“Almanya’da Siyahilere Yönelik Irkçılık Gündelik Hayatın Parçası Hâline Geldi”
@aa
Almanya’da yapılan bir araştırma, siyahilere yönelik ırkçılığın gündelik hayatın olağan bir parçası hâline geldiğini, özellikle çevrim içi ortamda yaygın nefret söylemi ve ayrımcılığın ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koydu.
- ALMANYATOPLUM
- 2 Ocak 2026
Almanya’da siyahilere yönelik ırkçılığın artık münferit vakalar olmaktan çıktığı, toplumun geneline sirayet eden yapısal bir sorun hâline geldiği belirtildi. Demokrasi ve Sivil Toplum Enstitüsü (IDZ) tarafından hazırlanan araştırmaya göre, siyahiler neredeyse hayatın her alanında ırkçı ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor.
Araştırmada, ırkçılığın mağdurlar üzerindeki etkilerinin son derece ağır olduğu vurgulanırken, bu durumun söz konusu kişilerin öz belirleme haklarını kısıtladığı ve ciddi psikososyal sorunlara yol açtığı ifade edildi. Çalışmanın yazarlarından Laura Dellagiacoma, “Birçok kişinin tekil olaylar olarak gördüğü durumlar, siyahileri neredeyse tüm yaşam alanlarında etkiliyor.” dedi. Dellagiacoma, ırkçı nefret söyleminin yalnızca aşırı sağ çevrelerle sınırlı olmadığını, devlet kurumları, polis, siyaset ve iş hayatında da sıkça yaşandığını belirtti.
Her Dört Kişiden Üçü Çevrim İçi Irkçılığa Maruz Kaldı
Almanya genelinde kendisini siyahi veya Afro-Alman olarak tanımlayan bin 8 yetişkinle yapılan ankete göre, katılımcıların dörtte üçü internette şahsen ırkçı hakaretlere maruz kaldığını, yüzde 26’sı ise bunun sık sık yaşandığını söyledi. Katılımcıların yüzde 88’i sosyal medyada ırkçı nefret içerikleriyle karşılaştığını, yüzde 60’ı ise ırkçı tehditler aldığını ifade etti.
Araştırmaya katılan birçok kişi, bu deneyimler nedeniyle belirli mekanlardan, etkinliklerden ya da dijital platformlardan uzak durduğunu belirtirken, buna rağmen önemli bir kesimin ırkçılıkla mücadele etmeye ve toplumsal dayanışma için çalışmaya devam ettiği kaydedildi.
Somut Öneriler Sunuldu
Araştırmada, ırkçılıkla mücadele için beş temel öneri sıralandı. Bunlar arasında ırkçılık karşıtı siyasi eğitimin güçlendirilmesi, internet ortamındaki nefret söylemlerinin daha kararlı şekilde cezalandırılması, bağımsız şikâyet mekanizmalarının kurulması ve siyahi toplulukların girişimlerine daha fazla mali destek sağlanması yer aldı. Medyaya da özel bir sorumluluk düştüğünü vurgulayan Dellagiacoma, ön yargıların kırılmasında medyanın kilit rol oynadığını söyledi.
IDZ Bilimsel Direktörü Axel Salheiser ise ırkçılıkla mücadelenin güçlü bir siyasi irade ve yapısal koruma gerektirdiğini belirterek, “Beyazların da aktif katılımı olmadan, siyahilerin bu yükü tek başına taşıması engellenemez.” değerlendirmesinde bulundu.(bb)