YAZARLAR
Ölmüş Kişiye İbadet Sevabı Bağışlanabilir mi?
Yapılan bir ibadetin, bir iyilik veya hayrın başkasına bağışlanıp bağışlanamayacağı meselesi, İslam âlimleri arasında tartışmalı bir konudur. Âlimlerin çoğunluğuna göre kişi, yaptığı bir iyilik ve hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir. Buna göre, okuduğu Kur’ân-ı Kerîm’in, kıldığı namazın ve yaptığı hayırların sevabını bir başkasına bağışlamasında bir sakınca yoktur. Kendisine sevap bağışlanan kişi ister sağ ister ölü olsun, bundan faydalanacağı umulur. Ancak başkası tarafından bağışlanan sevaplar, kişinin yükümlü olduğu ibadet borçlarını ortadan kaldırmaz. Bu bağışlar, ancak kişinin sevaplarının artmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir.
Annesi ve babası vefat ettikten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran sahabeye Hz. Peygamber (s.a.v.), “Evet; onlara dua etmek, rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak ve akrabaları ile ilgilenip üzerine düşeni yapmaktır.” şeklinde cevap vermiştir. Annesinin aniden vefat ettiğini, eğer konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini düşündüğünü söyleyen ve onun adına sadaka verirse sevabının ulaşıp ulaşmayacağını soran sahabeye ise “Evet, ulaşır. Onun namına sadaka ver.” buyurmuştur.
Bu ve benzeri rivayetlerden anlaşılacağı üzere âlimlerimiz, sevabı ölen kimsenin ruhuna bağışlanmak üzere namaz kılınabileceğini, Kur’an okunabileceğini, ikramda bulunulabileceğini, sadaka verilebileceğini ve genel olarak her türlü hayır ve hasenatın yapılabileceğini ifade etmişlerdir. Onlar için hayır dualar edilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki İslam’da sorumluluk ferdîdir. Herkes, kendi yapıp ettikleriyle ahirette hesaba çekilecektir. Başkalarının bağışladığı sevaplar, kişinin yerine getirmediği ibadet sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
Vefat etmiş kimseler için yapılan ibadet ve hayırların bağışlanması ve onlar için dua edilmesi için mutlaka kabir başında bulunmak şart değildir. İyi niyet ve ihlasla yapılan iyilikler ve dualar, nerede yapılırsa yapılsın hedefine ulaşır. Bununla birlikte, imkânı olanların vakit buldukça kabir ziyaretinde bulunmaları, ölümü hatırlamaları ve orada dua etmeleri daha uygundur. Nitekim Hz. Peygamber’in (s.a.v.) zaman zaman Uhud şehitlerini ziyaret ettiği ve Cennetü’l-Baki’ye giderek orada dua ettiği bilinmektedir.