Kahire’de Bir Türk Hattat: Aziz Efendi’nin Sanat Yılları -2-

Kahire’de Bir Türk Hattat: Aziz Efendi’nin Sanat Yılları -2-

@ketebe.org

Önceki yazımızda Abdülaziz Rıfai Efendi’nin hayatına değinmiştik; bu yazıda ise onun hüsn-i hat ile hemhâl olduğu yılları ele alacağız. Yüzlerce eser kaleme alan ve “Serîʿü’l-kalem” ünvanını kazanan bu zat, hüsn-i hat sanatına ülkeler arası düzeyde hizmet etmiştir.

Hümeyra Yanar

1922’de Kahire’ye giden Aziz Efendi, altı ayda Melik Fuad Mushafı’nı yazdı. Güzelliğiyle herkesi hayran bırakan bu mushaf, onun Mısır’daki hocalık hayatının da başlangıcı oldu. Tezhibini de bizzat kendisi düzenledi. Mushafı gören Kral Fuad, Aziz Efendi’ye Mısır’da kalmasını ve dersler vermesini teklif etti. O da Cumhuriyet’in ilanıyla kapatılan Bâb-ı Meşîhat’taki görevini düşünerek bu teklifi kabul etti ve ailesini de yanına aldı.

Mısır’da İlk Hat Medreseleri

1922 yılı Ekim ayında “Tahsînü’l-Hutûti’l-Arabiyye Medresesi”ni açtı. 1923 yılının Şubat ayında ise Şeyh Salih Medresesi’nde ikinci bir hat mektebi kurdu. Her iki medresenin de müdürlüğünü ve hocalığını yaptı. Böylelikle Mısır’da ilk kez hat medreseleri açılmış oldu. Bu gelişme, yalnızca Arap dünyasında değil, tüm İslam coğrafyasında büyük bir etki yarattı. Türk hat sanatının usulleri Kahire’den dünyanın dört bir yanına yayıldı.

1925’te medreselere tezhip bölümü de eklendi. Aziz Efendi, yalnızca hattı değil, sanatın farklı dallarını da öğrencilerine aktardı. Ancak Mısır’ın kuru iklimi sağlığını olumsuz etkiledi. 1933’te emekliliğini isteyerek İstanbul’a döndü.

Eserleri ve Sanata Katkıları

Aziz Efendi, tevki, rika, sülüs, nesih, talik, muhakkak, reyhânî ve divanî gibi farklı yazı türlerinde eserler verdi. Yazıdaki hız ve zarafetinden dolayı “Serî‘ü’l-kalem” (hızlı kalem) lakabıyla anıldı.

Hayatı boyunca 12 mushaf yazdı, yüzlerce levha meşk etti. Mushaflarından biri Afganistan Emîri’ne, biri Mısır Krallığı hazinesine, biri Hıdîv Abbas Hilmî Paşa’nın validesine aitti. Bazıları aile fertlerinde, bazıları damadı Ekrem Hakkı Ayverdi’nin koleksiyonunda korundu. En meşhur mushafı, Mısır Kralı Fuad için hazırladığı nüshadır. Bu mushaf bugün Kahire İslam Eserleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ayrıca mezar kitabeleri yazdı. 1913’te Kâbe-i Muazzama’nın kisve-i şerifesinin bazı kısımlarındaki yazılar da ona aittir. Güzel tuğra resmetme konusundaki başarısıyla bilindi. Sâmî Efendi’nin vefatından sonra tuğrakeşlik için onun adı önerildi, ancak Aziz Efendi Meşihat’taki görevinden ayrılmak istemediği için bunu kabul etmedi.

Tezhip sanatına ilgisi sayesinde eserlerinde Batı sanatından izler de görülür. Barok rozetleri ve farklı renk kombinasyonları, onun yenilikçi yaklaşımının göstergesidir. Aynı zamanda ebru sanatında da başarılı eserler verdi.

Yetiştirdiği Talebeler

Kahire’deki medreselerde 1923-1933 yılları arasında 115 öğrenci yetiştirdi. Bunların arasında Tâhir el-Kürdî, Muhammed Ali Mekkâvî, Muhammed Efendi eş-Şehhât, Muhammed Ahmed Abdü’l-Âl, Rızk Mûsâ, Abdülkadir Efendi, Abdürrâzık Sâlim ve Abdurrahman Hâfız gibi isimler bulunuyordu. Türkiye’den de birçok öğrenciye icazet verdi.

Türkiye’de ise Hâfız Hasan Efendi (talik), Hatip Ömer Vasfî Efendi (talik) ve Mahmud Bedreddin Yazır gibi önemli isimleri yetiştirdi. Böylece yalnızca kendi dönemini değil, gelecek kuşakları da etkileyen bir hoca oldu.

Hatıralarda Aziz Efendi

Sanatı kadar kişiliğiyle de saygı uyandıran Aziz Efendi hakkında birçok hatıra nakledilir. Hocalarından Bakkal Arif Efendi, karlı ve soğuk bir günde dershaneye hiç kimse gelmese bile Aziz’in geleceğini düşünerek oraya gittiğini, onu beklerken bulduğunu anlatır. Bu, onun azminin ve sadakatinin en güzel örneklerinden biridir.

Üstadı Sâmî Efendi, imzasız bir celî yazıyı görüp “Böyle yazı her hattatın kârı değildir. Bu Aziz Efendi’nin eseridir” diyerek onu takdir etmiştir.

Sâmiha Ayverdi ise hatıralarında Aziz Efendi’yi şöyle anlatır: “Fevkalâde hüsnü ahlak sahibi, edep, terbiye, saygı ve sevgi ile dolu bir insandı. Kendisinden yazı isteyenleri reddetmez, çoğu zaman ücret dahi almazdı.”

Son Yılları ve Vefatı

İstanbul’a döndükten sonra kısa bir süre daha sanatla ilgilendi. 5 Cumâde’l-Ûlâ 1353 / 16 Ağustos 1934 tarihinde Fatih’teki evinde vefat etti. İstanbul Edirnekapı Mezarlığı’nda ebedî istirahatgâhına defnedildi.

Aziz Efendi, hat sanatını yalnızca Mısır’a değil, oradan da bütün dünyaya ulaştırdı. Kalemiyle olduğu kadar tevazusu ve ahlâkıyla da iz bıraktı.

Kendisine teşekkürlerimizi canı gönülden sunarak, Rahmetle anıyoruz.

 

Kaynak:

Serin, Muhittin: Hattat Aziz Efendi, Kubbealtı Yayınları 2007, S.14-31.

İslam Ansiklopedisi, 4.Cilt, İstanbul 1991, S.336-337.