Aile

Pandemi Süreci Ev İçi Şiddet Vakalarını Zirveye Taşıdı

Kovid-19 kısıtlamaları Almanya’da 2020 yılından itibaren aile içi şiddet verilerini vahim bir biçimde etkiliyorken, çoğu vaka hâlâ resmî istatistiklerde temsil edilmiyor. Siyaset ve yardım kuruluşları tarafından sunulan yardım olanakları bu artışın yanında yetersiz kalıyor.
Zeynep Rukiye Önver
07 Mart 2021
@Shutterstock

İstatistiklere göre 2019 yılında yaklaşık her üç günde bir, bir kadın partneri veya eski partneri tarafından öldürüldü. Toplam 141.000 ev içi şiddet vakası kayıt altına alınırken, 117 kadın ve 32 erkek ölümcül şiddetin kurbanı oldu. Bu sayı 2018 yılına kıyasla % 0.7‘lik bir artış içeriyor. 

İlişkide şiddete maruz kalan kurbanların sayısı incelendiğinde, 2015 yılından itibaren bir yükseliş göze çarpıyor. Federal Kriminal Dairesi Başkanı Holger Münch bu artışın suç duyurusunda bulunma eğiliminin yükselmesi ile de açıklanabileceği ihtimalini dile getirdi. 

İSTATİSTİKLERDE YER ALMAYAN ŞİDDET SUÇLARI

İstatistiklerin realiteyi olabildiğince doğru bir biçimde görüntüleyebilmesi ve bu toplumsal sorunun gerçek boyutuna hakim olabileme adına Aile Bakanı Franziska Giffey, ev içi şiddet vakalarının çoğunluğunu oluşturan kayıt altına alınmayan kısmının 2021 yılında inceleneceğini duyurdu. 

Uzmanlara göre ev içi şiddet suçlarının aşağı yukarı %75‘i, utanç, korku ve ekonomik bağımlılık sebepleriyle ihbar edilmediğinden dolayı, istatistiklerde yer bile almıyor.

KARANTİNA ŞARTLARINDA ŞİDDETİN YÜKSELİŞİ VE GÖRÜNMEZLİĞİ

Korona kısıtlamaları 2020 senesinden bu yana, Federal Kriminal Dairesi Başkanı’na göre, şiddet sorunun büyümesine zemin hazırlıyor. Bilimsel araştırmalardan edinilen bilgilere göre, strese yol açan etkenler aynı anda şiddeti de tetiklemekte. Münch’e göre işsizliğin, kapanan okulların ve ev ofisinin oluşturduğu mekânsal darlık, parasal kaygıların doğurduğu psikolojik sıkıntılar ile birleşince, ev içi şiddetin çoğalma ihtimali devre dışı bırakılamaz. Ayrıca bu istismar, sosyal izolasyon nedeniyle de çoğu zaman görünmez kalıyor.

Münih Teknik Üniversitesi’nin, geçen yılın yaz aylarında gerçekleştirdiği bilimsel incelemenin sonuçları bu endişeleri doğruladı. Ev içi şiddetin hem kadınlar, hem de çocuklar arasındaki kurban sayısı, karantina şartları altında yükseldi. Çoğu vaka resmî olarak kayıt altına bile alınmadı.

Özellikle 2020 senesinin ilkbahar aylarında ve 2020/2021 kışında ağırlaştırılan kısıtlamalar sonucu ev içi şiddet kurbanlarının sayısında ciddi ve endişelendirici bir artış kaydedildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminine göre bu veriler Avrupa genelinde, gelecekte de yükselme gösterecek.

Bu gelişmeyle birlikte 2020 senesinde telefon danışma yerlerine müracaat kısmen %20’lik oranla artarken, Holger Münch’e göre bazı eyaletlerde de düşen sayılar göze çarptı. Bu kısmi düşüşün, pandemi süresinde sürekli gözetim altında bulunan şiddet kurbanlarının, yardıma başvurmak için gerekli cesareti gösterememelerinden kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Böylelikle pandemi süresinde artan ev içi şiddet, yine kısıtlamalar dolayısıyla daha da görünmez oluyor.

KADIN SIĞINMA EVLERİNDE KAPASİTE SIKINTISI

İlk defa yapılan bir veri analizine göre, Almanya’nın beş eyaletinde bulunan kadın sığınma evlerindeki kapasite sınırları çoktan aşılmış durumda. Korona pandemisinin ağırlaştırdığı şiddet sorunun bir sonucu olarak yüzlerce şiddet kurbanı kadın ve çocuk sığınma evlerine kabul edilemedi. 

Yoğun kısıtlama dönemlerinde sürekli gözetim altında bulunan şiddet kurbanlarının sığınma evlerine müracaatı azalırken, ardından hayata geçirilen gevşetmeler ile birlikte başvuru sayısında bir yükselme kayda geçti.

Kadın ve kızlara yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemeyi ve bunlarla mücadeleyi amaç edinen İstanbul Sözleşmesi’nin tavsiyesine karşın, Almanya’da yeterince kadın sığınma evi bulunmuyor.

SPD EV İÇİ ŞİDDET KURBANLARININ DAHA İYİ KORUNMASINI TALEP EDİYOR

Alman Sosyal Demokrat Partisi, evde şiddete maruz kalan insanların daha etkili bir biçimde korunabilinmesi amacıyla ülkenin kuzeyindeki eyalet idaresi kanunu için yasal reform önergesi sundu. Önergeye göre polis, suç duyurusunun ardından daha uzun vadeli uzaklaştırma kararı alabilme yetkisine sahip olacak. Bu karara uyulmadığı takdirde ise para cezası uygulanabilecek.

Sosyal Demokratlar bu önlemlerle partneri tarafından şiddete maruz bırakılan insanların güvenliğinin daha iyi sağlanabilmesini hedefliyor. Partinin siyasetçisi Kathrin Bockey, ev içi şiddetin en büyük ve kalıcı zararı çocuklara verdiğine dikkat çekerek, bunun engellenmesi için reformların gerekliliğini vurguladı.

YARDIM İMKÂNLARI

Kadına yönelik şiddet yardım hattı yöneticisi Petra Söchting ilişkiler çerçevesinde yaşanılan şiddetin sözlü, psikolojik, fiziksel, ekonomik ve cinsel boyutundan bahsederken, şiddete maruz kalan kadınların emniyetleri adına başvurabilecekleri çeşitli yardım kuruluşlarının, kadın sığınma evlerinin ve internet üzeri de istifade edilebilen danışma hizmetlerinin varlığını vurguluyor. 

Pandemi sürecinde büyüyen ve dikkatleri üstüne çeken ev içi şiddet sorunsalına ilişkin farkındalığın ve ihbar etme eğiliminin de yükselmesi umuluyor.

Petra Söchting ve yardım kuruluşları, kendilerini en fazla güvende hissetmeleri gereken evlerinde şiddete maruz bırakılan kadın ve çocuklara, yaşadıklarını açığa kavuşturmaları ve bulundukları tehlikeli durumdan kurtulmaları maksadıyla gerekli adımı atmaları için cesaret ve umut vermek istiyorlar.

ŞİDDET KURBANLARININ BAŞVURABİLECEKLERİ YARDIM OLANAKLARI

Kadına Yönelik Şiddet Yardım Hattı: 08000 116 016

Erkeklere Yönelik Şiddet Yardım Hattı: 0800 123 99 00

Çocuklara Yönelik Şiddet Yardım Hattı: 116 111

Fudul Aile İçi Şiddet – Manevi Destek Hattı:  +49221 942 240 625

 

www.hilfetelefon.de/das-hilfetelefon/beratung/beratung-in-17-sprachen/tuerkisch.html

https://www.frauen-und-kinder-in-not.de

https://www.nummergegenkummer.de

https://weisser-ring.de

www.fudul.org

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş