AfD Seçimden Zaferle Çıktı: Peki Ne İstiyor?
@Shutterstock
Saksonya-Anhalt seçimlerinde oyların yüzde 43,8’ini alan AfD, açık ara birinci parti oldu. Tarihi bir sonuç elde eden parti, eyalet meclisinde tek başına hükümet kurmak için gereken çoğunluğu yalnızca üç sandalye farkla kaçırdı. Seçim sonuçları Almanya’da geniş yankı uyandırırken, AfD’nin göç, İslam, AB ve dış politikaya ilişkin talepleri yeniden gündeme geldi.
- Gündem
- 14 Eylül 2026
- 541
Ali Rıza Çelik
Almanya’da sağcı Almanya için Alternatif partisi, 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt’ta düzenlenen eyalet meclisi seçimlerinde oyların yüzde 43,8’ini alarak açık farkla birinci çıktı, ancak tek başına iktidara gelmesi için gerekli çoğunluğu elde edemedi. AfD, 2021 seçimindeki yüzde 20,8’lik oy oranının iki katından fazlasını alarak eyalet meclisi seçiminde elde ettiği en güçlü sonucu kaydetti. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi, 2021’e göre 19,9 puan kaybederek yüzde 17,2 oyla ikinci parti oldu. Bir önceki seçime göre oyunu 0,9 puan artıran Sosyal Demokrat Parti ise yüzde 9,3 ile üçüncü sırada yer aldı. Yeşiller partisi, yüzde 8,9 ile sandıktan dördüncü çıktı, son seçime göre oy oranı 2,4 puan azalan Sol Parti de yüzde 8,6 ile beşinci oldu. Sosyal Adalet ve Ekonomik Anlayış İttifakı, yüzde 5,3 oy alarak meclise girmeye hak kazandı. Hür Demokrat Parti 3,8 puan kaybederek yüzde 2,6 oy aldı ve yüzde 5’lik barajı geçemedi.
Diğer tüm büyük partilerin AfD ile koalisyon kurmayı reddetmesi nedeniyle sonuç siyasi belirsizliğe ve hükümetin kurulması konusunda uzun süren müzakerelere işaret ediyor. Geçici resmî sonuçlara göre 83 sandalyeli eyalet meclisinde AfD’yi 39, CDU’yu 15, SPD, Yeşiller ve Sol Parti’yi 8’er, BSW’yi ise 5 milletvekili temsil edecek.
Hükümet kurulması için 42 sandalyenin gerektiği eyalet meclisinde AfD, tek başına çoğunluğun 3 sandalye gerisinde kaldı.
AfD Partisi Köklü Değişiklikler İstiyor
Almanya için Alternatif partisi, ülkenin göç, dış politika, ekonomi ve Avrupa Birliği politikalarında köklü değişiklikler yapılmasını istiyor. AfD’nin 2025 Federal Seçim Programı’nda dış politikanın “Alman çıkarlarına dayalı gerçekçi bir politika” çerçevesinde yürütülmesi gerektiği belirtiliyor. ABD, Rusya ve Çin ile ilişkilerin ise ülkenin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesi isteniyor. Almanya’nın egemenliğini güçlendirmesi ve ulusal çıkarlarını daha kararlı biçimde izlemesi gerektiği savunuluyor.
Meşru Güvenlik Çıkarları
Programda Avrupa’da istikrarlı barış düzeninin bütün Avrupa devletlerinin meşru güvenlik çıkarlarını gözeten dengeli işbirliğine dayanması gerektiği savunularak, “AB ve NATO’nun doğuya doğru genişlemesini reddediyoruz.” ifadesine yer veriliyor.
Rusya’ya Yaptırımlar Kaldırılmalı
Programda, enerji yoğun sanayi yapısı nedeniyle uygun fiyatlı enerji arzının Alman ekonomisinin en hassas noktalarından biri olduğu belirtiliyor. Rusya’nın “onlarca yıl boyunca güvenilir tedarikçi ve uygun fiyatlı enerji arzının güvencesi” olarak nitelendirildiği programda, “Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların derhal kaldırılması ve Kuzey Akım doğal gaz boru hatlarının onarılması” isteniyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin programda ise “Ukrayna’nın geleceğini NATO ve AB dışında tarafsız bir devlet olarak görüyoruz.” değerlendirmesi yapılıyor.
ABD’nin Çıkarları, Almanya İle Ayrışıyor
AfD’nin seçim programında ABD ile iyi ilişkilerin Almanya ve Avrupa açısından özellikle ekonomik, teknolojik ve bilimsel işbirliği bakımından büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Bununla birlikte, “ABD’nin jeopolitik ve ekonomik çıkarları, Almanya ile diğer Avrupa ülkelerinin çıkarlarından giderek daha fazla ayrışıyor.” yorumu yapılıyor.
Programda, seyir füzeleri, insansız hava araçları ve diğer füzelerden oluşan uzun menzilli ABD silah sistemlerinin Almanya’ya konuşlandırılmasına karşı çıkılıyor.
AfD, bağımsız ve hareket kabiliyetine sahip Avrupa askeri ittifakı kuruluncaya kadar Almanya’nın NATO üyeliğinin ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatındaki aktif rolünün ülkenin güvenlik stratejisinin temel unsurları olmayı sürdürmesini savunuyor.
Mevcut AB Yapısının Değiştirilmesi
AfD’nin mevcut Avrupa Birliği’nin yerine egemen devletlerden oluşan ve “Avrupa Ulusları Birliği” olarak adlandırılan yeni bir Avrupa ekonomi ve çıkar topluluğunun kurulmasını istiyor.
