Sağlık

Dijital Çağın Yaygın Hastalığı “Nomofobi”

Günümüzde giderek yaygınlaşan nomofobinin dünya genelinde oluşturduğu tehdite dikkati çeken uzmanlar, özellikle çatışmacı ailelerin ve sürekli uyarılan çocukların bu hastalığa daha yatkın olduğu kanaatinde.
08 Mayıs 2022
Dijital Çağın Yaygın Hastalığı “Nomofobi” @Shutterstock

Nomofobi, cep telefonu yanında olmayan kişinin huzursuz ve gergin olma durumuna denir. Bu bağlamda nomofobiye bağlı olarak kişi, her 15 dakikada bir telefonuna bakıyor ve günde 150 kez telefonunu kontrol ediyor.

Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Meram Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Aydın, yaptıkları internet bağımlılığı testleri ve akademik çalışmalar ile üniversite öğrencileri üzerinde yapılan alan çalışmaları sonucunda, kontrolsüz internet kullanımının insan sağlığına zarar verdiğini söyledi.

Aile | 1 Aralık 2021 Teknoloji Faydalı Bir Hizmetkâr, Tehlikeli Bir Hükümdardır! 1 Aralık 2021

Dünya genelinde teknoloji bağımlılığının yaygınlığının yüzde 10 olduğunu dile getiren Aydın, şöyle konuştu: “Bu oran Türkiye’de, dünya ortalamasına çok yakın yani 9,7 seviyesindedir. Bu da her 10 kişiden birinin teknoloji bağımlısı olduğunu gösteriyor. Çin’de yüzde 11, Japonya’da ise yüzde 4 seviyesindedir. İşsizlik oranının yüksekliği, amaçsızlık, hedefsizlik, içe kapanıklık ve toplumdan soyutlanma arttıkça bu oran daha da artıyor. Bizim de yaptığımız çalışmalar neticesinde teknoloji bağımlılığı olan her 3 öğrenciden birinin ders başarısının daha düşük olduğunu tespit ettik. Bu durum her geçen gün daha da artıyor. Aileler çocuklarının başarılı olmasını istiyor ama öğrenciler internetten bağlantılarını koparmayınca ders başarısı da hâliyle düşüyor.”

AKŞAMLARI MAVİ IŞIĞA MARUZ KALMAYIN!

Aydın, teknoloji bağımlılığına karşı ailelerin daha dikkatli olmalarını tavsiye ederek, şöyle devam etti:

“Öğrencilere tavsiyemiz, özellikle akşam saatlerinde kesinlikle mavi ışığa maruz kalmasın ve bu durumdan kendilerini sakındırsın. Çünkü o saatlerde mavi ışığa maruz kalmamız melatonin hormonumuzu baskılıyor. Bu hormon da hangi hormonun ne şekilde salgılanacağını, uyku düzenimizi ve ritmimizi belirliyor. Bu yüzden buna dikkat etmemiz gerekiyor. Örneğin cep telefonu ve tabletteki mavi ışığa maruz kalmamız, biyolojik saatimizi alt üst ediyor. Gündüz saatlerinde uykusuzluk, dikkat yetersizliği, konsantre olamama gibi sorunlarla karşılaşmamıza yol açıyor. Bu da ders başarımızı olumsuz etkiliyor. Bu kapsamda telefonlardaki mavi ışık filtrelerinin faydasının olduğunu düşünmüyoruz.”

YATMADAN 4 SAAT ÖNCE TELEFON KAPATILMALI

Yatmadan 4 saat önce telefonun kapatılması gerektiğini ifade eden Aydın, şunları kaydetti:

“Nomofobi özellikle çocuklarda daha yaygın şekilde görülüyor. Yine kişi nomofobiye bağlı olarak telefonu akşam yatarken yastığının altına koyuyor. Telefondan uzaklaşmaması sonucunda hem radyasyona hem de mavi ışığa maruz kalıyor. Bu da problemli durumlarla karşılaşmamıza yol açıyor.”

Anadolu Üniversitesi (AÜ) Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (SODİGEM) Müdürü Doç. Dr. Levent Eraslan, konuya dair yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Telefon eksikliği ve yokluğu, insanın cep telefonu olmadığı zaman kendisini huzursuz hissetmesi ve ‘fomo’ adı verdiğimiz gelişmelerden anlık haberdar olma hastalığıyla beraber işleyen bir yapıyı oluşturmaktadır. Telefonu unutmaktan, şarjının bitmesinden korku, sürekli online olma isteği… Hastalık, depresyona kadar giden bir yapı özelliği göstermektedir.”

Eraslan, nomofobinin önemli bir durum oluşturduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlar sosyal ağlarda, bulunduğu platformlardaki bütün gelişmelerden haberdar olmak istemektedir. Bu yüzden de sürekli olarak cep telefonlarıyla kendi sosyal ağlarını takip etmekteler. İletişim eksikliği, şarj bitişi ya da fiziksel olarak telefonun kapalı olduğu durumlarda da kaygı bozukluğu yaşıyorlar. Bunların tamamı modern toplum hastalığı.”

YÜZ YÜZE İLETİŞİM

Eraslan, bu tür hastalıkların çözümü için birebir dedikleri “face to face” iletişimi önerdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti: “Evlerde özellikle anne ve babaların cep telefonu kullanımında model olmalarını, çocuklarıyla birebir nitelikli vakit geçirmelerini, bunun yanı sıra okullarda bunun yasaklayıcı değil anlatıcı şekilde verilmesini öneriyoruz. İnsanların doğayla iç içe olmalarını önermekteyiz. Vakit geçirmek, nitelikli oyunlar oynamak, çocuklarımız ve gençlerimizle sohbet etmek, böylesi problemlerin ortadan kalkmasını sağlayabilir.”

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş