Tarihte Tatilin Faturası

Tarihte Tatilin Faturası

Bugün İslam dünyasının içine düştüğü fikrî, siyasî ve ahlâkî buhranı anlamak için dış sebepler aramak beyhudedir. Zira en temel meselelerden biri, yüzümüzün istikbale değil, maziye dönük olmasıdır. Tarihi anlamak yerine, ona sığınmayı tercih eden bir zihniyetin bugünü inşa etmesi mümkün değildir.

Elbette tarih, bir kimliğin hafızasıdır. Köklerimizi bilmek, nereden geldiğimizi anlamak kıymetlidir. Ancak hafızayla yaşanmaz. Hafıza, istikamet tayini içindir. Ne var ki bugün birçok İslam toplumu, tarihten ders çıkarmak yerine, onu bir gurur malzemesine dönüştürmüş durumdadır. Geçmişin ihtişamı ile avunurken, bugünün gerçekleri karşısında acziyet sergilemektedir.

“Bir zamanlar neydik” cümlesi, neredeyse “bugün neyiz” sorusunun yerini almış durumda. Oysa bu iki soru arasındaki uçurum büyüdükçe, gurur yerini farkında olunmayan bir çöküşe bırakır. Tarihte büyük medeniyetler kurmuş olmak, bugünkü dağınıklığımızı mazur göstermez. Aksine, daha büyük bir sorumluluk yükler.

Daha da vahimi, tarihte kalması gereken ihtilaf ve çekişmelerin bugün hâlâ diri tutulmasıdır. Mezhepsel ayrışmalar, asırlar önceki şartların etkisindeki siyasi ve ilmî tartışmaların bir yansıması olarak ortaya çıkmıştı. O dönem için anlaşılabilir olan bu ayrılıklar, bugün adeta kimliklerin merkezine yerleştirilmiş durumda. Kardeşlik hukukunu zedeleyen, birlik şuurunu parçalayan bu yaklaşım, İslam toplumlarının en büyük zafiyetlerinden biri haline gelmiştir.

HAYAT | 13 Eylül 2024 Tarih Eğitimi

Bugün bir Müslüman, kendisini Kur’an ve sünnetle tanımlamak yerine, çoğu zaman bir mezhebin, bir grubun ya da tarihî bir figürün üzerinden tarif etmektedir. Bu durum, ümmetin ortak değerlerde buluşmasını zorlaştırmaktadır. Enerjisini birbirine karşı tüketmesine sebep olmaktadır. Oysa tarih, bölünmek için değil, birleşmek için okunmalıdır.

Geçmişte yaşanan ihtilafları bugüne taşımak, sadece zihinsel bir tembellik değil, aynı zamanda büyük bir sorumsuzluktur. Zira bugünün meseleleri, bugünün çözümlerini gerektirir. İslam coğrafyası eğitimden ekonomiye, adaletten yönetime kadar pek çok alanda ciddi problemlerle karşı karşıyadır. Ancak Müslümanların geneli, bu sorunlara çözüm üretmek yerine, yüzyıllar önceki tartışmaların tarafı olmayı tercih etmektedir.

Tarihte “tatil yapmak”, yani oraya sığınıp bugünden kaçmak, kısa vadede bir teselli sunsa da uzun vadede ağır bir fatura çıkarır. Bu faturanın adı; geri kalmışlık, dışa bağımlılık ve parçalanmışlıktır.

O halde yapılması gereken açıktır: Tarihi putlaştırmadan, ondan ibret alarak ilerlemek. Mezhepsel farklılıkları zenginlik olarak görmek, ama onları ayrışmanın aracı haline getirmemek. En önemlisi ise, sorumluluğu geçmişe yüklemek yerine, bugünü inşa etme cesaretini göstermek.

Unutmamalıyız ki, geçmişin büyüklüğüyle değil, bugüne dair beceriler ile var olabiliriz. Ve istikbal, ancak bugünü doğru kurabildiğimiz ölçüde bizim olacaktır.