Her Sabır Sonunda Sevinç Getirir
@shutterstock
İnsan hayatı, sevinçlerle ve hüzünlerle örülü uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta karşılaşılan zorluklar, imtihanlar ve kayıplar çoğu zaman kişinin sabır gücüyle sınanmasına vesile olur.
- HAYAT
- 2 Ekim 2025
- 2143
Zeynep Akpınar
Sabır, yalnızca edilgen bir bekleyiş değil; umutla direnmek, kararlılıkla ayakta durmak ve teslimiyetle sonucu Allah’a bırakmaktır. Mevlânâ’nın ifadesiyle, “Sabır, acı şeyleri tatlılaştırır.” Bu bakımdan sabır, insanın hem dünyevî hem de uhrevî yolculuğunda en kıymetli azıklardan biridir.
Sabır ile Ulvi Davet
Kur’ân-ı Kerîm’de sabır defalarca zikredilmiş ve sabredenlerin Allah katında mükâfata nail olacağı bildirilmiştir. Zümer Suresinde, “Sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak verilecektir”(1) buyurularak sabrın değeri açıkça vurgulanır. Yine başka bir ayette Bakara Suresinde, “Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir”(2) denilerek sabrın ilahî yardımın anahtarı olduğu bildirilir.
Hz. Ali’nin, “Sabır, imanın yarısıdır” sözü de bu hakikati teyit eder. Zira sabır, imanla birlikte düşünüldüğünde yalnızca bir erdem değil, aynı zamanda kalbin köklerini sağlamlaştıran bir güçtür.
Hadislerde Sabır Anlayışı
Hz. Peygamber (s.a.v.) sabrı, müminin en değerli hasletlerinden biri olarak tanımlamıştır. Nitekim, “Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet verilmemiştir”(3) buyurmuş, sabrı bir nimet olarak değerlendirmiştir. Bir başka hadisinde ise, “Mü’minin işi ne hoştur! Ona sevinç isabet ederse şükreder; bu onun için hayır olur.(4) Ona sıkıntı isabet ederse sabreder; bu da onun için hayır olur” diyerek sabrın her durumda mümine kazanç sağladığını belirtmiştir.
Şems-i Tebrîzî’nin, “Sabır, beklemesini bilene her kapıyı açar” sözü bu hadisin bir yorumu gibidir. Çünkü sabır, kapalı sandığımız yolların ardındaki hikmeti görebilmek için bir imkândır.
Zannedilen Sabır ile Hakiki Sabır
Bugün çoğu zaman sabır kavramını yanlış anlamaktayız. Bir mobilyayı alamadığında “sabrediyorum” diyen, istediği elbise karşısında imkânsızlık yaşayınca “sabretmek zorundayım” diye yakınan ya da sofrasında sevdiği yemek geciktiğinde “sabrediyorum” diyerek şikâyet eden nice insan vardır. Oysa bunlar sabır değil, yalnızca geçici arzuların ertelenmesi karşısında gösterilen tahammüllerdir.
Hakiki sabır ise dünyevî zevklerden mahrum kalmayı kabullenmekten öte, kalbe ağır gelen imtihanlar karşısında metin kalabilmektir. Bir insan sırf tüketim isteğini ertelediği için sabrettiğini sanıyorsa, bu kelimenin derin manasını kavrayamamış demektir.
Gazze’deki anneler çocuklarını toprağa verirken, yıkıntılar arasında yeniden hayata tutunurken sabır gösteriyor. Biz ise bir hevesimiz yerine gelmediğinde “sabrediyorum” dediğimizde, onların sabrı karşısında utanmalıyız. Hakiki sabır, Gazze’deki çocukların gülüşünde, yaralı bedenlerle ayakta durmaya çalışan babaların dirayetinde, karanlık gecelerde bile Allah’a yönelen kalplerdedir. Yunus Emre’nin dediği gibi, “Sabır ile koruk helva olur, dut yaprağı atlas.” İşte Gazze’nin sabrı, koruk acısının helvaya dönüşmesi gibi, insanlığa onur ve direniş meyvesi sunmaktadır.
