YAZARLAR
Kendi Kararını Bile Bilemeyen Birleşmiş Milletler mi?
Bazen ben de konuştuğumuz, yazdığımız, zaman zaman da güldüğümüz şu Türkçe’nin hallerine şaşırmıyor değilim. Hangi kelimeyi, hangi lafı nereye getirip götürmek istersen, mübarek oraya doğru eğilip bükülüyor. Fakat, iyi de oluyor gibime geliyor. Aynı kelime ile hem küfredebiliyor hem de sevgini, muhabbetini ve saygını takdim edebiliyorsun.
Hele şu günlerde Amerika Birleşik Devletlerinde, bütün dünyaya hava atmak için sadece MEGA Trump’ın değil her bir dünya liderinin koşuşup birkaç dakika konuştuğu yer var ya. Hani biz iki harfli olarak BM şeklinde tanıdığımız, ne var ki kendi kararlarını bile bilemeyen şu Birleşmiş Milletler var ya, bizim gariban Türkçeciler takmış bu ifadeye “Bir Leşmiş Milletler” demez mi?
Bu kişilere, etmeyin, yazıktır bunca, barış, bunca anlayış, bunca kavrayış ve bunca dünya dostluğunu inşa eden ve insanlığın böylesine ulu bir kurumuna laf etmeyin demeye kalksam bile tutturmuşlar, böylesine parçalanmış bir dünyada bu kelimeyi biz de böleceğiz arkadaş diye işi iyice azıtıverdiler.
Neyse ki ben, tıpkı Alman soğukkanlılığı gibi, yine sihirli iki harfimizle yani BM ile devam etmeyi tercih ettim. Türk dili bilgim zaif olduğundan birleşik yazılan Birleşmiş kelimesini bölemedim. Zaten böyle kelimeleri tekerleme gibi tekerleyemediğim için orada bizim soğuk kanlılığı ile tanınan Almanları aradım durdum. En azından tarafsız taraftar misalli, amma illa da kim kazanırsa ben oradayım dercesine tutumları sebebiyle bu BM’nin Almanlar için ne kadar önemli olduğunu anladım.
Üstelik, daha bu New York’taki BM curcunası başlamadan önce Annalena Baerbock nam eski Dışişleri Bakanımızın New York sokaklarında bir manken gibi mini mini short hikayeler paylaşması ile BM’ye ne kadar önem verdiklerinin ön sırlarını almaya başlamıştık.
Sağolsunlar Almanya’nın eski dışişleri bakanından sonra yeni dışişleri bakanı Johann Wadephul da BM’nin bu önemini öylesine iyi anlattı ki, ben anlayamadım. Mesela,“Almanya’nın daha fazla sorumluluk alması yönünde istekler duyuyorum” demesi gibi efsunlu cümleleri anlamakta zorlanıyorum ya onun gibi.
Haa burada, dünyada olmayan 7 büyük savaşı önleyen MEGA Trump’ın bu başarılarının bizi sarhoş etmiş olabileceğini de itiraf etmek zorundayım. Yani bu sarhoşlukla Almanya’yı anlayamama gibi bir acizliğe düşmüş de olabilirim.
Lakin şöyle diyeyim: Tamam, bakan olmasa bile bakanı yönlendiren Alman siyasetçiler Filistin’in devlet olarak tanınmasını barış için “Yanlış bir sinyal” ve “Hamas’ın ödüllendirilmesi” olarak tanımlayabilir. Bakan olarak “Ben demedim valla o dedi” diyebilir. De… “Almanya için Filistin devletinin tanınması daha ziyade sürecin sonunda gerçekleşecektir ancak böylesi bir sürecin şu an başlaması gerekiyor.” diyerek de ne diyorsunuz veya ne demiyorsunuz vallaaa bilemedim.
Amma Birleşmiş kelimesini birleştirmeyip ayıranlara da bunun ne demek olduğunu anlamasam da helâl olsun demekten kendimi alamıyorum.
