Hayat

Kurbanın Şartları Nelerdir?

Kurban kimlere vaciptir ve hangi durumda Kurban kesmek gerekir? Kurban için zenginliğin ölçüsü nedir? gibi soruların cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz.
18 Temmuz 2021
Kurbanın şartları nelerdir? @aa

Kurbanın şartları nelerdir? Bayram kurbanı (Udhiye) kesmenin vacip olması için, genel ibadet mükellefliği şartları yanında, kurbanın özelliğine uygun olarak mali ve bedenî ibadet olma şartları da aranır:

a. İslam 

Bir ibadet olması dolayısıyla kurban, yalnız Müslümanlara vaciptir. Gayrimüslimler öncelikli olarak imanla mükelleftirler, ancak iman ettikten sonra ibadetleri yapmaya muhatap ve ehil sayılırlar.

b. Zenginlik

Udhiye kurbanı kesmenin vacip olması için zenginlik şartı bulunmaktadır. Hanefilere göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü, zekâtta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve asli ihtiyaçları dışında 85 gr. (20 miskal) altına ya da buna denk bir paraya veya mala sahip olmasıdır. Kendisine fitre ödemek vacip olan mükelleflerin kurban kesmesi de vaciptir.  Bayrama erişen kişinin o günlerde bu zenginliğe sahip bulunması, yükümlülüğün doğması için yeterli görülür. 

Diğer mezhepler kurban kesmeyi sünnet saydıklarından, kurban mükellefiyeti için ayrıca bir zenginlik ölçüsü tespit etmemişlerdir. Şâfiîlere göre, Kurban Bayramı süresince kendi şahsının ve geçimlerinden sorumlu olduğu kişilerin temel ihtiyaçlarından ve borcundan fazla olarak kurban satın alacak kadar paraya sahip olanlar, kurban kesme gücüne sahip sayılırlar.

Kurbanın Şartları Nelerdir

Kurbanda Kişisel Sorumluluk (Aynî Vacip) 

Kurbanın şartları nelerdir? Hanefîler, yükümlülük şartlarını taşıyan herkesin ayrı ayrı kurban kesmekle yükümlü olduğu fikrini (aynî vacip) benimser. Hanefî Mezhebi, ibadette ve zenginlikte kişisel sorumluluğu temel alır. Buna göre, aynı evde yaşayan aile reisi, ayrı mal varlıkları bulunan hanımı veya yetişkin çocukları, ayrı ayrı zenginlik ölçüsünde mal varlığına sahipseler, her biri kişisel olarak kurban kesmekle yükümlü olurlar.

Mâlikîler, kurban kesen kimsenin niyet etmesi hâlinde aynı kurbanın sevabına nafaka halkası içinde bulunan birlikte oturduğu yakınlarını da iştirak ettirebileceği ve bu kurbanın onlar için yeterli olacağı görüşündedir.

Şafiîler, nafakaları aile reisine düşen ve onun tarafından karşılanarak birlikte yaşayan hane halkı açısından kurban kesmeyi sünnet-i kifâye olarak görürler. Bu bakımdan kurban, aile reisi tarafından hane halkı adına kesilir. Böylece sünnet yerine getirilmiş ve sorumluluk da düşmüş olur.

İmam Mâlik, mali gücü yetenlerin, ailenin her bir üyesi için küçükbaş bir hayvan kurban etmelerinin daha iyi olacağını belirtir. 

c. Ergenlik ve Akıllılık 

Bu konuda, iki yaklaşım bulunmaktadır:

Genel İbadet Mükellefliği: Hanefîlerden fetvaya esas olan görüşlerinde İmam Muhammed ve Züfer ile Şâfiîlere göre, kurban için de genel ibadet mükellefliği şartları arandığından, ergenlik ve akıllı olmak şarttır. Baba veya vasi, bu şartları taşımayanlar için, onların malından kurban kesemez. Bununla birlikte baba, mali gücü varsa mükellef olmayan çocukları adına da kendi parasıyla kurban kesebilir.

Mali İbadet Mükellefliği: Hanefîlerden Ebû Hanife ile Ebû Yusuf’a, Malikîlere ve Hanbelîlere göre, kurban mali durum ve sorumlulukla ilgili olduğundan, zengin oldukları takdirde çocuğa ve akli dengesi yerinde olmayana da kurban kesmek vaciptir. Veli veya vasi, kurban bedelini onların malından öder.

d. İkamet 

Zorluk ve sıkıntıları ortadan kaldırmak için, yolculara kurban kesmek vacip değildir; ancak yolcuların nafile olarak kurban kesmesi caizdir. Zengin olup baba memleketine, tatile veya yazlığına gidenler, imkân varsa gittikleri yerde kurban kesebilecekleri veya kestirebilecekleri gibi, zorluk varsa bir kişiye veya kuruma vekâlet vererek de kestirebilirler. Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre, yolcular için de kurban kesmek sünnettir.

e. Vakit 

Kurban, eyyâm-ı nahir denen, Kurban Bayramı’nın birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde vacip olur. Bu günler gelmeden önce kurban kesmek vacip değildir. Vakit, Kurban Bayramı’nın birinci günü fecr-i sâdığın doğuşuyla (imsak ve sabah namazı vaktinin girişiyle) başlar ve üçüncü gün güneşin batmasına kadar devam eder. 

Bu vakit, namazda olduğu gibi geniştir. Hangi vakitte kesilir veya vakit sona ererse, vacip olması da buna göre kesinleşir ve artık zimmete borç olarak geçer. 

Kurban, belirtilen vakit içinde kesilmeyince, borç düşmeyip zimmette kalır; ancak bu sürenin dışında kurbanın kesilmesi caiz değildir. Kan akıtmak, artık sadakaya dönüşür.

Kaynak: İnsanlık Tarihinde ve İslam’da Kurban, Prof. Dr. Vecdi Akyüz. PLURAL Yayınları.

https://plural-publications.eu/plural-publikationen/fachpublikationen/insanlik-tarihinde-ve-islamda-kurban/

Reklam (İç Sayfa)

en çok okunanlar

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş