Abbâsîlerin Dicle Kıyısındaki Diğer Başkenti: Samarra

Abbâsîlerin Dicle Kıyısındaki Diğer Başkenti: Samarra

@wikimedia commons

Bir zamanlar Abbâsî Halifeliği’nin başkenti olan Samarra, 9. yüzyılda İslam dünyasının en görkemli şehirlerinden biriydi. Sarayları, devasa camileri ve benzersiz süsleme sanatlarıyla dikkat çeken bu planlı kent, kısa ömrüne rağmen İslam sanat ve mimarlık tarihine kalıcı bir iz bıraktı.

Hümeyra Yanar

Samarra kenti 9. yüzyılda kısa bir süre için hem Abbâsî Halifeliği’nin kalbi hem de İslam sanat ve mimarlık tarihinin en çarpıcı fakat en az bilinen şehirlerinden biridir. Bugün Irak’ta, Dicle Nehri’nin batı kıyısında yer alan bu kent, yalnızca siyasi bir başkent değil, aynı zamanda dönemin en önemli sanatsal ve teknolojik üretim merkezlerinden biri olarak öne çıkar. Samarra, ihtişamlı sarayları, görkemli camileri ve zengin süsleme repertuarıyla Abbâsî saray kültürünün somut bir yansımasıdır.

AVRUPA | 14 Temmuz 2024 Bulgaristan’da Osmanlı Yadigarı Ahmet Ağa Camii Müslüman Cemaate İade Edildi

Arkeolojik Çalısmalar

Alman arkeolog Ernst Herzfeld, Alman sanat tarihçisi Friedrich Sarre ile 1910–1913 yılları arasında Samarra’da ilk sistematik kazı çalışmalarını yürütmüştür. Herzfeld’in bu kazılar sırasında hazırladığı çizimler, ayrıntılı belgelendirmeler ve fotoğraflar, günümüze kadar İslam sanat tarihi ve arkeolojisi araştırmaları için temel kaynaklar olma niteliğini korumaktadır. 

Kazılar esnasında ortaya çıkarılan buluntuların büyük bir bölümü Berlin’e götürülmüş ve bugün Berlin İslam Sanatları Müzesi’nde, Samarra’ya ayrılmış özel bir bölümde muhafaza edilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki, Berlin İslam Sanatları Müzesi hâlen uzun soluklu bir onarım ve tadilat sürecinden geçmektedir. Müzenin 2027 yılının ilk yarısında yeniden açılması planlanmaktadır. 

Samarra’nın Kuruluşu

Samarra’nın başkent oluşu, Halife el-Mu’tasım’ın 836 yılında Bağdat’tan ayrılma kararıyla başlar. Bağdat’ta artan toplumsal gerilimler ve özellikle Türk askerî birlikleriyle halk arasında yaşanan çatışmalar, halifeyi yeni ve daha güvenli bir merkez arayışına yöneltmiştir. Geniş ve büyük ölçüde boş bir araziye sahip olan Samarra, planlı bir saray şehri olarak inşa edilmiş, askerî alanlar ile sivil ve saray mekânları birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Yaklaşık 57 kilometrekarelik alanıyla Samarra, döneminin en büyük şehir projelerinden biri hâline gelmiştir.

Şehrin inşasında dikkat çeken unsurlardan biri, farklı coğrafyalardan getirilen uzman zanaatkârlardır. Mısır’dan papirüs ustaları, Basra’dan camcılar ve çömlekçiler, Kûfe’den seramik ve yağ üretiminde uzman kişiler, Suriye ve Antakya’dan mermer işçileri Samarra’da bir araya getirilmiştir. Bu bilinçli organizasyon, kentin kısa sürede inşa edilmesini sağladığı gibi, sanatsal üretimde benzersiz bir çeşitliliğin ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır.

Samarra’da Sanat

Samarra’yı İslam sanatı açısından özel kılan en önemli unsurlardan biri, iç mekân süslemelerinde yoğun biçimde kullanılan stuccoo’dur (alçı). Saraylardan özel konutlara, camilerden hamamlara kadar hemen her yapıda karşımıza çıkan stucco süslemeler, Samarra’nın görsel kimliğini belirler. Geniş ve sade kerpiç duvarlar, stucco bezemeler sayesinde ritim kazanmış, saray mekânları törenlere uygun bir ihtişamla donatılmıştır.

Stucco, Samarra’daki tek sanat dalı değildir. Kent, aynı zamanda seramik üretimiyle de dikkat çeker. Özellikle lüster tekniğiyle üretilmiş seramikler ve kobalt mavisi bezemeli beyaz kaplar, Abbâsî saray kültürünün lüks anlayışını yansıtır. Ayrıca Tang Hanedanı’na ait Çin seramiklerinin Samarra’da bulunması, kentin uluslararası ticaret ağlarına entegre olduğunu gösterir.

ALMANYA | 8 Aralık 2024 Sabah Ülkesi’nden Sanat Dolu Bir Hafta

Cam sanatı da Samarra’da önemli bir yer tutar. Renkli camdan yapılmış yuvarlak pencere camları, iç mekânlarda ışık ve renk oyunları yaratmak için kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, altın yaldızlı cam mozaikler, millefiori tekniğiyle üretilmiş karolar ve cam kaplar, sarayların zenginliğini tamamlayan unsurlar arasında yer alır.

Duvar resimleri ve ahşap oymacılığı da Samarra’nın sanatsal dünyasının ayrılmaz parçalarıdır. Stucco kaplı duvarların üst kısımlarında yer alan fresklerde av sahneleri, hayvan figürleri ve saray eğlencelerine dair betimlemeler bulunur. Hint ve Güneydoğu Asya’dan ithal edilen teak ağacından yapılmış oyma panolar ise, Abbâsî saray estetiğinin uluslararası boyutunu gözler önüne serer.

Geçmişten Günümüze

Samarra, 892 yılında başkent olma özelliğini yitirmiş olsa da, İslam sanat tarihi açısından taşıdığı önem günümüze kadar devam etmektedir. İmam Ali el-Hâdî ve İmam Hasan el-Askerî’nin türbelerine ev sahipliği yapması nedeniyle, Abbâsî döneminden sonra da dini ve kültürel önemini yitirmemiş, günümüze kadar Şiî dünyası için canlı bir ziyaret ve hac merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. 

Arkeolojik buluntular sayesinde Samarra, Abbâsî dünyasının sanatsal hayal gücünü ve teknik ustalığını anlamamızı sağlayan eşsiz bir laboratuvar niteliği taşır. Bugün Samarra, İslam sanatının erken dönemine dair en kapsamlı ve etkileyici tanıklıklardan biri olarak kabul edilmektedir.