NSU Terörünün Üzerinden 15 Yıl Geçti: Almanya’da Cevap Bekleyen Sorular Hala Gündemde
@aa
Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 10 kişinin hayatını kaybettiği aşırı sağcı NSU cinayetlerinin ortaya çıkmasının üzerinden 15 yıl geçti. Soruşturmalar ve yargılamalara rağmen örgütün arkasındaki destek ağı ve güvenlik kurumlarının rolü konusundaki tartışmalar sona ermedi. Sol Parti, 5 Kasım’da Federal Meclis’e sunduğu önergeyle dosyanın yeniden kapsamlı biçimde aydınlatılmasını ve ülke çapında bir NSU dokümantasyon merkezinin kurulmasını talep ediyor.
- ALMANYAGündem
- 5 Kasım 2026
- 3
Almanya’nın yakın tarihindeki en büyük aşırı sağcı terör olaylarından biri olan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütünün ortaya çıkarılmasının üzerinden 15 yıl geçti. 2000-2007 yılları arasında işlenen ırkçı cinayetlerin arkasında yıllarca gizli kalan bir Neonazi yapılanmasının bulunduğu, 4 Kasım 2011’de yaşanan gelişmelerin ardından anlaşıldı. Ancak aradan geçen zamana rağmen örgütün kimlerden destek aldığı, başka kişilerin saldırılara katılıp katılmadığı ve güvenlik birimlerinin olaylardaki sorumluluğu gibi önemli başlıklar hala tartışılıyor.
Konu, 5 Kasım Perşembe günü Federal Meclis’te yeniden gündeme geliyor. Sol Parti, “NSU’nun kendisini açığa çıkarmasının üzerinden 15 yıl Geçti: Dünün terörünü aydınlatmak, yarının terörünü önlemek” başlıklı önergesini ilk kez Meclis’te görüşmeye sunuyor. Yaklaşık 20 dakikalık görüşmenin ardından önergenin ayrıntılı değerlendirilmek üzere İçişleri Komisyonu’na gönderilmesi bekleniyor.
10 Cinayet, Yıllarca Fark Edilmeyen Irkçı Terör
NSU, Almanya’da 2000-2007 yılları arasında dokuzu göçmen kökenli erkek, biri kadın polis memuru olmak üzere toplam 10 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor. Göçmen kökenli kurbanların sekizi Türkiye kökenli, biri ise Yunanistan kökenliydi. Kurbanların önemli bir bölümü küçük işletme sahibiydi. Örgütün ilk cinayeti 9 Eylül 2000’de Nürnberg’de çiçekçilik yapan Enver Şimşek’e yönelik saldırı oldu. Şimşek, iş yerinin önünde silahlı saldırıya uğradı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Ardından Abdurrahim Özüdoğru Nürnberg’de, Süleyman Taşköprü Hamburg’da, Habil Kılıç Münih’te, Mehmet Turgut Rostock’ta, İsmail Yaşar Nürnberg’de, Theodoros Boulgarides Münih’te ve Mehmet Kubaşık Dortmund’da öldürüldü. Serinin son göçmen kökenli kurbanı ise 6 Nisan 2006’da Kassel’de internet kafe işleten 21 yaşındaki Halit Yozgat oldu. NSU’nun son cinayeti 25 Nisan 2007’de Heilbronn’da işlendi. 22 yaşındaki polis memuru Michèle Kiesewetter silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Cinayetlerin benzer yöntemlerle işlenmesine rağmen soruşturmalarda uzun süre aşırı sağcı terör ihtimali üzerinde yeterince durulmadı. Güvenlik birimleri, kurbanların ailelerini ve yakın çevrelerini araştırdı. Organize suç, uyuşturucu ticareti ve mafya bağlantıları gibi ihtimaller öne çıktı. Bu süreçte mağdur aileleri de şüpheli konumuna düşürüldü ve yıllarca ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Örgüt Tesadüfen Ortaya Çıktı
NSU’nun varlığı, güvenlik birimlerinin yürüttüğü kapsamlı bir operasyonla değil, 4 Kasım 2011’de yaşanan bir banka soygunu ve sonrasındaki gelişmelerle ortaya çıktı. Örgütün üç ana üyesi Beate Zschäpe, Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos, 1998 yılından itibaren yeraltında yaşıyordu. Farklı kimliklerle saklanan iki erkek, geçimlerini sağlamak için banka soygunları gerçekleştiriyordu. 4 Kasım 2011’de Thüringen eyaletinin Eisenach kentinde bir banka soygununun ardından polis takibine alınan Böhnhardt ve Mundlos, bir karavanda ölü bulundu. Karavanın yanması ve olay yerindeki incelemeler, yıllardır aranan aşırı sağcıların izine ulaşılmasını sağladı. Aynı gün Zwickau kentinde üçlünün kullandığı evde yangın çıktı. Evdeki delilleri ortadan kaldırmak amacıyla yangının çıkarıldığı değerlendirildi. Beate Zschäpe ise birkaç gün sonra, 8 Kasım’da polise teslim oldu.