Bu modelde ortak pazarın korunması, Avrupa’nın dış sınırlarının yasa dışı göçe karşı güvence altına alınması, güvenlik politikasında stratejik özerklik sağlanması ve Avrupa kültürleri ile kimliklerinin korunması, ortak çalışma alanları olarak sıralanıyor. Diğer yetkilerin ise ulus devletlere bırakılması gerektiği vurgulanıyor.
Parti, Almanya’nın avro sisteminden çıkmasını ve yeniden ulusal para birimine geçmesini istiyor. Programda bu geçiş sırasında gerekli görülmesi halinde avronun da kullanılmasına devam edilebileceği belirtiliyor.
Göç Politikasında “Geri Göç” Uygulaması
AfD, Almanya’nın sınırlarını yeniden kontrol etmesini ve ülkede “kalma hakkı bulunmayanların” sınır dışı edilmesini istiyor. Partinin “geri göç” olarak adlandırdığı politika, sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını, gönüllü dönüşlerin teşvik edilmesini ve koruma gerekçesi ortadan kalkanların oturumlarının yeniden incelenmesini kapsıyor.
AfD’nin Müslümanlara ve İslam’a Yaklaşımı
AfD’nin seçim programında anayasal düzeni ve temel hakları kabul ederek ülkeye uyum sağlayan Müslümanların toplumun “değerli üyeleri” olduğu belirtilse de “siyasal İslam’ın yer yer şiddete eğilimli biçimi”, Almanya’daki Hristiyan-Batı kültürü için “en büyük tehlike” olduğu iddia ediliyor.
Programda, cami inşası ve işletilmesi ile İslami kuruluşların yabancı devletlerce finanse edilmesinin, minare inşasının ve ezanın açıktan okunmasının yasaklanması ve imamların Almanya’da yetiştirilmesi gerektiği savunuluyor. AfD, ayrıca kamusal alanda burka ve peçeye, kamu kurumları ile okullarda başörtüsü takılmasına karşı çıkıyor ve devlet okullarında İslam dersi verilmesini reddediyor.
Nükleer Santrallerin Yeniden Açılması
AfD, devletin piyasaya müdahalesinin en aza indirilmesini, gelir ve şirket vergilerinin düşürülmesini ve dayanışma vergisinin kaldırılmasını istiyor.
Enerji alanında nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçirilmesini, kömür santrallerinin kullanımının sürdürülmesini ve karbon emisyonu vergisinin kaldırılmasını savunan AfD, Almanya’nın Paris İklim Anlaşması’ndan çıkması gerektiğini ifade ediyor.
Sonuçlara Almanya’dan Tepkiler
AfD partisinin seçimden birinci çıkması, hem Almanya hem de dünya basınında yankı uyandırdı. AfD’nin Saksonya-Anhalt eyalet başbakanı adayı Ulrich Siegmund, “Tam olarak ulaşmak istediğimiz şeyi başardık. Bu eyalette tarih yazdık.” derken parti eş başkanı Alice Weidel, “Bu, tarihi bir sonuç ve çok açık bir hükümet kurma görevidir.” ifadesini kullandı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (CDU): Partisinin uğradığı hezimetin ardından “Hepimiz şok içindeyiz” açıklamasını yaptı. “Sadece Saksonya-Anhalt’ta değil, tüm Almanya’da bir şeyler değişti” diyen Merz, yönetim tarzını değiştireceğini ve halka daha fazla empatiyleyaklaşacağını belirtti. AfD’nin yükselişinin merkez partiler için ciddi bir tehdit olduğunu kabul etti.
Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel: AfD partisinin elde ettiği seçim başarısının Almanya açısından “gerçek bir dönüm noktası” olduğunu belirterek, seçim sonucunun kendisini derinden sarstığını, demokratik partilere vatandaşlarla doğrudan temas kurma ve özellikle sosyal medyada AfD’nin etkisine karşı daha etkin mücadele çağrısında bulundu.
Geleneksel Partiler (CDU, SPD, Yeşiller, Sol Parti): AfD’nin hükümet kurmasını engellemek amacıyla uyguladıkları “güvenlik duvarı” (Brandmauer) politikasını sürdüreceklerini ilan ettiler. Bu partiler, birinci çıksa dahi AfD ile kesinlikle hiçbir şekilde ortaklık ya da koalisyon kurmayacaklarını açıkladılar.
Dünya Liderleri Ne Dedi?
ABD Başkanı Donald Trump, “Almanya’daki popülist parti” olarak nitelediği AfD’nin “çok büyük bir başarıya imza attığını” belirterek, “Nihayet, Almanya’ya büyük zarar veren o son derece berbat göçmenlik kurallarından ve düzenlemelerinden bıktılar.” ifadesini kullandı.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez: AfD’nin başarısını “aşırı sağ tehdidinin Avrupa’da ve dünya genelinde zemin kazandığına dair büyük bir uyarı” olarak nitelendirdi.
Fransa Eski Başbakanı Gabriel Attal: Sonuçların Fransa için de “gerçek bir uyarı işareti” olduğunu söyledi ve Fransa’daki yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri için bundan ders çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk: AfD’nin elde ettiği bu zafere çok sert tepki göstererek, bu sonuca ancak “aptallar ve hainler sevinebilir” ifadesini kullandı.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán: Seçim sonucunu sevinçle karşılayarak, “Almanya ve Avrupa için muhteşem bir gece! AfD’yi ezici zaferinden dolayı tebrik ediyorum. Hazır olun, bu daha sadece başlangıç!” ifadelerini kullandı.
İtalya Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini: AfD’yi ilk kutlayan liderlerden biri oldu ve sonucu bir başarı olarak nitelendirdi.






