Avusturya’da “Göçmenler Çalışmıyor” Algısı Popülist Siyasetin Ürünü
@Shutterstock
Avusturya’da nüfus yalnızca göç sayesinde artarken, entegrasyon politikaları siyasi popülizmin gölgesinde kalıyor. Mülteciler ve göçmenlerin çok çalışması isteniyor, ama, göçmenlerin iş ve yer bulması engelleniyor. Ülkede, Müslümanların yönetici pozisyonlarında olmaları da istenmiyor.
- AVUSTURYATOPLUM
- 23 Eylül 2025
Avusturya, düşük doğurganlık oranı nedeniyle nüfusunu yalnızca göçle ayakta tutabilirken popülist siyasetçiler, göçmenlerin çalışmadığı algısını yayıyor. Ancak, ülkede göçmenlerin hem çalışma müsadesi alması hem de iş bulmaları giderek zorlaştırılıyor. Göçmenler ise buldukları işlerde düşük ücretlerle çalışmak durumunda kalıyor. Göç araştırmacılarına göre, çalışmak isteyen göçmenler öncelikle bürokrasi engeline takılıyor.
Bu arada, ülkenin nüfusa bağlı geleceği de yine göçmenlere bağlı. 2024 yılında Avusturyalı kadın başına düşen çocuk sayısı ortalama 1,3 olarak kaydedildi. Oysa nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli oran 2,1. Bu tablo, Avusturya’nın büyümesinde göçün oynadığı kritik rolü ortaya koyuyor. Şu an ülkede yaklaşık 1,8 milyon yabancı uyruklu ve 2,5 milyon göçmen kökenli insan yaşıyor. Bu da toplam nüfusun yüzde 27’sine denk geliyor.
Popülizm, Entegrasyonun Önünde Engel
Mülteci ve göçmen politikaları söz konusu olduğunda Avusturya’da tartışmalar çoğu zaman bilimsel verilerden ziyade popülist sloganlarla yürütülüyor. Uzmanlara göre entegrasyon, kamuoyunda anlatıldığı gibi tek yönlü bir süreç değil. Österreichische Akademie der Wissenschaften araştırmacısı Wiebke Sievers, “Toplum, göçmenlerin aşama aşama asimile olup sonunda vatandaşlıkla ödüllendirilmesini bekliyor. Ancak gerçek çok daha karmaşık” ifadelerini kullanıyor.
“Müslüman Müdür İstenmiyor”
Araştırmalara göre göçmenler eğitimde ve iş hayatında ne kadar başarılı olursa, toplum içindeki görünürlükleri arttıkça ayrımcılık riski de yükseliyor. Bu duruma sosyal bilimlerde “entegrasyon paradoksu” deniliyor. WU Viyana’dan Judith Kohlenberger, “Toplum bir yandan göçmenlerden çok çalışmasını ve sosyal yükselişini talep ediyor, diğer yandan Müslüman birinin amir ya da yönetici olmasını istemiyor” diyerek çelişkiye dikkat çekiyor.
Çalışmak İsteyenler, Bürokrasiye Takılıyor
Sığınmacılar için de benzer sorunlar geçerli. Kamuoyunda “çalışmak istemiyorlar” iddiaları sıkça dillendirilse de araştırmalar bunun aksini gösteriyor. Mülteciler için iş bulmak, hem ekonomik hem de psikolojik açıdan hayati önemde. Ancak Avusturya, AB’nin öngördüğü altı aylık bekleme süresini fiilen uzatarak sığınmacıların işgücü piyasasına katılımını engelliyor. Aynı durum dil kursları için de geçerli. Bu nedenle entegrasyon süreci çoğu kişi için yıllarca ertelenmiş oluyor.
“Yabancılaşma Korkusu” ve Kalıcı Ayrımcılığın Yolunu Açıyor
Göçmen karşıtı siyasi söylemlerde en sık kullanılan kavramlardan biri “yabancılaşma” ya da “Überfremdung”. Özellikle Suriyeli mülteciler üzerinden yürüyen bu tartışmalar, göçmenlerin çabalarını görünmez kılıyor. Kohlenberger’e göre, “Bir Suriyeli ne kadar uğraşırsa uğraşsın, dil öğrense de iş bulsa da, ten rengini değiştiremeyeceği için toplumun bir kesiminde hep yabancı olarak kalıyor.” Eğitimden iş hayatına kadar uzanan ayrımcılık zinciri, entegrasyonu en başından sekteye uğratıyor.
Geleceğin Anahtarı Göçmenlerin Toplumsal Katılımına Yol Açmak
Uzmanlara göre Avusturya’nın göçmenlere yönelik politikasında köklü bir değişiklik gerekiyor. Doğurganlığı teşvik eden para yardımları ya da geçici politikalar yerine, göçmenlerin eğitim, işgücü ve siyasete katılım imkanlarının artırılması ülkenin yararına olacak. Aksi halde hem ekonomik büyüme hem de toplumsal barış risk altında kalacak.