Almanya’da İsrail’in Var Olma Hakkı Yasasına Hukukçulardan Tepki

Almanya’da İsrail’in Var Olma Hakkı Yasasına Hukukçulardan Tepki

@Samuel Hagger / Unsplash

Almanya’nın Hessen eyaletinin İsrail’in var olma hakkının inkarını cezai yaptırıma bağlamayı planlayan yasa tasarısı, çok sayıda hukukçu tarafından eleştirildi. Uzmanlar, düzenlemenin ifade özgürlüğünü ihlal edebileceğini ve Anayasa ile bağdaşmadığını savunuyor.

Almanya’nın Hessen eyaletinde İsrail’in var olma hakkının inkarını cezai yaptırıma bağlamayı öngören yasa tasarısı, çok sayıda hukukçu tarafından sert biçimde eleştirildi. Federal Konsey’e ve eyalet hükümetlerine gönderilen açık bir mektupa imza atan akademisyenler, girişimi “Anayasa’ya aykırı” olarak nitelendirdi.

Hessen, söz konusu tasarıyı 8 Mayıs’ta Federal Konsey’e sunmayı planlıyor. Düzenlemeye göre, İsrail Devleti’nin var olma hakkının kamuya açık biçimde inkar edilmesi ve İsrail devletinin ortadan kaldırılmasına yönelik çağrılar, eğer antisemitik şiddeti veya keyfi uygulamaları teşvik etmeye elverişli ise, cezai yaptırıma tabi olacak.

“Düşünce Özgürlüğüyle Bağdaşmıyor”

Ancak hukukçular, bu girişimin anayasal dayanağını sorguluyor. “İnkar” kavramının, Holokost inkarının Alman Ceza Kanunu’nun 130. maddesi kapsamında cezalandırılmasına benzer bir durumu ima ettiği belirtilse de, İsrail’in var olma hakkı doğrulanabilir bir olgu değil, siyasi bir görüş olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle belirli görüşlerin hedef alınarak yasaklanması, Anayasa’nın 5. maddesinde güvence altına alınan düşünce özgürlüğüyle bağdaşmıyor.

Ayrıca imza atan akademisyenler, Alman Federal Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarına da atıfta bulunuyor. Nasyonal Sosyalist şiddetin övülmesinin cezai olarak sınırlandırılabileceğine dair istisnanın, tarihsel olarak benzersiz bir durum olarak tanımlandığı ve başka siyasi çatışmalara genellenemeyeceği vurgulanıyor.

“Sınırlandırma İçin Bağımsız Bir Hukuki Dayanak Yok”

Hukukçular ayrıca Almanya’nın “devlet aklı” (Staatsräson) ilkesine yapılan atfı da reddediyor. İsrail’e destek siyasi olarak gerekçelendirilebilse de, bunun temel hakların sınırlandırılması için bağımsız bir hukuki dayanak oluşturmadığı ifade ediliyor. Açık mektuba imza atanlar arasında hukukçular Andreas Fischer-Lescano, Michaela Hailbronner ve Matthias Goldmann da bulunuyor.(bb)