Avrupa’da Kaç Cami Var?
@aa
“Avrupa’da kaç cami var?” sorusu, Avrupa’daki milyonlarca Müslümanın ibadet hayatına dair en çok merak edilen başlıklardan biri. İşte Avrupa ülkelerinde cami sayılarının genel görünümü.
- ALMANYATOPLUM
- 2 Aralık 2025
Avrupa’da kaç cami var? sorusu, Avrupa’da yaşayan milyonlarca Müslümanın dini hayatına dair en çok merak edilen başlıklardan biri. Farklı ülkelerdeki Müslüman nüfusun dağılımı, ibadet özgürlüğü ve cami inşasına yönelik yaklaşımlar değişiklik gösterse de Avrupa genelindeki cami sayısı, hem toplumsal görünürlüğün hem de Müslümanların karşılaştığı yapısal engellerin önemli bir göstergesi niteliğinde. İşte ülke ülke cami sayılarının oluşturduğu tablo.
Müslümanlar yeni cami inşa edebilmek için Batı Avrupa’da görünürlük ve güvenlik tehdidiyle, Doğu Avrupa’da ise yasal tanınma ve bürokrasi engeliyle karşı karşıya kalıyor. Araştırmalar, ideolojik söylemler ve İslam karşıtlığının Avrupa genelinde yapısal bir boyuta ulaştığını gösteriyor.
Avrupa nüfusunun yaklaşık yüzde 6’sı, yani 46 milyon kişi Müslüman kimliğiyle yaşıyor. Fransa’da 6 ila 7 milyon, Almanya’da 5 ila 6 milyon Müslüman bulunurken, Bulgaristan’da nüfusun yüzde 10’u İslam inancına sahip. Bu ülkelerde binlerce cami faaliyet gösteriyor.
Almanya’da 2 binden fazla, Fransa’da yaklaşık 2 bin 300, Bulgaristan’da ise yaklaşık bin 200 cami bulunuyor. Ancak bu güçlü varlık, ibadet özgürlüğünün garanti altına alındığı anlamına gelmiyor. İsviçre’de 2009’da yapılan minare yasağı referandumu, İslam karşıtlığının Batı Avrupa’da da yaygın olduğunun açık bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.
Batı Avrupa’da Camiler Görünür Ama Müslümanlar “Öteki” Olarak Temsil Ediliyor
Batı Avrupa’da cami sayılarının yüksek olması, Müslüman karşıtı söylemlerin ve uygulamaların giderek arttığı gerçeğini değiştirmiyor. Bu bölgede Müslümanların “öteki” temsili, siyasi kampanyalarda sıkça kullanılan bir araç haline geliyor. İtalya’da resmi cami sayısının sadece 5–8 ile sınırlı olması, çoğu ibadet merkezinin “kültür derneği” statüsünde faaliyet göstermesi, Müslümanların görünürlüğünün nasıl sınırlandığını gösteriyor.
Birleşik Krallık’ta yaklaşık bin 800 cami bulunmasına rağmen medya ve siyaset yoluyla Müslümanlara yönelik nefret saldırıları ve ayrımcılık vakaları sıkça raporlanıyor. İsveç ve Danimarka’da Kur’an yakma provokasyonları, Müslümanların toplumsal dışlanmasını daha da yoğunlaştırıyor. Bu ülkelerde yapılan araştırmalar, Müslümanların iş yaşamından barınmaya, kamu alanı kullanımından eğitime kadar birçok alanda ayrımcılığa maruz kaldığını ortaya koyuyor.
Fransa’da yayımlanan bir raporda, Şubat 2018’den Ocak 2022’ye kadar yaklaşık 25 bin cami, okul, dernek ve iş yerinin kontrol edildiği, aynı dönemde 718’inin kapatıldığı belirtiliyor. 2018 yılında Hollanda’nın Rotterdam kentinde ise Pegida’ya, Diyanet’e bağlı Laleli Camii önünde mangal partisi düzenleyerek domuz çevirme izni verilmiş olması, Batı Avrupa’daki İslam karşıtı siyasi atmosferin somut bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Doğu Avrupa’da Cami Yokluğu Müslümanların Varlığını Sınırlıyor
Doğu Avrupa’da Müslüman toplulukların yaşadığı temel zorluklar daha farklı bir boyut taşıyor. Slovakya’da nüfusun yaklaşık 5 binini oluşturan Müslümanların ülkede resmi bir camisi bulunmuyor. 2016’da devlet tarafından tanınmak için gerekli minimum üye sayısının 20 binden 50 bine çıkarılması, yeni cami inşaatını fiilen imkansız hale getirdi. Slovakya’da cami ve mescit izinlerinin yerel makamlar ya da mülk sahipleri tarafından sıkça geri çevrildiği biliniyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun ülkede Müslüman bir topluluk oluşmasını istemediğini açıkça ifade etmesi, siyasi yaklaşımın niteliğini yansıtıyor.
Çekya’da yaklaşık 20 bin Müslüman yaşıyor. Prag ve Brno’da küçük camiler bulunsa da yeni cami projeleri çoğu zaman toplumsal muhalefet ve bürokratik prosedürlerle engelleniyor. Prag’da Müslümanların cami inşa taleplerinin altı ay içinde en az 10 kez reddedilmiş olması, Doğu Avrupa’daki kurumsal direncin boyutunu gözler önüne seriyor. Medyada Müslümanlara yönelik olumsuz stereotiplerin ve popülist söylemlerin seçim kampanyalarında kullanılması, cami yokluğu sorununu altyapı eksikliğinin ötesine taşıyarak siyasi bir stratejiye dönüştürüyor.
Cami Karşıtlığı Yapısal Bir Sorun Haline Geliyor
Saha çalışmaları ve yıllık izleme raporları, cami karşıtlığının yapısal nedenlerine işaret ediyor. Medyada Müslümanların çoğu zaman “uyum sorunu” veya “güvenlik tehdidi” çerçevesinde temsil edilmesi, toplumdaki algının olumsuz yönde şekillenmesine neden oluyor. Araştırmalar, bu tür temsil biçimlerinin popülist partilerin desteğini artırdığını gösteriyor.
Avrupa’da Müslümanların ibadet özgürlüğü ülkeden ülkeye büyük farklılık gösteriyor. Batı Avrupa’da cami sayıları fazla olsa bile yeni cami projeleri yerel itirazlar, yasa kısıtlamaları ya da izin süreçleri nedeniyle sık sık tıkanıyor. Doğu Avrupa’da ise bazı ülkelerde hâlâ resmi cami bulunmuyor ve yasal tanınma kriterleri ile bürokratik engeller bu durumu pekiştiriyor. Bu tablo, cami sayısının fazlalığının ibadet özgürlüğünü garanti etmediğini ve Avrupa’daki Müslümanların eşit haklara sahip olmadığını gösteriyor.(aa,c)