Hayat

Töre budur ki, kişi, konuk gelende, konuğuna aş ve yatak, atına da ot vere!

Şimdilerde bizlere çok tuhaf gelse de, zamanın bir bölümünde, tarihin bir yerinde gelenekler böyle imiş. Bu yazıya başlık olan gelenek de Kazak, Kırgız ve Yakutlar başta olmak üzere Orta Asya Türklerinin uymak zorunda olduğu en önemli kurallardan birisidir. Ve o kural “Töre budur ki, kişi, konuk gelende, konuğuna aş ve yatak, atına da ot vere. Vermeyende, konuk hakkını ala.” şeklindedir.
İlhan Bilgü
17 Temmuz 2021

Bu cümleyi anlamakta zorlananlar olabilir ki, manası şöyle olur: Töreye göre, bir kimseye misafir gelirse, o misafire yemek ve yatacak, misafirin atına da ot vermeye mecburdur. Eğer vermezse, misafir olan kişi, ondan hakkını alır.

Hani biz bu töreye yazının başında gelenek dedik ya, siz burada bunu “anayasa” şeklinde anlayın. Eğer ki siz, yok biz anayasa şeklinde anlamayız gelenek şeklinde anlarız derseniz, işte o zaman yanıldığınızı hemen söylemek zorundayım. Hâlâ bunda ısrar ediyorsanız önce gelenek ve töre arasındaki farka bakalım. Gelenek, yeni nesillerin, eski nesillerin hâl, hareket ve tutumlarını sosyal bir kural olarak devam ettirmeleridir. Gelenek bazen terkedilebilir, bir yerden bir başka yere hareket edilince, o yerin geleneğine uyulabilir.

Ama töre öyle değildir. Yazılı olmasa bile, yazılı anayasalardan daha güçlü bir şekilde uygulanır. Onun için eski Türklerde töre denildiğinde söz kesilir, artık söz törenin olur. Töreyi sultan da olsan, padişah da olsan, hakan ya da kağan da olsan ihlal edemezsin. Onun içindir ki, yazımızın konusu olan, konuğa yani misafire ikram, bir gelenek değil bir töredir. Bu töreye göre, konuk olan kişiye önce bir konak (kalacak yer) verilir. Buna yatak da denilir ki, bugünkü bildiğimiz yataktır. Fakat yatak, sadece bizim bildiğimiz şekliyle değil, kalınacak olan yerin tümünün de adıdır. Yatak verildi demek, konak verildi demek olur. Konak, aynı zamanda misafire de denilir. Şaşırmayın! Şöyle izah edelim: Siz yolcu, yani misafirsiniz, o hâlde siz kendinize konak dersiniz. Çünkü orası sizin değil, başkasınındır ve siz oraya konmuşsunuz. Ama misafir olduğunuz kişi size konak demez, o, konuk der. Bu durumda da, ev sahibi sizi oraya kondurmuş demektir.

Konukluk bir töre maddesi olduğuna göre töreye göre davranmak icap eder ki, burada serbestlik yoktur. Siz çok iyiliksever birisi olup misafirlerinize ikram edebilirsiniz. Bu sizin çok iyi bir kimse olduğunuzu gösterir. Çünkü siz can u gönülden bu ikramı yapmaktasınız. Fakat töreye göre konuk ağırlamakta mecburiyet vardır.
Öyle ki, konuğuna ve konuğunun yanında bulunan atına (ki, bu, bazen eşek, katır veya öküz gibi taşıma işi yapan başka hayvan da olabilir) ahır ve ot da vermeyen bir kimse, bey ise beyliğinden olur.

Diyelim ki, bir ev sahibi konuğuna aş ve yatak, konuğunun atına da ahır ve ot vermedi, o zaman ne olacak? Hani bu bir anayasaydı, ev sahibi o anayasayı ihlal ederse ne olacak, değil mi?

İşte o zaman toy (burada beylerin buluştuğu tören) toplanıp ev sahibine tazminat ödemesi kararı çıkar ve tazminat da o şekilde ödenir. Tanzimat, at ve don şeklinde ödenir. Don, elbise, kılık kıyafet demektir. Fakat, tazminat misafire değil, misafirin bağlı bulunduğu beye ödenir.

Misafir, kendisine konak ve aş atına, ot ve ahır alamazsa, bunu zoraki alabilir. Gider, hiç çekinmeden konakta yatar, konağın yemeğinden yer, atına da konağın otundan alır ve yedirir. Fakat, kendisi zorla aldığı için, sadece orada bulunduğu sürece ihtiyacı olanı alır. Yanında götürmek için alamaz. İşte o fazlalık, hırsızlık olur.

Tahmin ediyorum, ya ev sahibinin evi müsait değilse ne olacak, diye sorabilirsiniz. Töre, her bir obaya, beklenmedik misafirler için konak bulundurmayı da mecbur etmiştir. Obadan da bey sorumlu olduğuna göre, bey beyliğini bile, konuğunu hakkıyla ağırlaya. Bakın burada bir başka mesele daha çıktı. Hakkıyla ağırlamak.
Herkes toplumdaki yerine göre ağırlanmak zorundadır. Eğer, bir misafire bir toklu (genç koyun) kesmek gerekli iken, bir oğlak kesilirse, misafir o konağı terkedip, barımta hakkını kullanabilir. Barımta hakkı ne ola ki derseniz, onu bir başka yazımıza bırakalım. Lakin şu malumatı vermeden de geçmeyelim. Barımta hakkına göre misafir, en az, kendisine ikram edilmesi gereken kadar, meselâ bir toklu olmak üzere o obadan hakkını zorla alır. Toy toplanıp, zorla aldığı tokluyu misafirin hakkı olarak kayda geçer. Eğer hakkından fazla aldı ise onu geri iade eder. Zira Barımta hakkında, gerçek haktan biraz daha fazla alma mümkündür. Lakin, toyda o fazlalık geri iade edilir.

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş