Her Yükü Taşıyan Kadını Kim Taşıyacak?

Her Yükü Taşıyan Kadını Kim Taşıyacak?

Kadınlardan çoğu zaman güçlü olmaları, herkese yetişmeleri ve hayatın yükünü sessizce taşımaları bekleniyor. Evde, işte ve aile içinde görünmeyen bir emeği üstlenen kadın, başkalarının ihtiyaçlarını düşünürken kendi ihtiyaçlarını erteleyebiliyor. Peki herkesi taşıyan kadını kim taşıyor?

Yasemin Kumaş

Belki de güçlü olmak, her şeyi tek başına üstlenmek değil; neyi taşıyacağını, neyi paylaşacağını ve neyi Allah’a bırakacağını bilmektir.

“İyiyim.” Cevabı belki de kadınların en sık kullandığı ama arkasında en çok şey sakladığı kelimelerden biridir. “Çocuklarla ilgileniyorum. Evi toparlıyorum. İşe gidiyorum. Anneme yetişiyorum. Eşime destek oluyorum. Herkesin derdini dinliyorum. İyiyim…” 

Gerçekten İyi miyim?

Bugün birçok kadın yalnızca yaptığı işlerden değil, sürekli güçlü olmak zorunda hissetmekten yoruluyor. Herkese yetişmeye çalışırken kendisine geç kalıyor. Güçlü olmak ne zaman hiç yorulmamak oldu? Kadının güçlü olması elbette kıymetlidir. Ancak güç; hiç ağlamamak, yardım istememek, kimseye ihtiyaç duymamak ve her şeyi tek başına halletmek değildir.

Bazen “Ben hallederim” cümlesinin altında başka cümleler saklıdır:

“Kimseye yük olmamalıyım.”

“Ben yapmazsam olmaz.”

“Kontrolü bırakırsam her şey dağılır.”

“Güvenirsem hayal kırıklığına uğrarım.”

Dolayısıyla sürekli güçlü görünmenin altında zaman zaman kontrol ihtiyacı, güvensizlik, incinme korkusu ve mükemmeliyetçilik bulunabilir. Her şeyi kontrol eden kadın dışarıdan çok güçlü görünebilir; fakat içeride sürekli tetikte yaşayan, yorgun bir zihin taşıyor olabilir. Bazen gerçek güç, kontrol etmek değil; kontrol edemediğimiz şeylerin de bulunduğunu kabul edebilmektir.

Görünmeyen Emek, Görünmeyen Yorgunluk

Bir de evin içinde yapılan fakat çoğu zaman “iş” olarak bile görülmeyen emek vardır.

Yemek, temizlik ve çamaşır bunun yalnızca görünen tarafıdır. Çocuğun doktor randevusunu hatırlamak, okul ihtiyaçlarını takip etmek, evde neyin eksildiğini bilmek, alışverişi planlamak, ailedeki özel günleri unutmamak, çocuğun, eşin veya aile fertlerinden birinin üzgün olduğunu fark etmek, evin günlük düzenini organize etmek…Bunların tamamı zihinsel enerji gerektirir.

Kadın bazen çamaşırı yıkamaktan değil, yıkanması gereken çamaşırı sürekli zihninde taşımaktan yorulur. İşte bu, görünmeyen zihinsel yüktür. Buna bir de aile üyelerinin duygularını fark etmek, çatışmaları yatıştırmak, herkesi teselli etmek ve evdeki duygusal iklimi korumaya çalışmak eklenir. Beden kadar zihin ve duygu da çalışmaktadır.

Gündem | 24 Mayıs 2024 Almanya’da Kreşler Alarm Veriyor: “Durum Her Geçen Hafta Kötüleşiyor”

“Ben Sadece Ev Hanımıyım…”

Beni en çok düşündüren ifadelerden biri “Ben sadece ev hanımıyım” olur. Neden “sadece?” Bir ev kadını aynı gün içerisinde aşçı, temizlik görevlisi, çocuk bakıcısı, organizatör, eğitim destekçisi, şoför ve bakım veren olabilir. Çoğu zaman ailenin duygusal yükünü de taşır. Bu hizmetlerin her birini dışarıdan satın almaya kalktığımızda ciddi bir ekonomik değer ortaya çıkar. Fakat aynı işler evin içinde yapıldığında kolaylıkla görünmezleşebilir.

Maaşının olmaması, emeğinin olmadığı anlamına gelmez. Ev kadını “hiçbir şey yapmayan kadın” değildir. Ücretlendirilmeyen büyük bir emek ortaya koymaktadır. Burada çalışan kadın ile ev kadınını karşı karşıya getirmek istemiyorum.

Çünkü çalışan kadın da çoğu zaman iş yerindeki mesaisini bitirdikten sonra evde ikinci bir mesaiye başlamaktadır. Dolayısıyla mesele “Ev kadını mı, çalışan kadın mı daha değerlidir?” değildir.

Asıl soru şudur: Kadının değerini neden yaptığı işle ölçüyoruz?

Modern Kadının Yeni Yükü: Daha Fazlası Olmalısın

Bugünün kadını geçmişe göre eğitim, meslek ve ekonomik hayata katılım açısından çok daha fazla imkâna sahip. Bunlar önemli kazanımlardır. Ancak imkânın beklentiye, beklentinin de baskıya dönüştüğü bir nokta var.

Kadın iyi bir anne olacak. İyi bir eş olacak. Çalışacak. Bakımlı olacak. Spor yapacak. Sağlıklı beslenecek. Çocuklarıyla kaliteli zaman geçirecek. Kendini geliştirecek. Evi düzenli olacak. Sosyal hayatını ihmal etmeyecek.

Ve mümkünse bütün bunları yaparken hiç yorulmayacak! Sonra kadın kendisine dönüp: “Ben neden hâlâ yeterli değilim?” diye soruyor.

Belki de sorun kadında değil; ondan beklenen ölçünün insanî olmamasındadır.