Babalar ve Çocukları-3

Babalar ve Çocukları-3

“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız ağır birer imtihan sebebidir.” (Enfâl suresi, 8:28; Tegâbün suresi, 64:15).

Ayet, bir taraftan anne-babanın çocuklarına karşı sorumluluklarını hatırlatırken diğer taraftan bu ilişkinin zorluklarına da işaret etmektedir. Aile içinde anne-baba çocuk ilişkisinden beklenen nedir? sorusuna, aile kimliği kazanmış, eve aidiyeti olan, çevresine saygılı ve Allah’a karşı vazifelerini yerine getirmede duyarlı olmak şeklinde cevaplayabiliriz. Kur’ân-ı Kerîm’in ateş potasına atılmak gibi gördüğü (fitne) ata-evlat ilişkisinin sorun olmaktan çıkıp bahsettiğimiz kıvama gelebilmesi nasıl sağlanabilir? Bunlar için öne çıkan dört maddeyi hatırlatmak isteriz: Birincisi, çocuk doğduğu andan itibaren ona karşılıksız sevgi ve ilgi göstermek esastır. Çocuk doğduğunda ana rahminden yani steril bir ortamdan dünyaya gelmekte ve sığınabileceği güvenli bir liman aramaktadır. Anne-baba ona karşılıksız sevgi vererek önce onun sevgisini kazanmak, sonra gereken ilgiyi göstermek, bazı şeyleri anlamaya başladığında iyi bir örnek olmak yoluyla saygısını kazanarak sağlam bir bağ kurmalıdır.   

İkincisi, çocuk ile oynamak ve özellikle baba oyununa ağırlık vermek, onunla yeterli ve kaliteli zaman geçirmek önemlidir. Hz. Peygamber’in “çocuğu olan onunla çocuklaşsın” hadisi çocukla oynamanın ibadet değerinde olduğunu ifade eder. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda özellikle baba oyununun çocuklarının hayal dünyalarını güçlendirerek gelişimine büyük katkı sağladığı, hayata hazırladığı ve onları daha başarılı kıldığına dair bulgular yer almaktadır. 

Üçüncüsü, çocuklara sorumluluk vermek önemlidir. Hz. Peygamber’in “hiç kimse kendi el emeğinden daha hoş bir şeye sahip olmamıştır” hadisi el emeğinin aidiyetlerin oluşmasındaki değerine de işaret eder. Çocukların yaşına, gücüne ve kabiliyetine sorumluluk vererek eve katkısını sağlamak onların sadece becerilerini ve küçüklük sendromundan çıkmalarına bir katkı değil aynı zamanda onlara değerli oldukları duygusunu da yaşatmaktır. Bu yol, onların eve olan aidiyetlerinin güçlenmesi ve aile kimliği kazanmaları için gereklidir. 

Dördüncüsü, çocuk belli bir yaşa gelip arayışlara girdiğinde onun durduğu yerden bakabilmek önemlidir. Anne-babanın çocuklarında bir olumsuzluk gördüklerinde onu anlamak ve kendilerinin değil onların durduğu yerden bakabilmek sonrasında da çocuğun varmak istediği amaca hizmet eden daha uygun alternatif yolları göstermek hem ikna edici hem de kendilerine saygınlık kazandıran bir tutumdur.

Bu dört maddede yer alan hususlar özellikle babalar tarafından uygulanabilirse anne de bu noktada babaya yardımcı olursa iyi bir mü’min, beden ve ruh sağlığı bakımından iyi bir evlat, milletine faydalı bir fert yetiştirmeleri mümkündür.    

En doğrusunu Allah bilir!