YAZARLAR
Telefonunuz Sizi Size Karşı Casus Yaparsa
Akıllı cihazlarımız, amma her şeyden önce de şu adına sosyal dedikleri nevzuhur platformlar var ya, artık sadece bizi bilgilendirmek ve eğlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kendimizi kendimize karşı casus, olarak yetiştiriyor. Ama tabii, Gazze’de iseniz ölüm fermanınızı nasıl yazacağınıza dair de size çok kesin ve sağlıklı bir rehberlik yapıyor. Tüm bunlardan haberimiz hem var hem de yok.
Ah bu teknoloji yok mu?… Var, var olmasına da bizi nasıl esir aldığını bildiğimiz hâlde esarete gönülden aşık olmuşuz. İşte o teknoloji denilen fenomen (Arapça’da buna zuhurât derlermiş) bir zamanlar yalnızca hayatımızı kolaylaştırmak için vardı. Şimdi ise akıllı saatlerimiz, telefonlarımız ve hatta buzdolaplarımız gizli birer casus gibi çalışıyor. Üstelik biz onların casusluğunu da biliyoruz. İşimize geldiği için boş verip geçiyoruz.
Ya devletler ve büyük teknoloji şirketleri ne yapıyor. Bizim bu saf alışkanlığımızı, alanındaki uzmanların tabiri ile “sivil teknoloji”yi öyle bir askeri teknolojiye dönüştürüyor ki, size kendinizi ne zaman nasıl ele vereceğinizin fırsatını ve imkanını verdikleri gibi, Gazze’de olduğu gibi öldürülme anı, zamanı ve yerini de seçme hakkı tanıyor.
Sabahleyin kalktını kahvaltınızı hazırlarken bile gözetim altındaymışız da haberimiz mi yok? Yapmayın etmeyin, hepsini biliyoruz. Yani bizi denetlediklerini, gözetlediklerini, hatta nerede hangi tuvalete gittiğimizi bile bildiğimiz hâlde, kendimizi ele vermekten usanmıyoruz.
Ben teknoloji uzmanlarının yalancıyım. Çektiğimiz, her fotoğraf, her mesaj, hatta her adım “veri havuzuna” kaydediliyor. Mahremiyet dediğimiz o kavram, yavaş yavaş eski bir kitap rafına kaldırılıyor: tozlu, unutulmuş ve kimsenin ilgilenmediği bir köşe. Hoş, mahremiyet de nedir ki, artık bizi ilgilendirmiyor.
Bu yetmiyor şimdi de AB, telefon ve elektronik postadaki her şeyimizin otomatik olarak incelenmesine imkan verecek bir kanun üzerinde çalışıyor. Böylece kontrol altına almak istedikleri, kişi, kurum veya topluluğa kendi kendilerini ihbar etme hakkı tanıyorlar. Yani, kendinizi ihbar etme hakkınızı güvence altına alacaklar. Hem de yaptıklarınızın suç olmasına gerek yok. Meselâ ailenizle, dostlarınızla bir çay içmek için (kahve de olabilir tabii) “…’de buluşalım” demek bile suç sayılabilir.
Şaka bir yana, durum hiç de komik değil.
Bu arada, teknolojiyi tamamen suçlamak haksızlık olur. Ama bir gün telefonunuz size “Bugün hangi sırlarımızı dünyaya yayalım?” derse o zaman hiç şaşırmayalım.
