Hoş Geldin Ey Şehr-i Ramazan

Hoş Geldin Ey Şehr-i Ramazan

@Shutterstock

Ramazan sadece takvimde başlayan bir ay değil, kalpte başlayan bir yolculuktur. Evlerimizi, sofralarımızı ve gönüllerimizi hazırlarken asıl soru şudur: Değişen sadece günler mi olacak, yoksa biz de dönüşecek miyiz?

Zeynep Akpınar

Ramazan ayı yaklaşırken, takvim yaprakları sessizce düşerken, evlerimizde bir telaş, kalplerimizde tatlı bir heyecan oluşur. Ramazan geldi, sofralarda tatlıların kokusu, kandillerin asılması, hurmaların tabaklara yerleşmesi ve mutfaktaki hazırlıklar; hepsi bize bu ayın müjdesini fısıldıyor. Evleri, gönülleri ve zihni toparlamak, birlikte dua ve Kur’an okumaya niyet etmek; Ramazan’a hazırlanmanın başlangıcıdır.

Ramazan’a hazırlık, sadece bir zorunluluk değil; bir güzelliktir. Kalbi, bedeni, zihni ve evi bir bütün hâlinde hazırlamak; aile ile birlikte sofraları ve evin düzenini organize etmek, Ramazan’ı güzel bir şekilde anlamak için gereklidir. Çünkü Ramazan, sadece aç kalmak değil; ruhu, kalbi ve davranışları olgunlaştıran, alışkanlıkları ve hayatı yeniden gözden geçirmeyi öğreten bir aydır.

Kalbi Sevgiyle Arındırmak: Affetmek Bir Güzelliktir

Ramazan öncesi en önemli hazırlık, kalbi temizlemektir. Kırgınlıkları bırakmak, affetmeyi öğrenmek, öfkeyi serbest bırakmamak… Ramazan ayında ise, gönül kapılarını açmak ve barışı davet etmesi gerekir insan. Allah Teâla Kur’ân-ı Kerîm’de, “Affedin, hoş görün, sabırlı olun; Allah da sizi bağışlasın.” (Nisâ suresi, 4:36) buyuruyor. 

Geçmişin yüklerini kalpten atmak, Ramazan’ın ruhuna giden yolu açar. Aile fertleriyle konuşmak, çocuklarla ilgilenmek ve kırgın gönüllere el uzatmak sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda bir hazırlıktır. Misafirleri planlarken kalpleri de misafir etmek; sofraya konan her hurma ve tatlı ile sevgiyi paylaşmak, Ramazan’a adım atmanın güzel bir yoludur.

Hem Zihni Hem Kalbi “Toparlamak”

Ramazan sadece kalbi değil, zihni de sınar. Günlük koşuşturmanın içinde kaybolan dikkat, bu ayla birlikte toparlanmalıdır. Haftalık namaz planları, cemaatle ibadetler, Kur’an okumaları ve dualar organize edilmelidir.

Zihni toplamak, sadece program yapmak değil; günleri verimli geçirmek, dikkati dağıtan alışkanlıklardan uzak durmak ve zihni oruca odaklamaktır. Dürtüler, istekler ve düşünceler davranışlarımızı tetikler; kalbin doğru komut alması, zihnin ve niyetin saf hâle gelmesiyle mümkündür. Hazırlık, hem beyin hem kalp ile birlikte gerçekleşen bir süreçtir. Kendimizi hazırlamak, eski alışkanlıkları dönüştürmek ve Ramazan’a bilinçli adım atmaktır.

Yoğun hayat içinde hiçbir değişiklik yapmadan, sadece ağız ile oruç tutup ruhunu tatmadan ibadetlerin lezzetine ermeden bayram edenler de mutlaktır; ancak tüm azalar ile oruç tutmak ve değişimin farkında olmak, tadılan ve alınan ayrı bir hazdır.

HAYAT | 29 Mart 2023 Ramazan Ayı Ruhun Bakıma Alındığı Aydır

Bedeni Oruçla Dost Etmek

Beden de ruh kadar önemlidir. Sahura kalkmak, iftar akşamlarına alışmak, gün boyunca enerjiyi doğru kullanmak; bunlar Ramazan’ın bedensel sınavıdır. 

Sofraları özenle hazırlamak, tatlıları ve hurmaları sunmak, paylaşmayı ve birlikte olmayı pekiştirir. Her tabağa konan hurma, sevgiyi ve özeni temsil eder. Evdeki düzen, sofradaki özen ve aile ile geçirilen zaman, Ramazan ayının bir parçasıdır.

Ev ve Sofra Hazırlıklarıyla Bereketi Çağırmak

Ramazan sofraları evin bereketini yansıtır. Kandillerin asılması, misafir davetleri ve iftar sofrası hazırlıkları, aileyle birlikte yapılan özel anlardır; sevgi, paylaşma ve huzur hislerini evin her köşesine taşır.

