Tutarlılık: Kadim Bir İmtihan

Tutarlılık: Kadim Bir İmtihan

@Shutterstock

Tutarlılık modern bir kavram. Modern bir kelime. Aslında onun karşılığında kadim lisanda istikamet kelimesi var. Tam olarak tutarlılık istikametin karşılığı mı, yoksa daha fazla şey mi ifade ediyor?

Habip Yazıcı

Tutarlılık o kadar geniş bir kullanım alanına sahip ki günümüzde her türlü işte, her türlü fiilde tutarlılık kelimesini kullanıyoruz.

Tutarlılık kelime manası olarak istikamet üzerinden alındığında, kişinin yapmış olduğu iş ve davranışları belli bir kalitede, belli bir seviyede, sürekli ve güzel şekilde yapması ya da güzel şekilde ifade etmesi olarak anlaşılabilir. “Özü sözü bir olmak” diye ifade edilen şey, tutarlılığın cisimleşmiş, tecessüm etmiş hâli olsa gerek.

“Bal Küpü Bal, Sirke Küpü Sirke Sızdırır”

Aslında bu manaya bakıldığında, yani tutarlılığı özü sözü bir olmak diye algıladığımızda, tutarlılık kelimesi bizi iman edip salih amel işleme emri ilahisine götürür.

Yani Kur’an’daki, İslam’daki tutarlılığın en görünür ifadesi iman etmek ve salih amel işlemektir. Çünkü burada öz ve söz, kişinin fiilleri ve düşünceleri birbirleriyle tutarlılık göstermektedir. Yani bal küpü bal, sirke küpü sirke sızdırır.

İşte onun içindir ki Hûd suresinde Peygamber (sav)’in “beni yaşlandırdığı” dediği ayet, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetidir. Emrolunduğun gibi dosdoğru olmak, mükellef olduğun andan itibaren ölene kadar istikamet sahibi olmak ve tutarlı bir şekilde yaşamak demektir. Bu; itidal sahibi olmak, adil olmak, faziletli olmak ve sırât-ı müstakîm üzere devam etmek anlamlarını taşır.

Yine Maide suresindeki “Onlar akitlerini, yeminlerini yerine getirirler” ifadesi de tutarlılığın bir göstergesidir. Çünkü tutarlılık, söylenen sözü de verilen sözü de, yapılan yemini de yerine getirmeyi gerektirir.

Bütün bunlardan hareketle, tutarlılığın ve istikametin pozitif bir kelime olduğunu söylemek gerekir. Yani kişi tutarlılık sahibi ise, bu ancak o kişinin doğru, güzel, iyi işler yapmasıyla ilintili olabilir. Bir kişi hırsızlık yaptığı için ve hırsızlığa sürekli devam ettiği için tutarlı olmakla ödüllendirilemez ya da nitelendirilemez.

HAYAT | 12 Nisan 2025 Önemli Olan İyi İnsan Kalabilmek

Tutarsızlık ve Münafıklık

Tutarlılığın karşısında tutarsızlık vardır ve tutarsızlığın İslam akide ve kelam düşüncesindeki karşılığı münafıklıktır. Peygamber aleyhisselam, münafığın alametinin üç olduğunu söyler: Konuştuğu zaman yalan söylemek, söz verdiğinde sözünde durmamak ve kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet etmek. Bu örneklerin tamamında tutarsızlığı bilfiil ve bilkuvve görmek mümkündür.

Konuştuğu zaman yalan söylemek, doğruluğun zıddına, kişinin ifadelerinde tutarsızlık göstermesi anlamına gelir.

Söz verdiğinde sözünde durmamak, kişinin kendisine emanet edilmiş olan sözü emanete riayet etmeksizin kullanmasıdır. Yani kişi, kendi vermiş olduğu sözle kendisini sınırlamaz ve bu sınırların dışına çıkarak kendisi olmaktan çıkar.

Kendisine bir şey emanet edildiğinde de buna hıyanet eder. Bu kişi sadece kendi ifadesini söyleyip onu yalanlayan biri değildir; biri ona bir söz, bir eşya ya da herhangi bir şey emanet ettiğinde de onu yalanlar, ona da ihanet eder. Yani tutarsızın akait / kelam ilmindeki birebir karşılığı “münafık”tır.

HAYAT | 15 Şubat 2022 Salih Amel Baki Duaya Vesiledir

Tutarlılık, İman ve Salih Amel

Tutarlılığı iman ve salih amelle, tutarsızlığı münafıklıkla eşitlediğimizde önümüze birçok açılım çıkar.

Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk’ın “Rabbim Allah’tır” deyip sonra “dosdoğru olanlar var ya” buyurduğu kişiler, istikamet sahibi olan kimselerdir. Çünkü onlar ifadeleriyle ve yaşamlarıyla tutarlılık gösteren müminlerdir. Onlar samimidir, kararlıdır ve samimi, kararlı bir imanla hak ve hayır yolunda istikrarlı, dengeli bir hayat sürerler.

