Almanya’da Ev Arayışında Hümeyra’ya Ret, “Schneider”e Davet

Almanya’da Ev Arayışında Hümeyra’ya Ret, “Schneider”e Davet

@Shutterstock

Almanya’da Humaira Waseem adlı bir kadın, ev başvurusu sonrası yabancı ismi nedeniyle eve bakmaya çağrılmadığını öne sürerek bir emlakçıya karşı dava açtı.

Almanya’da bir kadın, ev arayışı sırasında uğradığını düşündüğü ayrımcılığı ortaya çıkarmak için bir emlakçıya adeta “tuzak” kurdu. Kasım 2022’de Hessen eyaletinde üç kişilik ailesi için ev arayan Humaira Waseem, aynı konut ilanına farklı isimlerle defalarca başvurdu. Pakistan kökenli adıyla yaptığı başvurulara olumsuz yanıt alan Waseem, Alman bir soyadı kullandığında ise hemen ev gösterimine davet edildi.

Bu deneyimin ardından Waseem, emlakçının tutumunu ayrımcılık olarak değerlendirerek tazminat davası açtı. Dosya, Perşembe günü Karlsruhe’de bulunan Almanya Federal Adalet Divanı’nda (BGH) ele alındı. Yargılama sürecinde, Waseem’in yaşadıklarının ayrımcılık teşkil ettiği büyük ölçüde kabul edildi. Ancak duruşmada asıl tartışma konusu, ayrımcılıktan kimin sorumlu tutulacağı oldu.

Emlakçı Mı, Ev Sahibi Mi Sorumlu?

Duruşmada söz alan BGH Başkanı Yargıç Thomas Koch, davada temel sorunun, ayrımcı tutumdan emlakçının mı yoksa ev sahibinin mi sorumlu olacağı olduğunu belirtti. Emlakçının avukatı, müvekkilinin yalnızca ev sahibinin talimatlarını yerine getirdiğini savunarak sorumluluğun ev sahibine ait olması gerektiğini ileri sürdü.

Davacı Waseem’in avukatı ise, emlakçıların sorumluluktan muaf tutulmasının ciddi bir koruma boşluğu oluşturacağına dikkat çekti. Çünkü çoğu zaman konut arayanların doğrudan ev sahipleriyle değil, yalnızca emlakçılar veya site yönetimleriyle muhatap olduğunu vurguladı.

“Frau Schneider” Olunca Randevu Çıktı

Waseem, Kasım 2022’de internet üzerinden yaptığı ilk başvuruda, randevu kalmadığı gerekçesiyle reddedildiğini aktardı. Oysa ilanın yeni yayınlandığını ve birden fazla dairenin boş olduğunu söyledi. Aynı şekilde, yabancı isim taşıyan eşi ve kız kardeşi adına yapılan başvurular da sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine 30 yaşındaki kadın, bu kez “Frau Schneider” adıyla başvurdu ve kısa süre içinde ev gösterimi için randevu aldı. Ardından Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’ne başvuran Waseem’e, “testing” (test başvurusu) yöntemi önerildi. Waseem, iki farklı Alman isimle daha başvuru yaptı ve her ikisi de olumlu yanıt aldı.

“Testing” Yöntemi Mahkemede Delil Sayılabiliyor

Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’ne göre “testing” yönteminde, yalnızca tek bir özellik (örneğin isim veya cinsiyet) dışında her yönüyle aynı olan başvurular yapılıyor. Bu yöntemin sonuçları, mahkemelerde ayrımcılığa dair güçlü birer emare olarak kabul edilebiliyor. BGH’deki duruşmada da Yargıç Koch, bu tür test sonuçlarının delil niteliği taşıyabileceğini ifade etti(bb)