Almanya Aile Bakanı Prien’e Göre “Müslüman Karşıtı Irkçılık” Sözde
@shutterstock
Almanya Aile Bakanı Karin Prien, “Demokrasi Yaşatılıyor” programını demokrasi eğitimi ve aşırıcılıkla mücadele ekseninde yeniden yapılandırırken, “Müslüman karşıtı ırkçılık” ifadesini “sözde” olarak nitelemesi tartışma başlattı. Prien, devletin belirli siyasi pozisyonları değil demokrasiyi koruması gerektiğini ileri sürdü.
- ALMANYAGündem
- 25 Temmuz 2026
Almanya Aile Bakanı Karin Prien, federal hükümetin 2014 yılından bu yana yürüttüğü “Demokratie leben” (Demokrasiyi Yaşatmak) programında kapsamlı değişikliklere gidileceğini açıkladı. Programın bundan sonra demokrasi eğitimi ve aşırıcılığın önlenmesine odaklanacağını belirten Bakan Prien’in, “Müslüman karşıtı ırkçılık” için “sözde” ifadesini kullanması ve bu konuda bir pozisynu olmayacağını söylemesi de yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Die Zeit gazetesine konuşan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) mensubu Bakan Prien, programın son yıllarda kimlik siyaseti ve azınlık odaklı bir çizgiye kaydığını savundu. Devlet destekli projelerin belirli siyasi görüşleri temsil etmemesi gerektiğini ifade eden Prien, hükümetin temel görevinin demokrasiyi güçlendirmek ve aşırıcılıkla mücadele etmek olduğunu söyledi.
“Müslüman Karşıtı Irkçılık” İfadesine Mesafe Koydu
Prien, azınlıkların korunmasının önemini kabul ettiğini belirtmekle birlikte, bunun kendisini “sözde Müslüman karşıtı ırkçılık” olarak tanımladığı yaklaşımları benimsemeye zorlamayacağını dile getirdi.
Bakanın bu ifadeleri, Almanya’da Müslüman karşıtı ayrımcılığın resmi kurumlar tarafından uzun yıllardır belgelenen bir sorun olarak kabul edildiği bir dönemde dikkat çekti. Prien, devletin belirli ideolojik pozisyonlar almak yerine demokratik düzeni koruma sorumluluğu taşıdığını savundu.
Programda “Çeşitlilik” Hedefi Kaldırıldı
Yapılan değişikliklerle birlikte “Demokratie leben” programı artık yalnızca iki temel başlık altında yürütülecek: demokrasi eğitimi ve <aşırıcılığın önlenmesi.
Önceki uygulamada yer alan “çeşitliliğin desteklenmesi” ise programın hedefleri arasından çıkarıldı. Böylece yıllardır fonlanan çok sayıda çeşitlilik odaklı projenin geleceği de belirsiz hale geldi.
Prien, yalnızca çeşitliliği teşvik etmenin demokratik değerlere desteği otomatik olarak artırdığı yönündeki anlayışı sorguladığını belirterek, bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Geleneksel Kurumlar Ön Plana Çıkacak
Yeni dönemde bakanlık desteğinin daha çok toplumun “sessiz çoğunluğu” olarak tanımlanan kesimlere yöneltileceği açıklandı. Okullar, spor kulüpleri, itfaiye teşkilatları ve sosyal ortaklar gibi geleneksel sivil toplum aktörlerinin program kapsamında daha fazla desteklenmesi planlanıyor.
2014 yılından bu yana yüzlerce demokrasi, aşırıcılıkla mücadele, ırkçılık ve antisemitizm karşıtı projeye finansman sağlayan program, geçmişte de siyasi tartışmaların odağında yer almıştı. CDU ve diğer muhafazakâr çevreler programın tek taraflı biçimde sol eğilimli projeleri desteklediğini savunurken, SPD ve Yeşiller ise programın demokratik toplumu güçlendiren önemli bir araç olduğunu ifade ediyordu.
Koalisyon anlaşması kapsamında gözden geçirilen program, Karin Prien’in göreve gelmesiyle birlikte yeni bir yönelim kazanmış oldu. Bakan Prien, devlet desteklerinin belirli kimlik politikalarını değil, demokratik düzenin korunmasını ve aşırıcılıkla mücadeleyi esas alması gerektiğini vurguladı.erkezleri ayrıca yıl içerisinde 180 antisemitik şiddet olayını da belgeledi.