Umut ve Teslimiyetin Rolü
Sabır, tek başına değil, umut ve teslimiyetle birlikte anlam kazanır. Umut, sabrın gecesini aydınlatan meşaledir. Umutsuz bir sabır kuru bir bekleyiştir; umutla birleşen sabır ise dirayetli bir duruşa dönüşür. Gazze halkının sabrı bu bakımdan umutla beslenmektedir. Yıkıntıların arasında çocukların yeniden oyun kurması, kayıpların ardından dualarla ayakta kalınması umutla yoğrulmuş sabrın ifadesidir.
Teslimiyet ise sabrın zirvesidir. İnsan elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabilirse kalbinde gerçek huzuru bulur. İmam Gazali bu konuda, “Sabır, musibetlere karşı nefsi dizginlemek, nimetler karşısında taşkınlık yapmamaktır” diyerek sabrın hem sıkıntı hem de bolluk zamanlarında insanı sınayan bir değer olduğunu belirtir. Teslimiyet, işte bu sınavı olgunlukla tamamlamanın adıdır.
Gazze’nin Sabır Sembolü
Sabır yalnızca bireysel bir erdem değildir; toplumsal direnişin de adıdır. Bugün bu hakikati en güçlü şekilde Gazze’de görmekteyiz. Yıllardır süren zulüm ve abluka karşısında Gazze halkı sabırla direnmekte, umudunu diri tutarak teslimiyetle Rabbine yönelmektedir. Onların sabrı, dünyanın dört bir yanında mazlumlar için bir umut kaynağıdır.
Kur’an’da bu durum Âl-i İmrân Suresi’nde şöyle ifade edilir: “Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, cihada hazırlıklı olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.”(5) Bu ayet, Gazze’nin direnişinde tecelli eden sabır anlayışının bir özeti gibidir.
Mevlânâ’nın, “Sabır, gönlün anahtarıdır” sözü Gazze halkının yaşadığı imtihanı açıklayan en uygun ifadelerden biridir. Çünkü onların sabrı, karanlık kapıları açan bir anahtar gibi yeni umutlara vesile olmaktadır.
Sabrın Sonundaki Sevinç
Sabır, bazen uzun bir bekleyiştir; bazen de kalbi yakan acılara rağmen ayakta kalabilmektir. Ancak sabreden kişi bilir ki her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır.(6) Rabbimiz, “Şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır” buyurarak bu gerçeği insanlığa müjdelemiştir.
Yunus Emre’nin, “Derviş gönlün sabır gerek, sabır ile bayram olur” sözü de sabrın sonunda mutlaka bir sevinç ve ferahlık olduğunu anlatır. Sabreden, bazen beklediği sonucu elde eder, bazen de kalbinde huzur ve teslimiyetle bambaşka bir sevinç bulur.
Sonuç Olarak..
Sabır, insanın ruhunu olgunlaştıran, umutla beslenen ve teslimiyetle huzura kavuşan bir değerdir. Hz. Peygamber’in, “Kim sabrederse Allah onu sabırlı kılar” hadisi bu gerçeğin en açık ifadesidir.
Fakat unutulmamalıdır ki, zannedilen sabır ile hakiki sabır arasında büyük bir fark vardır. Gazze’deki kardeşlerimizin sabrı, bizim sabır zannettiklerimizle kıyaslanamayacak kadar yücedir.
Bugün Gazze’nin sabrı, Yunus Emre’nin öğüdü, Mevlânâ’nın hikmeti, Hz. Ali’nin sözleri, bize aynı hakikati fısıldıyor: Sabır, sonunda mutlaka sevinci getirir. O sevinç bazen bir zafer, bazen bir direnişin meyvesi, bazen de kalbin huzuru şeklinde insana döner.
Sonuç olarak, sabır sadece beklemek değil; umudu diri tutmak, teslimiyetle Rabbine yönelmek ve her zorluğun ardında bir kolaylık olduğuna iman etmektir. Çünkü gerçekten de, her sabır sonunda sevinç getirir.
(1) Zümer suresi, 39:10.
(2) Bakara suresi, 2:153.
(3) Buhârî, Zekât, 50.
(4) Müslim, Zühd, 64.
(5) Ali İmrân suresi, 3:200.
(6) İnşirâh suresi, 94:6.