Evde bulunan silahlar, belgeler ve NSU’nun cinayetleri üstlendiği propaganda görüntüleri, yıllardır çözülemeyen saldırılarla örgüt arasındaki bağlantıyı ortaya koydu. Böylece Almanya’da uzun süre birbirinden bağımsız suçlar olarak değerlendirilen cinayetlerin, ırkçı bir terör yapılanmasının parçası olduğu anlaşıldı.
Köln Saldırısı da NSU Dosyasında
NSU yalnızca cinayetlerle değil, bombalı saldırılarla da Almanya’da büyük bir korku ve yıkıma yol açtı. Örgütün Köln’de gerçekleştirdiği iki bombalı saldırıdan en ağır sonuç doğuranı, 9 Haziran 2004’te Keup Caddesi’nde meydana geldi. Türk, Kürt, Arap ve Alevi kökenli çok sayıda göçmenin iş yerlerinin bulunduğu caddede, çivilerle güçlendirilmiş bir bomba patlatıldı. Saldırıda 22 kişi yaralandı, çok sayıda iş yeri ve araç zarar gördü. Saldırının ardından mağdur ve esnaf çevresi uzun süre şüphe altında tutuldu. Olayın arkasında ırkçı bir terör örgütünün bulunduğunun anlaşılması ise yıllar aldı. Keup Caddesi, bugün de NSU cinayetleri ve saldırılarının Almanya’daki toplumsal hafızada bıraktığı izlerin en önemli adreslerinden biri olarak görülüyor.
Güvenlik Kurumlarının İhmali Yeniden Tartışılıyor
NSU’nun ortaya çıkmasının ardından Federal Meclis ve eyalet parlamentolarında çok sayıda araştırma komisyonu kuruldu. Bu komisyonlar, cinayetlerin önlenememesinde güvenlik kurumlarının hatalarını ve soruşturmalardaki eksiklikleri ortaya koydu.
Özellikle muhbir sistemi ve istihbarat kurumlarının aşırı sağcı çevrelerle ilişkileri yoğun biçimde eleştirildi. Neonazi grupları hakkında bilgi sağlayan kişilerin güvenlik kurumları tarafından kullanılması, aşırı sağcı yapılanmaların engellenmesine katkı sağlamadığı gibi, bu çevrelerin faaliyetlerinin sürmesine de imkân tanımış olabileceği yönünde değerlendirmelere yol açtı. NSU dosyasında hala örgütün çevresindeki kişilerin tamamının ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı, saldırılara başka kimlerin katıldığı ve devlet kurumlarının elindeki bilgilerin neden zamanında değerlendirilmediği gibi sorular bulunuyor.
Sol Parti’den İstihbarat Kurumlarına Yönelik Kapsamlı Değişiklik Talebi
Federal Meclis’e sunulan önergesinde Sol Parti, NSU cinayetlerinin aydınlatılmasındaki eksikliklerin yalnızca geçmişte kalmadığını savunuyor. Partiye göre soruşturmalar uzun süre failler yerine kurbanlara ve ailelerine odaklandı. Ailelerin ırkçı saldırı ihtimaline ilişkin uyarıları yeterince dikkate alınmadı ve mağdurların yaşadıkları süreçte kendilerine gereken destek verilmedi. Önergede, federal ve eyalet düzeyindeki araştırma komisyonlarının güvenlik kurumlarında ciddi aksaklıklar bulunduğunu ortaya koyduğu belirtiliyor. Sol Parti, devletin üst kademelerinin bu başarısızlıkların üzerini örtmeye çalıştığını ileri sürerek, örgütün destek ağına ve olası diğer faillerine ilişkin soruların hala yanıtlanmadığını savunuyor.
Partinin talepleri arasında istihbarat kurumlarının, aşırı sağcı terör soruşturmalarıyla bağlantılı muhbirler ve kaynaklar hakkındaki bilgileri adli makamlarla paylaşmasının zorunlu hâle getirilmesi bulunuyor. Ayrıca muhbir sisteminin sona erdirilmesi ve istihbarat kurumlarının yetkilerinin önemli ölçüde sınırlandırılması isteniyor. Sol Parti, orta vadede Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (Verfassungsschutz) bir istihbarat kurumu olarak kaldırılmasını da öneriyor. Bunun yerine ırkçılık, insan düşmanlığı ve demokrasi karşıtı hareketleri bilimsel yöntemlerle inceleyecek bağımsız bir araştırma merkezinin kurulmasını talep ediyor.
Ülke Çapında NSU Dokümantasyon Merkezi İsteniyor
Önergenin önemli başlıklarından biri de Almanya genelinde bir NSU dokümantasyon merkezinin kurulması. Sol Parti, hükümetin koalisyon anlaşmasında yer alan bu hedefin artık somut adımlarla hayata geçirilmesini ve merkezin kuruluşuna ilişkin planın gecikmeden hazırlanmasını istiyor. Ayrıca NSU hakkında Federal Meclis ve eyalet parlamentolarında yürütülen araştırmaların dosyalarının ortak bir arşivde toplanması, gazetecilerin ve bilim insanlarının bu belgelere erişebilmesi talep ediliyor. Bu arşivin, geçmişte yapılan hataların incelenmesi ve benzer saldırıların önlenmesi açısından önemli bir kaynak oluşturması hedefleniyor.
Mağdur Aileleri İçin Adalet Arayışı Sürüyor
NSU cinayetleriyle ilgili yargılamalarda örgütün hayatta kalan üyesi Beate Zschäpe, 2018 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Örgüte destek veren bazı kişiler de farklı hapis cezaları aldı. Ancak mahkeme sürecinin tamamlanması, mağdur ailelerinin tüm sorularına yanıt bulduğu anlamına gelmedi. Aileler açısından mesele yalnızca saldırıları gerçekleştiren kişilerin cezalandırılması değil. Cinayetlerin yıllarca neden aydınlatılamadığı, güvenlik kurumlarının hangi bilgilere sahip olduğu ve örgütün nasıl bu kadar uzun süre faaliyet gösterebildiği de açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında yer alıyor.
Almanya’da NSU’nun ortaya çıkışının 15. yılında yapılan yeni Meclis görüşmesi, bu nedenle geçmişte yaşananların yeniden değerlendirilmesinin yanı sıra aşırı sağcı terörle mücadelede devletin sorumluluğunun da tartışılmasına imkân sağlayacak. Cinayetlerin üzerinden geçen yıllara rağmen mağdur ailelerinin beklediği kapsamlı aydınlatma ise henüz tamamlanmış değil.(bb)