Çocuklarla birlikte sofrayı hazırlamak, tatlıları yerleştirmek, kandilleri asmak; sadece göz için değil, kalp için de bir hazırlıktır. Bu küçük detaylar, Ramazan’ın yaklaşan bereketini evde hissettirir ve herkesi hazırlar.

Ramazan Ayı İle Birlikte Toplumsal Heyecanı Canlandırmak

Ramazan ayının ilk günlerinde, insan bir tefekküre davet edilir; sanki sevdiği birinin uzaklardan gelmesi gibi kalpte bir heyecan belirir. Osmanlı’da bu günlerde caddeler süslenir, Ramazan pazarları kurulur, çocuklar için Hacivat-Karagöz sahneleri hazırlanır, camilerde teravih namazları için mahyalar asılır ve halk hem ibadet hem de sosyal birliktelik için bir araya gelirdi.

Günümüzde ise yoğun yaşam ve rutin çoğu zaman bu hazırlığı ihmal etmemize yol açar. Ancak bizler, hem ferdî hem de toplumsal gayretlerle bu heyecanı yeniden canlandırabiliriz. Evlerimizi ve gönüllerimizi Ramazan’a açabiliriz. Sahabeden örnek alarak, Ramazan’a bireysel ve toplumsal bir hazırlıkla yaklaşarak, gönüllü misafirlik ve ziyaretlerle birbirimize manevi destek olabiliriz. Çünkü bu dönem, hem ruhun hem toplumun birlikte hazırlandığı, coşkuyu ve birlikteliği tekrar hissettirdiği bir zaman dilimidir.

TOPLUM | 24 Nisan 2020 Oruç ve Orucu Bozan Hallere Dair Çeşitli Sorulara Cevaplar

Niyet ve Maneviyat 

Ramazan niyet ve plan demektir. Hangi ibadetleri yapacağımızı, hangi duaları okuyacağımızı, hangi kırgınlıkları gidereceğimizi önceden düşünmek gerekir. Ramazan ayının ilk günlerinde yapılan planlama ile birlikte, ibadetler daha bilinçli ve huzurlu olur.

Büyük âlim İmam Gazâlî şöyle der, “Oruç, sadece midenin değil, bütün organların orucudur.” Demek ki mesele sadece aç kalmak değil; göz, kulak, dil ve kalbin de oruca uygun hâle gelmesidir. Ramazan’da, beden, ruh ve kalp bir olur. Yaratan’ın bize sunduğu değişimi kabullenme ve hayatı yenileme fırsatıdır. Kalp, beyin ve alışkanlıklar bir araya geldiğinde gerçek değişim başlar.

Hazırlığın Hayatta Yeri

Unutmayalım ki, hazırlık sadece Ramazan’a özgü değildir. Hayatta her zaman vardır ve insan sürekli yenilenerek dinamikleşir. Kalbi, zihni, bedeni ve evi düzenlemek, planlamak ve hazırlamak, hayatın her alanında bir sorumluluk olarak karşımıza çıkar. Her yeni gün, her yeni eylem, bir hazırlığın başlangıcıdır. Her adım, hayatın ritmini ve düzenini güçlendirir; Ramazan öncesi yapılanlar bunu en anlamlı hâle getirir.

Hayatın İçinden Bir Son Dokunuş

İlk günler, hayatın içinden fırsatlar zamanıdır. Bu fırsatları iyi değerlendirerek, Ramazan’ı gerçek anlamıyla yaşama imkânı elde ederiz. 

Ramazan ayının ilk günlerini idrak ettik, ediyoruz. Gönüller açıldı, kalpler Ramazan’a hazırlanarak, niyetler temizlendi ve tazelendi. Şimdi dua ve huzur için söz sırası geldi.

Mehmet Âkif Ersoy dilinden…
Yâ Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine,
Kaldır aradan vahdete hâil ne ise… 

Hepimize Ramazan her yıl gelir, fakat herkes için aynı şekilde geçmez. Herkesin hazırlık ve niyeti farklıdır. Ancak gayemiz aynı olmalıdır. Evimiz, soframız, kalbimiz ve zihnimiz; hepsi Ramazan’ı idrak etmelidir.

Bu günleri boş geçirmek yerine hem kendimizi hem evimizi hem ailemizi hem de kalbimizi, zihnimizi toparlayarak değerlendirmek bizim elimizde. Bir gönül almak, kırgınlıkları bitirmek, sofraları düzenlemek ailede coşkuyu yeniden yakalamak, çocuklarla birlikte dua ve Kur’an sofralarında buluşmak…

Ve belki de asıl soru şudur: “Ramazan ayında sadece takvim mi değişecek, yoksa biz de güzel hasletler kazanarak gerçekten değişecek miyiz?”