Aile

“Sokağa Çıkması Kısıtlanan Minikler Agresifleşebiliyor”

Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle pek çok ülkede ana sınıfları, kreşler, veya ilkokullar örgün eğitimden online eğitime geçiş yaptı. Zaman zaman sokağa çıkma yasağı veya karantina gibi nedenlerden ötürü de minik çocukların sokakla bağı azaldı. Uzmanlar sokağa çıkmaları kısıtlanan çocukların izolasyonun süresi uzadıkça psikolojik olarak yıpranmaya başladığına dikkati çekiyor.
12 Ocak 2021

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ardından getirilen sokakla bağı azalan ve yaşıtlarıyla zaman geçirme imkânı bulamayan çocukların, sosyal izolasyonun süresi uzadıkça daha agresif, daha hırçın ve daha mutsuz olabildikleri belirtiliyor.

Koronavirüs tedbirlerinden en çok etkilenenler arasında oyun çağındaki minikler de bulunuyor. Kısıtlamanın süresi uzadıkça arkadaşları ve dışarıda oynadıkları oyunları özlemeye başlayan çocukların psikolojik durumlarındaki değişimlere dikkati çeken uzmanlar, anne ve babaları uyardı.

Çocuklarda son günlerde görülmeye başlanan psikolojik değişimler konusunda bilgi veren Klinik Psikolog ve Pedagog Mehmet Teber, yaşıtlarla temas etmenin, su içmek ve yemek yemek gibi bir gereklilik olduğunun altını çizdi.

Sosyal bir varlık olan insanın mutlaka başkalarıyla temas etmesi gerektiğini belirten Teber, ilk zamanlarda yalnızlık iyi gelse de zaman geçtikçe sosyalleşememenin psikolojiyi zedelemeye başlayacağını vurguladı.

Sokağa çıkmaları kısıtlanan çocukların da sıkıntı yaşamaya başladığına işaret eden Mehmet Teber, miniklerin anne ve babalarıyla geçirdikleri sürenin bu ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığını kaydetti.

Anne baba ile vakit geçirmek sosyalleşme mi?

Yetişkinler için de aynı durumun geçerli olduğunu dile getiren Teber, şöyle konuştu: “Nasıl bizler anne ve babamızla zaman geçirdiğimizde sosyalleşemiyorsak çocuklar için de aynı durum söz konusu. Çocukların yaşıt ilişkisine ihtiyaçları var. Küçük-büyük ilişkisinde bir şeyler eksik kalıyor. Ne kadar anne ve babalarıyla oyun oynasalar da bu onlara yetmiyor çünkü arkadaşlarıyla oyun oynarken daha çok eğleniyorlar. Şimdi hayatlarındaki eğlence eksildi. Oyun oynarken deşarj oluyorlar. Gülüyorlar, ağlıyorlar, bağırıyorlar, kızıyorlar, öfkeleniyorlar, kısacası duygularını dışarı çıkarıp rahatlamış oluyorlar. Ailelerden de geri dönüşler gelmeye başladı. Çocuklarının daha agresif, daha hırçın, daha mutsuz olduğundan şikâyetçiler.”

“Oyun süresini iki katına çıkarın”

Klinik Psikolog ve Pedagog Mehmet Teber, dünyayı etkileyen bu süreçte ailelerin birlikte eğlenme ve sosyalleşmelerinin önemine işaret etti.

Olabildiğince çok etkileşime girilmesi hâlinde çocukların bu süreci daha hafif atlatacaklarını anlatan Teber, “Anne ve babaların çocuklarıyla ilgilenme ve oynama sürelerini iki katına çıkarması lazım.” dedi.

Sanal ortamda da olsa arkadaşlarla buluşmalara imkân sağlanmalı

Çocukların sanal ortamlarda arkadaşlarıyla bir araya gelmesinin de önünün açılması gerektiğini vurgulayan Teber, sözlerini şöyle sürdürdü: “Normal şartlarda bilgisayar oyunlarını veya sanal ortamı tavsiye etmeyiz ama böylesi olağanüstü dönemlerde buna müsaade edebiliriz. Bu süreçte sanal birlikteliklere kapı açmak gerekiyor. Çocukların belirli sürelerde sanal ortamlarda da olsa yaşıtlarıyla sohbet etmelerini sağlamak gerekli. Ancak bunu da çocuklara çok iyi açıklamamız lazım. Çocuklara, ‘Şimdi olağanüstü bir dönem olduğu için kuralları esnetiyorum, bu süreç bittiğinde artık bu kadar sanal ortamda zaman geçiremeyeceksin.’ dememiz gerekiyor.”

Mehmet Teber, ebeveyn ilgisine rağmen, agresiflik ve hırçınlık, uykusuzluk, yeme içme ve davranış sorunları gibi üstesinden gelinemeyecek durumlar oluştuğunda yine internet ortamından mutlaka bir uzmana danışmak gerektiğinin altını çizdi.

Teber, bu sürecin kendisi koronavirüse yakalandığı için ebeveynlerinden uzak kalan, anne ve babası sağlık çalışanı olduğu için onlarla bir araya gelemeyen ve hastalık nedeniyle yakınlarını kaybeden çocuklarda ise “travma” yaratabileceğini  söylüyor.

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Fransa’daki İslami Kuruluşlar: “Cumhurbaşkanına Sunulan Metin, Müslümanları Suçlayıcı ve Ötekileştirici”

Fransa’da bir süredir tartışılan, Ulusal İmamlar Konseyi İlkeler Tüzüğü’ne imza atmayan Millî Görüş Fransa İslam Konfederasyonu, Fransa'daki Türk Müslüman Dernekleri Koordinasyon Komitesi ve Tebliğ Federasyonu ortak bir açıklama yaptı. İslami kuruluşlar, prensipte imamlar konseyi projesini desteklemekle beraber Macron'a sunulan metnin Müslümanları suçlayıcı ve ötekileştirici ifadeler içerdiğini açıkladı.

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş