Almanya Göçmenlere Nasıl Davranacağına Karar Veremiyor
@shutterstock, edited by camiahaber
Türkiye ile iş gücü anlaşmasının 65’inci yılında Almanya’da göçmenleri ilgilendiren yasalardaki sık değişiklikler, yabancılar dairelerinin iş yükünü artırırken hukuki belirsizliği de derinleştiriyor. Göçmenlerle ilgili yasalar son 7 yılda 40 kez değiştirildi.
- ALMANYAGündem
- 27 Ekim 2026
- 0
Almanya ile Türkiye arasında imzalanan iş gücü anlaşmasının üzerinden 65 yıl geçti. Başlangıçta geçici olarak planlanan iş gücü göçü, zamanla kalıcı bir toplumsal gerçekliğe dönüştü. Ancak Almanya, onlarca yıllık göç deneyimine rağmen göçmenlerle kuracağı hukuki ilişkinin sınırlarını belirleme konusunda hâlâ kararsızlıklar yaşıyor. Son 7 yılda göçmenleri ilgilendiren yasalarda 40 kezden fazla değişiklik yapıldı.
Sürekli Değişen Yasalar Daireleri Zorluyor
Yabancılar dairelerinin en önemli sorunlarından biri, sık sık değişen mevzuatı uygulamak zorunda kalmaları. Bir araştırmada, katılımcıların yüzde 89’u yeni yasal düzenlemelerin uygulanmasını karşılaştıkları başlıca sorunlardan biri olarak gösterdi.
2019’dan bu yana göçmenleri ilgilendiren yasal düzenlemelerde 40’tan fazla değişiklik yapıldığı belirtiliyor. İkamet ve çalışma mevzuatının yanı sıra iltica, vatandaşlık ve Avrupa Birliği vatandaşlarının serbest dolaşımına ilişkin düzenlemeler de bu değişikliklerden etkileniyor.
Her yeni düzenleme, daire çalışanlarının yeniden eğitim almasını, devam eden dosyaların gözden geçirilmesini ve danışmanlık süreçlerinin güncellenmesini gerektiriyor. Seçimlerin ardından yeni yasal girişimlerin gündeme gelmesi de çalışanların üzerindeki baskıyı artırıyor.
Göç Politikalarında İstikrar İhtiyacı
Bertelsmann Vakfı’nın geçen yıllarda yapığı bir araştırmada, ankete katılan yabancılar dairelerinin yüzde 92’si iş yükünün son yıllarda önemli ölçüde arttığını bildirdi.
Almanya’nın uzun göç geçmişine rağmen göçmenlerle ilişkisini düzenleyen mevzuatta sık sık değişikliğe gitmesi, kamu yönetiminin işleyişini de etkiliyor. Değişen kurallar hem dairelerdeki işlemleri zorlaştırıyor hem de göçmenlerin hukuki süreçlerini öngörmelerini güçleştiriyor.
Ortaya çıkan tablo, Almanya’nın göçü kalıcı bir toplumsal gerçeklik olarak ele alan, öngörülebilir ve uzun vadeli bir hukuki çerçeveye duyduğu ihtiyacı bir kez daha ortaya koyuyor.






