Aile

Efendimiz’in Çocuk Sevgisi

Peygamberimiz’in çocuklara olan şefkati ve sevgisi gördüğü her çocuğa selam vermesi ve hâlini hatrını sormasından belli olurdu. Çocuklarla arkadaşça konuşur, onların anlayış seviyelerine göre sohbet eder, öğütler verirdi.
09 Kasım 2022
Efendimiz’in Çocuk Sevgisi @Shutterstock

Kur’ân-ı Kerîm’de Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “âlemlere rahmet” olarak tanıtılmaktadır. Yani sadece insanlık olarak bizler için değil, varlıklar âleminde olan her şey için bir rahmet kaynağıdır. Hz. Peygamberin (s.a.v.) insanlık âlemi içinde, farklı statü ve mevkilere sahip olan tüm insanların peygamberi olduğu söylenebilir. Çünkü O, insanlara kendi içlerinden gönderilen bir “insan-peygamber” (beşer-resûl) vasfını haizdir. Bu iki vasfın özelliğinin özeti ise kulluğu ve peygamberliğidir. Efendimiz’in çocuk sevgisi ve aile hayatına dair birçok kaynak bulunmaktadır.

Peygamberimiz (s.a.v.) ailesinde müşfik bir eş, sevecen bir baba ve dede iken; devlet idaresinde adil bir başkan ve nihayet cihad meydanlarında cesur ve dirayetli bir komutandır. Dolayısıyla her konuda da örnek teşkil etmektedir. “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”[1] ayeti de bu özellikleri tasdik etmektedir.

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) peygamberlik dışındaki insani yönünün en dikkat çekici örneklerini çocuklarla olan münasebetlerinde görebiliriz. Çünkü o, bu münasebetlerinde “çocukla çocuklaşabilen”, çocukların gönüllerini kazanabilen ve bunu diğer insanlara da tavsiye edebilen bir Peygamber idi. İşte Peygamberimiz’in şahsında çocuklara olan sevgisini ortaya koyan bazı sevgi ve şefkat örnekleri:

SENİYYETÜ’L VEDA VE ÇOCUKLAR

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hicret yolculuğunu tamamlamasına yakın haber alan Medineli çocuk ve yaşlılar en güzel elbiselerini giyerek, hasretle bekledikleri o kutlu nebiyi karşılamak üzere seniyyetü’l veda’ya gelmişler ve şehrin giriş yoluna karşılıklı dizilmiş bir şekilde beklemektelerdi. Çocuklar ve gençler ise ellerinde def çalmak suretiyle “Taleal Bedru Aleyna” diye bildiğimiz meşhur ezgiyi söylemektelerdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) ise çocukların yanına giderek, “Beni seviyor musunuz?” diye sordu. Çocuklarda, “Evet, çok seviyoruz.” cevabını verdiler. Hz. Peygamber (s.a.v.) de, “Allah şahit olsun ki, ben de sizler çok seviyorum.” dedi.

Hayat | 27 Kasım 2020 “Peygamber, Rastgele Bir İnsan Değil; Vahyi Alan ve Açıklama Görevi Verilen Kimsedir” 27 Kasım 2020

KIZ ÇOCUKLARINA SEVGİSİ

Cahiliye döneminde erkek çocukları kız çocuklarına tercih edilmekteydi. Hatta kız çocukları diri diri gömülürdü. Peygamberimiz ise bu ayrıma karşı kalkan olup, bu geleneği ortadan kaldırmak için gayret etmişti. Hatta bir seferinde “Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.”[2] buyurmuştur. Hz. Âişe anlatıyor: “Yanıma bir kadın geldi. Beraberinde iki kız çocuğu vardı. Bir şeyler istedi. Ne var ki, yanımda bir tane hurmadan başka da bir şey yoktu. Onu kendisine verdim. Kadın da ikiye bölerek kızlarına paylaştırdı, kendisine ise bir şey kalmadı. Çıkıp gittiler. Daha sonra Resûlullah içeri girdi. Durumu ona anlatınca şöyle buyurdu: “Çocukları hakkıyla sevmek ve onları korumak, cehennemden kurtuluşa vesiledir.” Peygamber Efendimiz de çocuklara olan şefkatinde bir ayrım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği aynı sevgi ve merhameti, diğer sahabî çocuklarına da gösterirdi.

ÇOCUKLARA KARŞI MERHAMETİ

Tüm canlılarda içgüdüsel olarak “yavruyu koruma” duygusu, insanların da en belirgin özelliklerindendir. “Allah merhameti yüz parçaya ayırdı. Bunun doksan dokuz parçasını kendi katında tuttu, geriye kalan bir parçayı ise yeryüzüne indirdi. İşte bu parçadan dolayı, hayvanlar yavrularına zarar vermesin diye ayaklarını dikkatle atarlar.”[3] hadisi de yine bu bağlamda değerlendirilmelidir.

ÇOCUKLARA GÖSTERDİĞİ İLGİ

Hz. Enes anlatıyor: “Ailesine karşı Hz. Peygamber (s.a.v.)’den daha şefkatli hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim’in, Medine’nin kenar mahallelerinden birinde oturan bir süt annesi vardı. Bu süt annenin kocası demircilik yapmaktaydı. Her gün çocuğu görmek için oraya giden Hz. Peygamber (s.a.v.), varınca duman dolu eve girer, çocuğunu kucaklayarak bağrına basar, koklar ve öperdi.”[4]

Bir sabah namazında birinci rekâtta altmış ayet okuduğu halde, ikinci rekâtta bir çocuk ağlaması işiterek en kısa surelerden biriyle namazı tamamlayan Hz. Peygamber (s.a.v.)’e bunun sebebi sorulunca şu anlamlı açıklamada bulunmuştur: “Bir çocuk ağlaması duydum ve annesine eziyet vermeyeyim diye hemen namazı kısa tuttum.”[5] 

EĞİTİMİN EN GÜZEL ÖRNEĞİ

Rafi’ b. Amr, hurmaları taşlayan yaramaz bir çocuktur. Bahçe sahibi, onu yakalayarak Hz. Peygamber (s.a.v.)’in huzuruna getirir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ‘Hurma ağaçlarını neden taşlıyorsun yavrucuğum?’ sorusuna, Rafi’ mahcup bir şekilde ‘Aç idim Yâ Resûlallah! Yemek için…’ cevabını verir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de, “Bir daha ağaçları taşlama yavrum. Ama istersen ağaçların altına düşenlerden alıp yiyebilirsin’ der ve sonra başını okşayarak ‘Allah’ım! Bu yavrunun karnını Sen doyur’ diye dua eder.”[6]

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz çocuklara karşı muhabbetin ve şefkatin en güzel ve canlı örneği idi.

(Erkam Sohbetleri, 138.)

 

[1] Ahzab suresi, 33:21.

[2] Deylemî, Müsnedu’l-Firdevs, 3/a.

[3] Buhârî, Edeb 19; Müslim, Tevbe 17.

[4] Buharî, Edeb 18; Müslim, Fedâil 63.

[5] Nesâî, Kıble 35; Nevevî, Şerhu Müslim,IV, 187.

[6] İbn Mâce, Ticaret 67; Ebu Davut, Sünen, Cihad, 85.

 

Reklam (İç Sayfa)

Pin It on Pinterest

Paylaş