konuya Müslümanlar açısından bir giriş yapmak istiyorum. Pandemi hususunda İslam dininin müminlerden beklediği bakış açısı nedir?

Öncelikle konuya şöyle başlamak istiyorum. Korona salgını hadisesine Kur’ani bakış açımızı gözden geçirmeliyiz. Korkuları yenmek, gerçeğe ulaşmak dinin verdiği mana ile mümkündür. Bilim ve aklı İslam’ın emrinde çalıştırarak, gerçek çözüme ulaşılır. Kainat, insan ve vahiy birlikte müşahede edildiğinde, bu virüsün ilahi bir ayet ve işaret olduğu görülecektir. Bu işaretten ibret alınmalıdır. Şu ayet-i kerîmeleri bu bağlamda inceleyelim:

“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.” (Rum suresi, 41. Ayet)
Doğayı, insan sağlığını ve insanca yaşama hakkını bozma yolunda son hızla ilerleyen insanlık âlemi, Kovid-19 salgını vesilesiyle kendisine çekidüzen verme fırsatı yakalamış oldu. Mümin kişi, olayları ilahi bakış açısıyla değerlendirip ibret almaya çalışmalıdır. Şahıs, aile ve toplum olarak alınacak dersleri belirleyip, bunları uygulamaya koymalıdır. Bu esnada salgın hastalıktan korunmak için elinden gelen tedbiri uygulayıp neticeyi Allah’a havale edebilmelidir.

Kovid-19 salgını nedeniyle marketlerin âdeta yağmalanması ve boşaltılması, çevremizden aldığımız ölüm ve hastalık haberleriyle can endişesi oluşması ve iş fırsatlarında oluşan azalma nedeniyle gelirlerde eksilme olması, âdeta yukarıdaki ayette ifade edilmektedir. “Sabırlı olmak” ise bütün bunların panzehiridir. Kula düşen, Yaradan’ına sonsuz bir güven içerisinde olurken diğer taraftan da içerisinde olduğu hayat imtihanını başarıyla vermek için elinden gelen gayreti göstererek sabır ve metanet içerisinde olmasıdır.

Kovid-19 salgını beraberinde sadece sağlık sorunlarını getirmedi. Pandemi nedeniyle alışageldiğimiz düzen bir anda değişti. Bu değişikliğin aile içi iletişime etkileri neler oldu sizce?

Korona öncesi insanlık, dünyanın dört bir yanına ulaşmak için âdeta çırpınma durumundayken, sadece kendi evine sığmaz hâle gelmişti. Tüm dünyaya sığan insan, evine sığmaz olmuştu. Ev ve aile merkezli bir hayattan uzaklaşmış olan insanlık âlemi, birden bire kendisini evinin ve ailesinin yanında buldu. Olmazsa olmaz şeklinde algılanan ve peşinden koşturulan şeyler olmadan da hayatın idame edebileceği görüldü. Birbirlerini günlük olarak 2-3 saat gören ve bu esnada da sosyal medya vesilesiyle yeterli münasebet kuramayan aile bireyleri birdenbire gün boyu bir arada yaşamaya başladılar. Salgın nedeniyle ölüm korkusunun eklenmesi de, insanların ruh hâllerinde bozulmalara sebep oldu.
Aile içi münasebetleri güçlü ve sağlıklı olan aileler için bu durum, aslında güzel bir fırsata dönüşmüş oldu. Vakitsizlik nedeniyle aile ve ev bünyesinde gerçekleştirmedikleri hayallerini uygulamaya koyup tadını çıkartabildiler. Olaylara hikmetli bir şekilde bakarken, diğer taraftan da ellerine geçirdikleri fırsattan istifade ederek, aile bireyleri arasında oluşmuş olan özlemi giderme yoluna gittiler.

Yapılan bazı araştırmalar “insanlar evde olduğu için geçimsizlik çoğaldı”, “aile içi şiddet arttı” gibi bulgular ortaya koydu? Bu durumun sebepleri sizce nelerdir?

