Avrupa Yolunda Göçmen Çocuklar İstismar ve Dolandırıcılık Kurbanı
@shutterstock
BM, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmen çocukların insan kaçakçılığı şebekelerinin elinde şiddet, işkence ve istismara maruz kaldığını ortaya koydu. Araştırmaya katılan gençlerin yaklaşık yarısı ağır ihlaller yaşarken, göçmenleri değil, onların çaresizliğinden kazanç sağlayan suç örgütlerini hedef alan mücadele çağrısı öne çıktı.
- AVRUPAGündem
- 14 Ekim 2026
- 0
Avrupa’ya yönelik düzensiz göçte insan kaçakçılığı ve göçmen dolandırıcılığı, özellikle refakatsiz çocukları hedef alıyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) yayımladığı bir rapora göre, daha iyi bir yaşam veya güvenli bir gelecek umuduyla yola çıkan çocuklar şiddet, işkence, zorla çalıştırma ve istismar tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. BM’nin terspitleri, göçmenleri hedef almak yerine onların çaresizliğinden kazanç sağlayan kaçakçılık şebekeleriyle mücadele edilmesinin önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Refakatsiz Çocukların Oranı Rekor Seviyede
Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve UNICEF verilerine göre, 2025 yılında Akdeniz ve Balkan rotaları üzerinden Avrupa’ya ulaşan göçmen çocukların sayısı yüzde 25 azalarak 31 bin 100’e gerilese de, refakatsiz çocukların toplam içindeki oranı yüzde 67’ye yükseldi. Böylece 20 binden fazla çocuk, ebeveynleri veya yasal vasileri olmadan tehlikeli yolculuklara çıktı.
Avrupa’ya giriş noktalarından İtalya ve İspanya’da refakatsiz çocukların oranı ise yüzde 86’ya ulaştı. İtalya’ya gelen çocukların sayısı da yüzde 12 arttı. Bu çocukların önemli bir bölümünün Mısır, Eritre, Bangladeş ve Somali’den geldiği belirtildi.
Gençlerin Yaklaşık Yarısı Şiddet Ve İstismara Uğradı
15-24 yaş grubundaki 4 bin 600’den fazla göçmen gencin katıldığı araştırma, göç güzergâhlarında yaşanan ihlallerin boyutunu ortaya koydu. Katılımcıların yaklaşık yarısı yolculuk sırasında fiziksel şiddet, işkence, alıkonulma veya zorla çalıştırma gibi ihlallerden en az birine maruz kaldığını bildirdi.
Raporda Libya, en ağır istismarların yaşandığı güzergâhlardan biri olarak öne çıktı. Doğu Akdeniz rotasını kullananların yaklaşık yüzde 10’u ise yüksek ücretli iş veya yasal belge vaadiyle kandırıldığını belirtti. Bu veriler, insan kaçakçılarının yalnızca yasa dışı geçişleri organize etmekle kalmadığını, göçmenlerin umutlarını ve içinde bulundukları zor koşulları da istismar ettiğini gösteriyor.

İnsan Kaçakçıları Göçmenlerin Çaresizliğinden Kazanç Sağlıyor
Savaş, yoksulluk ve iklim değişikliği gibi nedenlerle yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kalan insanlar, güvenli ve yasal göç yollarının daralmasıyla daha büyük risklerle karşılaşıyor. Bu durum, yasa dışı geçişleri organize eden suç şebekelerinin faaliyet alanını genişletirken özellikle çocukları ve korunmaya muhtaç kişileri istismara açık hâle getiriyor.
İş ve oturum izni vaadiyle para toplanması, göçmenlerin yanlış yönlendirilmesi ve tehlikeli güzergâhlara sürüklenmesi, bu suç ağlarının kullandığı yöntemler arasında yer alıyor. Göçmenler, Avrupa’ya ulaşabilmek için birikimlerini kaybetmenin yanı sıra fiziksel şiddet, sömürü ve insan ticareti tehlikesiyle de karşı karşıya kalıyor.
Bu tablo, göç politikalarının yalnızca sınır geçişlerini engelleme veya göçmen sayılarını azaltma hedefiyle yürütülmesinin yeterli olmadığını ortaya koyuyor. İnsan kaçakçılığı ve insan ticareti yapan örgütlerin finansman kaynaklarının, aracılık ağlarının ve sömürü yöntemlerinin hedef alınması, mücadelenin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Sığınma Hakkı İle Yasa Dışı Göç Organizasyonu Ayrılmalı
Göç meselesinde güvenlik politikaları ile uluslararası koruma yükümlülüklerinin birlikte ele alınması gerekiyor. Savaş, zulüm veya başka ciddi tehlikeler nedeniyle uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişilerin sığınma başvurularının değerlendirilmesi, insan kaçakçılığıyla mücadeleden ayrı bir sorumluluk alanı oluşturuyor.
Bu çerçevede, sığınma hakkı bulunan veya korunmaya ihtiyaç duyan kişileri suçlu gibi değerlendirmek yerine, onların çaresizliğinden yararlanan ve yasa dışı geçişleri kazanç kapısına dönüştüren suç örgütlerine odaklanılması önem taşıyor. Etkili bir göç politikası, hem sınırların hukuka uygun biçimde yönetilmesini hem de sığınma hakkına erişimin korunmasını gerektiriyor.

Avrupa’da Çocukların Korunmasına Yönelik Destek Geriliyor
BM raporunda, çocukların korunmasına yönelik uluslararası destek mekanizmalarındaki gerilemeye de dikkat çekildi. Mültecilerin yeniden yerleştirilmesi süreçlerine katılan çocukların sayısının 8 bin 900’den 3 bin 400’e düştüğü belirtildi. Avrupa Birliği (AB) içindeki Gönüllü Dayanışma Mekanizması kapsamında göçmenlerin üye ülkeler arasında paylaşımının da yüzde 67 gerilediği bildirildi.
Uluslararası Göç Örgütü Genel Direktörü Amy Pope, Avrupa ülkelerine göç güzergâhındaki ülkelerle iş birliğini artırma ve çocukları hedef alan insan kaçakçılığı örgütlerini dağıtma çağrısında bulundu.
BM, çocukların üstün yararının gözetilmesini, sosyal hizmetlere zamanında erişimlerinin sağlanmasını ve göç yönetimi amacıyla çocukların gözaltında tutulmamasını istedi.
Rapordaki bulgular, göç sorunuyla mücadelede önceliğin yalnızca göç hareketlerini durdurmak olamayacağını gösteriyor. Çocukların istismar edilmesini önlemek, göçmenleri dolandıran şebekeleri ortaya çıkarmak ve insan kaçakçılarının faaliyetlerini engellemek, hem insan haklarının korunması hem de yasa dışı göç ağlarının dağıtılması açısından belirleyici önem taşıyor.






