İsveç’te Oturma İzni “Ahlaklı Yaşam” Şartına Bağlanıyor
@shutterstock
İsveç hükümeti, göçmenlerin oturma hakkını yalnızca yasalara uymakla değil, “düzgün ve ahlaklı bir yaşam sürmekle” da ilişkilendiren yeni bir düzenleme hazırlıyor. İnsan hakları savunucuları ise belirsiz kriterlerin keyfi uygulamalara kapı aralayabileceği uyarısında bulunuyor.
- GündemİSVEÇ
- 5 Nisan 2026
İsveç hükümeti, göç politikalarında dikkat çeken yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Buna göre ülkede yaşayan göçmenlerin yalnızca yasalara uyması yeterli görülmeyecek; aynı zamanda “düzgün” ya da “ahlaki” bir yaşam sürmeleri de beklenecek. Hükümet, bu kriterlere uymayan kişilerin oturma hakkını kaybedebileceğini belirtiyor.
Konuya ilişkin konuşan İsveç Göç Bakanı Johan Forssell, borçlarını ödemeyen, kamu kurumlarının kararlarına uymayan ya da sosyal sistemi kötüye kullanan kişilerin ülkede kalma hakkının olmaması gerektiğini ifade etti.
Sadece Suç Değil “Ahlaki Davranış” da Ölçü Olacak
Yeni düzenleme yalnızca suç teşkil eden fiilleri değil, aynı zamanda “dürüstlük” ve “ahlaki davranış” gibi daha geniş ve yoruma açık kavramları da kapsıyor. Vergi ödemeden çalışan ya da trafik cezalarını ödemeyen kişilerin de sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
İsveç siyasetinde etkili olan aşırı sağcı İsveç Demokratları partisinin göç politikaları sözcüsü Ludvig Aspling de yaptığı açıklamada, göçmenlerin bazı beyanlarının doğrudan suç sayılmasa bile “ahlaki eksiklik” göstergesi olarak değerlendirilebileceğini dile getirdi.
İnsan Hakları Kuruluşlarından Sert Tepki
Yeni yasa tasarısı, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekmiş durumda. İnsan hakları kuruluşlarından Sivil Haklar Savunucular (Civil Rights Defenders) kuruluş, İsveç hukümetinin yabancılar için farklı bir hukuk sistemi oluşturmasından endişe ettiğini açıkladı.
Kuruluşun hukuk direktörü John Stauffer, özellikle suç teşkil etmeyen ifadelerin dahi değerlendirme kapsamına alınmasının ciddi riskler barındırdığını belirtti. Stauffer’a göre bu durum, ifade özgürlüğü üzerinde baskı oluşturduğu gibi göçmenlerin sürekli olarak kendilerini sansürlemesini zorunlu hâle getirecek.
Asıl Tartışma: Belirsiz Kriterler
Uzmanlar, “ahlaki yaşam” gibi muğlak bir kavramın hukuki bir kriter haline getirilmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Bu tür belirsiz ölçütlerin, uygulamada keyfi kararların önünü açabileceği ve eşitlik ilkesini zedeleyebileceği ifade ediliyor.
İltica Başvurularında Tarihi Düşüş
Öte yandan İsveç’te sığınma başvurularının son yıllarda ciddi şekilde azaldığı belirtiliyor. Hükümet verilerine göre 2025 yılında yapılan başvurular, 1985’ten bu yana en düşük seviyeye geriledi. 2024 yılında ise hem sığınmacılara hem de aile birleşimi kapsamında verilen oturma izinlerinin sayısı rekor seviyede düşüş göstermişti.
Yasa Temmuz’da Yürürlüğe Girebilir
Söz konusu düzenlemenin parlamentodan geçmesi halinde 13 Temmuz’da yürürlüğe girmesi bekleniyor. 2022’den bu yana iktidarda olan sağ hükümet, yaklaşan seçimler öncesinde göç politikalarında daha sıkı önlemler hayata geçirmeyi hedefliyor.
Ancak yeni düzenleme, yalnızca İsveç’te değil, Avrupa genelinde de göçmen hakları ve hukuk devleti ilkeleri açısından geniş çaplı bir tartışmayı beraberinde getirecek gibi görünüyor.