Hayat

İnsanın Kendisini Hesaba Çekmesi

“Planla, uygula, denetle ve yanlışları gördükten sonra tekrar doğru olanın uygulanması için harekete geç.”
10 Aralık 2020

Yapmamız gerekenleri günü gününe yapmalı ve yarına bırakmamalıyız. Hz. Peygamber işi yarına bırakanları kınamak sadedinde şöyle buyurmuştur: “Onlar amel konusunda işi yarına bırakanlardır.”1 

Muhammed Pârisa bu hususta der ki: “Halk-ı gafil kemâl-i keselinden (tembelliğinden) bir laf eder. Yarın olsa da bir iş işlesem. Bilmez ki bugün, dünkü günün yarınıdır. Bugün ne işlemiştir ki yarın ne işleye!” Zaman iki tarafı keskin bir kılıca benzer. Sen onu kesmezsen o seni keser denilmiştir.

Planı altüst eden en önemli şey tembelliktir. Tembelliğin temel sebebi yanlış beslenmek ve yanlış uyumaktır. Hesap gününe inancın zayıflığıdır. Yanlış yapılan planın da tembellikte büyük bir rolü vardır. Planda ideal olan unutulmamalı, realite de inkâr edilmemelidir. Önce azdan başlanılmalı, zamanla çoğa ulaşılmalıdır. Yapılan planlar ilmî olmalıdır. İnsan, imkân ve zaman realitesini her zaman gözetilmelidir. Söz verdiğimiz saat konusunda da çok hassas olmalıyız. Sezai Karakoç sabrı, “Bir işi bir dakika öne alma aceleciliğinden ve bir dakika sonraya koyma tembelliğinden korunma ve kaçınma iradesi demektir.” şeklinde tarif eder.

Gündüz planın denetimi, akşam da muhasebesi yapılmalıdır. “Planla, uygula, denetle ve yanlışları gördükten sonra tekrar doğru olanın uygulanması için harekete geç.” ilkesi takip edilmelidir. Ceza gerekiyorsa affedilmemeli ve hemen ceza verilmelidir. Her gün akşam muhasebe virdimiz olmalıdır. Muhasebe virdine Hz. Peygamber’in şunları sormasını örnek gösterebiliriz:

GERÇEK OrUÇ TUTAN KİMSE

Resûlullah: “Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?” diye sordu. Ebû Bekir (r.a.): “Ben” diye cevap verdi. Resûlullah: “Bugün sizden kim bir cenaze teşyi etti?” buyurdu. Ebû Bekir: “Ben” dedi. Resûlullah: “Bugün sizden hanginiz bir fakir doyurdu?” dedi. Ebû Bekir: “Ben” cevabını verdi. Resûlullah: “Bugün sizden kim bir hasta ziyaretinde bulundu?” dedi. Ebû Bekir: “Ben” cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu: “(Bu hasletler) kendisinde toplanan hiçbir kimse yoktur ki, cennete girmesin.”2

Önce Allah’a karşı görevlerimize, sonra da sorumluluklarımıza dikkat etmeliyiz. Nefsimize, ailemize, işimize, tebliğ görevimize, akraba, dost ve diğer insanlara karşı sorumlu olduğumuzu unutmamalıyız. Nafile ibadet farza engel olmamalıdır. Farz ibadet farza engel olmamalıdır. Anın nafilesi biraz sonranın farzından daha üstündür. Bundan dolayı anda yapılacak işlere dikkat edilmelidir.

Denetlendiğini bilen kendisini de denetler. Hiçbir şey kendisine gizli kalmayan Allah tarafından hesaba çekileceğine inanan kimse kendisini hesaba çeker. Zira her an ölüm gelebilir. Öyleyse ölüme hazır olmalıyız. Nefsimizi muhasebeye çekmeliyiz.