Cenâb-ı Hak bu insanları yine aynı ayetin devamında “İman edip salih amel işleyip ‘ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır” diyerek tanımlar. Burada iman etmek, ardından salih amel işlemek ve bunu Müslüman olmakla ilişkilendirmek; en güzel sözlü ve en güzel davranışlı insan olmakla nitelendirilmektedir. Çünkü bu insan tutarlı insandır.

Bu insanın kalbi, zihni, bedeni ve bütün organları birbiriyle tutarlıdır. Biri diğerini inkâr etmez. Bu yüzden bu kişiden sadır olan fiiller, bedeniyle, zihniyle, gönlüyle ve niyetiyle ilişkilidir ve aynı şekilde tutarlılık gösterir. Bu insanın ismi Müslümandır. Yani Müslüman, tutarlı insandır.

Kur’an’ın Tutarlılık Uyarıları

Cenâb-ı Hak, Müslüman tutarlılıktan koptuğu anda onu uyarır. Saff suresinde: “Yapmadıklarınızı neden söylüyorsunuz?” diye sorar. Bununla yetinmez: “Siz insanları iyiliğe teşvik ederken kendinizi unutuyor musunuz?” der. Onunla da yetinmez: “Yoksa kitabın bir kısmına iman ediyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” buyurur. Bütün bunlar, Müslüman’ın istikrar üzere, istikamet üzere, sırât-ı müstakîm üzere; adaletli, doğru, faziletli ve itidal sahibi bir insan olarak ortaya çıkması gerektiğini gösterir.

TOPLUM | 10 Ocak 2020 Müslüman ve İbadet Şuuru

İbadetler ve Tutarlılık

Şimdi bütün bunlardan hareketle, tutarlılığı İslam’ın Müslüman üzerinde görünür olduğu ibadetler üzerinden anlamaya çalışalım.

İslam’ın ibadetleri tam bir tutarlılık göstergesidir. İslam, insanın yeryüzüne geliş amacını unutmaması ve Rabbi ile doğru bir ilişki kurabilmesi için onu ibadetlerle ahdine mıhlamıştır.

İslam’da ömürde bir yapılan ibadetler olduğu gibi; yılda bir, haftada bir, günde beş defa ve sürekli tekrar edilen ibadetler vardır. Günde beş vakit eda edilen namaz ibadeti üzerinden istikrarlı olmayı, istikamet sahibi olmayı ve tutarlı olmayı açıkça görmek mümkündür.

Kur’ân-ı Kerîm’de namaz ibadeti “ikame” fiiliyle ifade edilir. Namaz kılanlar, namazı ikame edenler olarak adlandırılır. Namazı ikame etmek; namazı sürekli kılmak anlamına geldiği gibi, namazı kişiyi inşa edecek şekilde dikkatli ve tutarlı biçimde ayağa kaldırmak anlamına da gelir. Namazın vakitleri de gün ve geceye göre tespit edilmiş yirmi dört saat içerisine aşama aşama sabitlenmiştir. 

Mümin insan; günde beş vakit namaz kılarak, haftada bir cuma namazını eda ederek, yılda bir ay oruç tutarak ve bunu ömründe bir kez bile olsa hac ve umreyle çeşitlendirerek tam bir tutarlılık sergiler.

Bu ibadetlerle manevi şahsiyetini ve kimliğini inşa eder. Elinden ve dilinden insanların emin olduğu; kolaylaştıran, zorlaştırmayan, müjdeleyen, nefret ettirmeyen; komşusuna, akrabasına ve bütün insanlığa iyilik ve güzellikler sunan bir kimlik ortaya çıkar.

Sırât-ı Müstakîm Üzere Bir Ömür

Tutarlılık, Müslümanın hayatında böylece görünür hâle gelir. Hud suresindeki “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayeti ile Fatiha suresindeki “Bizi sırât-ı müstakîme ilet” ayeti birlikte düşünüldüğünde, bu yol; ömür boyu istikamet üzere yaşamayı ifade eder. Kıldan ince, kılıçtan keskin sırat işte budur. Müslümanın hayatı boyunca bütünüyle tutarlı bir yaşam sürmesi; emaneti sahibine Müslüman olarak teslim etmesi ile mühürlenir ve anlam kazanır. Bu yüzden dua ederken Rabbimizden bizi iman ve İslam üzere yaşatmasını, iman ve İslam üzere vefat ettirmesini isteriz. Başarabilirsek tutarlıyız! Çünkü yolumuz sırât-ı müstakîm, işimiz salih amel, bizi bu yolda tutan tanığımız ise imanımızdır. Adımız ise Müslüman!