Yeni durumu kabullenmekte zorlanan ve aile içi iletişimi sağlıklı olmayan aile bireyleri arasındaki sorunların ve geçimsizliklerin artmış olduğu, yapılan araştırmalarda görülmektedir. Normal zamanlarda aile içerisindeki ilişkileri gergin olan fakat şiddet boyutuna ulaşmamış ailelerde şiddetin baş gösterdiği görülebilmektedir. Gergin fakat aşırı boyutta geçimsizliğe ulaşmamış olan önceki birliktelik zamanı, bu durumu idare etmeye yetebilmekteydi. Fakat yeni oluşan durum neticesinde bu gerginlik bir ileri aşamaya taşınabilmektedir. Bu durumdaki ailelere şu şekilde önerilerde bulunuyoruz:

  • Sorunun tespit edilmesi öncelikli hedef olmalıdır.
  • Tespit edilmemiş olan problemin çözümü de mümkün olamayacaktır.
  • Konuşmak ve çözmek gerekmektedir. Konuşmanın olmadığı sorunlar, patlamaya adaydır.
  • Önceki iletişim şeklindeki hatalar tekrar edilmemelidir ve bu konuda aile bireyleri birbirlerini uyarmalıdır. Yine burada Kur’an’ın şu ifadesini hatırlayalım: “Size ne oldu ki şimdi birbirinize yardım etmiyorsunuz?”
  • Nezaket ve şefkat ile yaklaşım, aile içerisindeki iletişimin ana hedefleri olmalıdır.
  • Ailede yaşanılan geçimsizliğin tedavi edilmemesi, çocukların gelişimine olumsuz etki yapacaktır.
  • Yetişkin yaşlara ulaşmış olan çocuklar, her şeyi ebeveynlerinden beklemeden, aile içerisinde huzurun oluşması için katkıda bulunmaya çalışmalıdırlar.

Pandemi nedeniyle âdeta “sosyal bir izolasyon” sürecine girdik. Virüs bulaştırma riski nedeniyle özellikle aile büyüklerinden ve akrabalardan uzak durmak zorundayız. Bu süreç aile içi ilişkilerimizi nasıl etkiliyor?

Fiziki mesafe tedbirinin maalesef sosyal mesafeye dönüştüğünü ve kendileriyle ilgilenilmesi gerekli aile büyükleriyle yeterli derecede ilgilenilmediğini gözlemlemekteyiz. Aile büyüklerinin sağlığını muhafaza etmeye çalışırken, diğer taraftan da onları yalnızlığa itmeden gerekli ilgi ve alaka gösterilmelidir. Aile büyükleri ile daha önceden var olan anlaşmazlıkları olan ve pandemi hadisesi de bahane edilerek, büyükleriyle irtibatlarını kesmiş olan aileler olabilmektedir. Bu çok yanlış bir tutumdur. Hastalığı bulaştırmama tedbiri asla abartılmamalıdır ve tedbir uyguluyoruz diye daha büyük zararlara vesile olunmamalıdır. Bu konuda her aile kendi özel durumunu gözden geçirmeli ve aile içerisinde yapılması gerekenleri uygulamaya koymalıdır. Sözgelimi, her türlü bakıma muhtaç bir yakınımız ile fiziksel temas kurulmak zorundadır ve bu temas esnasında eldiven-maske vs. tedbirleri uygulanacaktır.

Pandemi ekonomik yönden de insanları zor duruma düşürdü. Ekonomideki bu zorluklar aile içi ilişkilerin gerilmesinde bir faktör müdür sizce?

Ekonomik zorluklar, aile içi iletişimi her zaman etkileyen bir unsurdur. Bu konuda söylenecek olan husus yine konuşmak, konuşmak, konuşmak ve sonrasında tedbir almak olacaktır. Aylık geliri azalmış olan bir aile, aynı alışkanlıklarıyla harcama yapmaya devam ettiği müddetçe, huzursuzluğa davetiyeyi kendi eliyle üretmiş olacaktır. Yaşanılan durumun geçici ve istisnai bir zaman dilimi olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Yeni durum kabullenildiği ve ona göre harcama kalemlerinde kısıtlamaya gidildiği takdirde, aileler bu süreci yara almadan atlatma imkânına kavuşabileceklerdir.

Sosyal izolasyon döneminde aile içi dinamikleri güçlendirmek için aileler neler yapabilir? Bir eğitimci olarak neler tavsiye edersiniz?

Burada pratik örnekler vermek istiyorum. Sosyal medya ile iletişimi sınırlayıp elin ele, gözün göze ve gönlün gönüle değdiği münasebetleri artırmak gerekir. Beraberce yapılabilecek yürüme, bisiklete binme, şişme bota binme gibi aktivitelerin yanında ev içinde beraberce yapılabilecek çok çeşitli aktiviteler var. Evdeki oyun aktiviteleri yanında beraberce ev içerisindeki boya-badana benzeri ertelenmiş bazı işler veya kitap okuma saati yapılabilir. Ev içerisinde beraber vakit geçirirken, sosyal medyanın dengesiz kullanılması, bu zamanın yine bir yalnızlaşmaya gitmesine vesile olabileceği akıllardan çıkarılmamalıdır.

Reklam (İç Sayfa)

Pin It on Pinterest

Paylaş