Gündem

İskeçe Müftüsü Ahmet Mete: Batı Trakya’da Ezanlar Tehdit Altında

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mete, "Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının başındaki insanlara tehditler, hakaretler yapılıyor ve insanımızın gözü önünde mahkemelere sürülüyoruz" dedi.
20 Ekim 2021
@aa

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, Yunanistan’ın, Müslüman Türk azınlığının din özgürlüğünü tehdit eden tutumu ve baskılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“YUNAN DEVLETİ, EMANET ALDIĞI AZINLIĞIN HAKLARINI VERMEDİ”

Batı Trakya’daki müftülük kurumunun, Lozan Antlaşması’nda esasları belirlenerek düzenlendiğine dikkati çeken Mete,”Yunan devleti, emanet aldığı azınlığın haklarını vermemiştir, vermemek için mücadele etmiştir.” ifadesini kullandı.

“MÜSLÜMAN TÜRK AZINLIK, SÜREKLİ KAN KAYBEDİYOR”

Mete, Osmanlı Devleti sonrası dönemden bu yana Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığının sürekli”kan kaybettiğini” belirterek, cuma namazı saatinde azınlık öğrencilerinin okullarında ders konulmasına yönelik Yunan makamlarınca yayımlanan genelgenin bunun son örneği olduğunu dile getirdi. Bu bölgedeki azınlığın birlik ve beraberliği için müftülüklerin çok önemli bir işlevinin olduğuna işaret eden Mete, “Yunan devleti tabii bunu biliyor. Zaten son olarak da ele almak istediği, elde etmek istediği kurum da müftülük.” şeklinde konuştu.

“ATANMIŞ MÜFTÜ, İLKOKUL MEZUNU BİR ADAM”

Mete, Yunan makamlarının, buradaki müftülerin Batı Trakya’daki Müslüman Türk toplumu nezdindeki konumunu zayıflatmaya yönelik “atanmış müftü”uygulamasına dikkati çekerek, şöyle devam etti: “İskeçe’deki (atanmış müftü), ilkokul mezunu bir adam. Gazetelerde çarşaf çarşaf özel hayatıyla ilgili haberler çıkan bir adam. Şimdi azınlık, çoğunlukla yaşarken (Yunanistan), halkın seçtiği Hristiyanların metropolitini şaşaalı saraylarda yaşatırken, metropoliti en eğitimlilerden seçtirirken, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığına böyle bir şeyi reva görmek, aslında onların fikrini ortaya koyuyor çünkü Yunan devletinin kafasında aynı Rodos’ta olduğu gibi önce bir müftü, sonra naip, sonra imamlığa (indirmek). Zaten imamlığa indiği zaman da toparlayıcı insan olmaz. İmamı toparlayacak makam olmaz. İmam, kendi halinde devletin memuru olur ve böylelikle cemaat dağılır. Camiler olur, ezan okunmaz, (atanmış müftülük) ‘bu toplumu nasıl başsız, kıblesiz, kitapsız yapabilirim’ diye böyle Hristiyan kafasıyla yapılan bir çalışmadır.”(AA,C)

Reklam (İç Sayfa)

Pin It on Pinterest

Paylaş