Allah, peygamberler dâhil herkesin hesaba çekileceğini bildirmiştir. Hesaba çekildiğiniz zaman, alnınızın ak olmasını ve cenneti istiyorsanız hesaba hazır olun. İnsanın hesaba çekileceğine dair delillerden bazıları şunlardır: Peygamberlere, peygamberlik görevini yapıp yapmadıkları, fert ve toplumlara ise peygamberlerin davetine uyup uymadıkları sorulacaktır. “Allah, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanacaklardır.”³ , “Muhakkak kendilerine peygamber gönderilenleri de, peygamberleri de sorgulayacağız.”⁴  “Rabbin’e and olsun ki onların hepsine, yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.”⁵

NİMETLERDEN SORGULANACAĞIZ

İnsanlara, nimetlerin şükrünü yerine getirip getirmedikleri sorulacaktır. “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorulacaksınız.”6 , “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, kıyamet günü bu nimetlerden mutlaka sorgulanacaksınız.⁷ 

İnsanlar, verdikleri sözlerden ve yaptıkları sözleşmelerden sorumlu tutulacaklardır. Neyi, ne zaman yapmaya söz vermişse ondan sorumludur. Verdiği söze ve sözleşmesine uymalıdır. “Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü (insan verdiği) sözden sorumludur.”⁸

Ahirette sorgulanacak olmaları gerçeği dünyada huzur toplumu meydana getirilmesini sağlamalıdır. Bu anlayış da güzel insanı ve kâmil mümini oluşturur. İnsan, amellerinden sorgulanacaktır. “Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.”⁹  İnsan, göz, kulak, dil, el, ayak, kalp ve diğer organlarından, ilmiyle amel edip etmediğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından sorgulanacaktır. “İyice bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü göz, kulak ve kalp, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur.”10

Ömer (r.a.) şöyle demiştir: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce amellerinizi tartınız. Hiçbir gizliliğin gizli kalmayacağı en büyük arz (kıyamet günü) için hazırlıklı olunuz! Kıyamet günü dünyada iken kendisini hesaba çekene, hesap kolay gelecektir.’11 

Her gün akşam yatağa yatmadan önce nefsimizi hesaba çekmeliyiz. Ne idim, ne oldum, ne olmalıyım sorusunu, her birimizin, kurum, toplum ve Müslüman olarak kendimize sormamız gerekir. Neden sormalıyız? Zira var olan her işin başını, sonunu, konumunu, görevini ve sorumluluğunu düşünmek zorundadır. Düşünen de önce kendisine sormalı ve kendisini sorgulamalıdır. Düşünen toplum kendi tarihini ve kurumunu, hatta kendi ailesini düşünmeli ve sorgulamalıdır.

  1. Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 139
  2. Müslim, Zekât, 87
  3. Enbiyâ suresi, 21:23
  4. A’râf suresi, 7:6
  5. Hicr suresi, 15:92-93
  6. Tekâsür suresi, 102:8
  7. Müslim, Eşribe, 140; Tirmizî, Cihat, 27
  8. İsrâ suresi, 17:34
  9. Nahl suresi, 16:93
  10. İsrâ suresi, 17:36
  11. Hâris el-Muhâsibî, Risâletü’l-Müsterşidîn, s. 80

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Fransa’daki İslami Kuruluşlar: “Cumhurbaşkanına Sunulan Metin, Müslümanları Suçlayıcı ve Ötekileştirici”

Fransa’da bir süredir tartışılan, Ulusal İmamlar Konseyi İlkeler Tüzüğü’ne imza atmayan Millî Görüş Fransa İslam Konfederasyonu, Fransa'daki Türk Müslüman Dernekleri Koordinasyon Komitesi ve Tebliğ Federasyonu ortak bir açıklama yaptı. İslami kuruluşlar, prensipte imamlar konseyi projesini desteklemekle beraber Macron'a sunulan metnin Müslümanları suçlayıcı ve ötekileştirici ifadeler içerdiğini açıkladı.

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş