İnsan Hakları Kimin İçin?

Gazze aylardır ağır bir abluka altında. Yiyecek, ilaç, temiz su yok; hastaneler aylardır çalışamaz hâlde. Açlıktan ölenlerin sayısı meçhul, bu durumu anlatacak gazeteciler ise birer birer hedef alınarak susturuluyor. Tam da bu yüzden dünyanın dört bir yanından insan hakları aktivistlerinin oluşturduğu Küresel Sumud Flotilla, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve halkın sesini dünyaya duyurmak amacıyla yola çıktı. Gemilerde silah yok, çıkar hesabı yok; sadece onurlu bir yaşam için dayanışma var.

Flotillaya yapılan saldırıların ardından Avrupa’dan 158 milletvekili ve senatör hükûmetlerine çağrı yaparak mürettebata koruma talep etti. Yani vicdan artık siyaset kanadından da yükseliyor. Fakat birçok Avrupa ülkesinin onca rapor ve verilere rağmen Gazze söz konusu olduğunda hâlâ devam eden kurumsal sessizliği, hak ve özgürlükler söylemiyle arasındaki uçurumu büyütüyor.

AB İsrail’e Baskı Gücünü Kullanmıyor

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Gazze’deki tutumu nedeniyle İsrail’e bazı mali desteklerin kesileceğini açıkladı. Ama bu adımlar, Birliğin iç bölünmüşlüğü yüzünden sınırlı kaldı. Oysa Avrupa Birliği, İsrail’in en büyük ticaret ortağı; yani ciddi bir baskı gücü var, fakat kullanmıyor.

Sokaklarda ise yüzbinlerce insan Gazze için yürümeye, gençler üniversitelerde ses yükseltmeye, insan hakları örgütleri daha kararlı adımlar talep etmeye devam ediyor. Ama siyaset hâlâ çıkar dengelerine sıkışmış durumda.

Avrupa’da Müslümanların Haklarının Kısıtlanma Girişimi

Avrupa’nın bu çifte standardı sadece Gazze konusunda değil, Avrupa’nın kendi içindeki Müslüman vatandaşlarına yaklaşımında da görülüyor. Avusturya’da yürürlükte olan başörtüsü yasağı, bunun en çarpıcı örneği. Avusturya’da 14 yaş altındaki kız çocukları, inancı gereği başını örttüğü için eğitim hakkından mahrum bırakılabilecek. Benzer bir adım diğer dinlerin mensuplarına yönelik gündeme gelmezken sadece Müslüman kız çocuklarının baskı gördükleri gerekçesi ile tekrar tekrar yasaklar konusunda gündeme gelmesi kabul edilemez. “Özgürlükler kıtası” olarak sunulan Avrupa’da, Müslümanların temel haklarının kısıtlanması aslında evrensel değerlerin kimler için ve ne derece geçerli sayıldığını ortaya koyuyor.

Son olarak, Almanya’daki son yerel seçimlerin sonuçları dae bu tabloyu tamamlıyor. Kuzey Ren-Vestfalya’da aşırı sağ, oylarını neredeyse üçe katladı. Göçmenlerin ve Türkiye kökenlilerin yoğun yaşadığı bu eyalette AfD’nin bu kadar yüksek oy alması, ırkçılığın artık sadece ülkenin doğusunda değil batısında da güç kazandığını gözler önüne seriyor. Bu yükseliş, Avrupa’da giderek kurumsallaşan İslamofobinin ve göçmen karşıtlığının siyasete nasıl yön verdiğinin âdeta bir kanıtı.

BM’de Söz Hakkı Kimin?

Öte yandan, BM Genel Kurulu’nda Filistin Sorununun Barışçıl Çözümü ve İki Devletli Çözümün Uygulanmasına İlişkin New York Bildirgesi’nin onaylanması için sunulan tasarıya ilişkin oylamada, 10 ülke “hayır” oyu kullanırken, 142 ülke “evet” dedi. Filistin’i devlet olarak tanıyacağını belirten ülkelerin sayısı da artıyor. Umarız bu adımlar bölgede kalıcı barış yolunda sadece sözde kalmayarak etkili olur. Gazze’nin, bölgenin ve dünyanın barış ve huzura ihtiyacı var.

Türkiye’de Külliyemiz Yükseliyor

Yaz döneminde Samsun’da cami, eğitim merkezleri ve sosyal alanlarıyla hizmet verecek olan külliye projemizin temelini attık. Teşkilatımıza ve Türkiye’ye hayırlar getirmesini dilerim.