Almanya’da 100 Günlük “Remigration” Planı Hazırlandı
@ X @MartinSellner_
Avusturyalı aşırı sağ aktivist Martin Sellner, Almanya’da Remigration Enstitüsü adlı yeni bir yapı kurdu. Magdeburg kentinde kurulan enstitü, remigration için 100 günlük plan da hazırladı. Plana, Alman vatandaşı da olsa göçmen kökenliler de gönderilecekler listesine alındı.
- ALMANYAGündem
- 30 Eylül 2026
- 0
Avusturyalı aşırı sağ aktivist ve eski Identitäre Bewegung (Kimlik Hareketi) sözcüsü Martin Sellner, Almanya’da Remigration Enstitüsü adlı bir enstitü kurdu. Merkezi Magdeburg olarak kaydedilen kuruluşun, kayıtlı iş adresinin ise Chemnitz’de bulunduğu belirtiliyor. Hareketin tüm Avrupa çapına yayılarak, Avrupa’nın göçmenlerle göçmen kökenlilerden “temizlenmesi” hedefleniyor.
Sachsen-Anhalt’taki siyasi gelişmeleri “remigration” projesinin uygulanabileceği bir fırsat olarak gören Sellner ayrıca eyalettte uygulanmak üzere “remigration/tersine göç” planı hazırladı. Plan 100 günlük bir plan olarak hazırlandı. Plana göre, Alman vatandaşı olsalar bile göçmen kökeni olan herkes geri gönderme listesine alındı.,.
“Institut für Remigration Martin Sellner /Martin Sellner Tersine Göç Enstitüsü” ismini taşıyan kuruuşun faaliyet alanı ise toplumsal, demografik, göç, kültür ve ekonomi politikalarıyla ilgili gelişmelerin “analizi, hazırlanması, belgelenmesi ve aktarılması” olarak tanımlanıyor.
Sachsen-Anhalt İçin 100 Günlük Plan
Sellner’in yeni yapısının faaliyetlerinden biri, Sachsen-Anhalt eyaleti için hazırlanan 49 sayfalık strateji belgesi oldu. Belgede eyaletin bir “Remigrationsmusterland”, yani “Tersine Göç Modeli” haline getirilmesi hedefleniyor.
Remigration belgesinde, yeni bir hükümetin ilk 100 gününde uygulanabileceği öne sürülen tedbirler arasında eyalet düzeyinde bir “Remigration Dairesi” kurulması da bulunuyor.
Enstitünün kurucusu Martin Sellner bu girişimi ile, Sachsen-Anhalt’taki seçim sonuçlarının ardından “remigration” kavramını somut bir siyasi programa dönüştürmeye yönelik bir strateji ortaya koydu. Belgede farklı göçmen gruplarına yönelik farklı politika araçları öngörülüyor.

Plan Sadece Düzensiz Göçmenlerle Sınırlı Değil
Hazırlanan belgede “remigration” kavramının yalnızca Almanya’da kalma hakkı bulunmayan kişilerin geri gönderilmesi anlamında kullanılmadığı görülüyor.
Sellner’in remigration planı üç farklı grubu ayırıyor. İlk grupta sığınmacılar, geçici oturum statüsündekiler ve ülkeden ayrılma yükümlülüğü bulunan kişiler yer alıyor. İkinci grup Almanya’da yasal olarak yaşayan yabancıları, üçüncü grup ise göç geçmişine sahip Alman vatandaşlarını da kapsıyor.
Özellikle üçüncü kategori dikkat çekiyor. Alman vatandaşlarının göçmenlik hukuku üzerinden sınır dışı edilemeyeceği belirtilmesine rağmen belgede, “asimilasyon baskısı” ve sözde “paralel toplumlara” karşı siyasi baskı gibi kavramlara yer veriliyor.
“Remigration” Planları Nasıl Hazırlanacak?
Sellner’in kurduğu enstitünün internet sitesinde, yalnızca belirli ülkeler için politika belgeleri hazırlamak değil, Avrupa çapında uzun vadeli bir “remigration” stratejisi oluşturmak hedefleniyor.
Kuruluş, planlama modelini “araştırma ve veri, lobi ve bağlantı, kampanya ve aktivizm, denetim ve siyasi baskı” şeklinde dört temel başlık altında açıkladı.
İlk aşamada demografik verilerin toplanması, doğrulanması ve görselleştirilmesi öngörülüyor. Kuruluş, bunun için “Demography Dashboard” adı verilen bir veri sistemi oluşturmayı ve Avrupa seçimlerinde etnik oy dağılımlarını inceleyen “Ethnic Vote Monitor” hazırlamayı planlıyor. Ayrıca ülke bazında dosyalar hazırlanarak ortak bir Avrupa “Remigration Paktı” taslağı oluşturulması hedefleniyor.
İkinci aşamada siyasetçiler, gazeteciler ve uzmanlar için özel bilgilendirme dosyaları hazırlanması planlanıyor. “Remigration Briefing” adı verilen bu çalışmalarla belirli kavram, veri ve argümanların siyasetçilere ve kamuoyuna aktarılması amaçlanıyor. Kuruluş ayrıca eğitim toplantıları ve yıllık “Remigration Zirvesi” düzenlemeyi öngörüyor.
Avrupa Çapında Kampanya Hedefi
Enstitünün üçüncü ayağını ise siyasi kampanyalar oluşturuyor. Kuruluş, Avrupa çapında bir aktivist veri tabanı oluşturmayı ve “Remigration Ambassadors” adı verilen bir ağ kurmayı planlıyor.
İnternet sitesinde, sosyal medya ve diğer iletişim kanalları üzerinden geniş kapsamlı kampanyalar yürütülmesinden de söz ediliyor. Amaç, kurumun kendi ifadeleriyle, belirli kavram ve talepler etrafında profesyonel kampanyalar organize etmek.
Dördüncü aşamada ise siyasetçilerin ve siyasi partilerin “remigration” konusundaki tutumlarının izlenmesi öngörülüyor. Kuruluş, siyasetçileri ve partileri bu politikaya bağlılıkları üzerinden değerlendirecek bir “Remigration Watch” sistemi ve yıllık sıralama mekanizması oluşturmayı planladığını açıklıyor.





