“Müslümanlar Yalnızca Kendileri Hakkında Konuşulan Değil, Toplumu Şekillendiren Aktörler Olarak Görülmelidir”

“Müslümanlar Yalnızca Kendileri Hakkında Konuşulan Değil, Toplumu Şekillendiren Aktörler Olarak Görülmelidir”

IGMG Genel Sekreteri ve Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi Sözcüsü Ali Mete, Politik & Kultur gazetesine verdiği kapsamlı değerlendirmede, dinî çeşitliliğin toplumsal barışı güçlendirdiğini vurguladı. Mete, Müslümanların Almanya’nın demokratik yapısının doğal ve etkin bir unsuru olduğunu belirterek, artan İslam karşıtlığına karşı toplumun bütününü sorumluluğa davet etti.

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri ve Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi Sözcüsü Ali Mete, Alman Kültür Konseyi’nin gazetesi Politik & Kultur için kaleme aldığı yazıda, dinin kamusal alandaki yeri, Müslümanların toplumsal katkıları ve artan İslam karşıtlığına ilişkin önemli mesajlar verdi.

“İslam ve Müslümanlar Alman Toplumunun Farklılıklar Mozaiğinin Parçasıdır”

Ali Mete yazısında, modern demokratik toplumların tarihi arka planına işaret ederek, kamusal alanda dinin varlığının bir talep değil, tarihsel bir gerçeklik olduğunu belirtti. Sosyolojik ve tarihsel verilere göre dinin insan hayatından ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Mete, dinin modernleşme ile öneminin olmayacağı yönündeki sekülerleşme tezinin çöktüğünü, modern toplumlarda dinin önemini koruduğunu hatırlattı.

Bu anlamda Müslümanların Almanya’daki mevcudiyetine de değinen Mete “İslam ve Müslümanlar, Almanya’nın çoğulcu demokrasisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu gerçeği kabul etmek, dine kamusal hayatta daha fazla alan açmayı gerektirir.” diyerek Almanya’da İslam’ın kamusal alanda görünürlüğünün, toplumdaki çoğulculuğun doğal bir yansıması olması gerektiğine dikkat çekti.

Mete, Müslümanların yalnızca kendileri hakkında konuşulan değil, aksine bu toplumun aktif şekillendiricileri olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

IGMG’nin birçok üyesinin özellikle dinî-kültürel duyarlılık gerektiren alanlarda gönüllü olarak hizmet verdiğini de hatırlatan Mete, bu katkının yeterince görülmediğini“Bu toplum için yapılan gönüllü çalışmalar, ‘Kim bu ülkeye ait?’ sorusundan çok daha fazla konuşulmayı hak ediyor.” sözleriyle ifade etti.

“Din Varsa Kamusal Alan Vardır”

Mete, dinin bireyin ve toplumun hayatından tamamen çıkarılmasının ne sosyolojik ne de tarihsel olarak mümkün olmadığını belirttiği yazısında “İnsanlar inandığı sürece, din de kamusal alanda var olacaktır. Bu kaçınılmaz bir gerçek ve toplumsal bir kazanımdır.”tespitinde bulundu.

Kamusal Alanda Din: “Tolerans Yetmez, Değer Verilmeli”

Mete, dinin kamusal alanda sadece ‘tolerans’ edilmesinin yeterli olmayacağını, dinî kurum ve sembollerin bir zenginlik olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Mete “Din kamusal alanda olmalı mı?” sorusu yerine “Dinin kamusal alanda nasıl ve ne kadar olmalı?” sorusunun öne çıkmasını da istediği yazısında dinî aktörlerin etik ve vicdan merkezli yaklaşımlarının toplum için kritik olduğunun altını çizdi.

“Artan İslam Karşıtlığı Demokratik Topluma Yönelik Tehdittir”

IGMG Genel Sekreteri Mete, son yıllarda Müslümanlara ve Müslümanların kamusal görünürlüğüne yönelik saldırıların arttığına dikkat çektiği yazısında, başörtülü kadınlara saldırılar, cami ve İslami mezarlıklara yönelik tahribatlar gibi örneklerin yalnızca Müslümanların değil, tüm toplumun ortak sorunu olduğunu olduğunu vurguladı. Mete“Azınlıkların korunması, demokratik bir toplumun turnusol kâğıdıdır. İslam karşıtı saldırılar sadece Müslümanlara değil, demokratik toplum düzenine zarar veriyor.” ifadelerini kullandı.

Çoğulculuk İçin Görünürlük Şart

Mete Almanya’daki demokratik düzenin, ancak tüm inançların eşit şekilde kamusal alanda var olabildiği bir ortamda gerçek anlamda güçlenebileceğini “Bir toplumun çoğulculuğu, seslerin çeşitliliğiyle mümkündür. Dinî çeşitlilik toplumsal barışı güçlendirir. İslam da bu toplumun bir parçası olarak kamusal alanda görünür olmalıdır.” sözleri ile vurguladı.