Avrupa’da İslam Düşmanlığı İçin Hristiyanlığı Kullanıyorlar
@shutterstock
Avrupa’da İslam karşıtlığının yükselişi genellikle “kültürel” ya da “dinsel” gerekçelerle açıklanıyor. Ancak yeni bir araştırma, İslamofobinin temelinde gerçek dinî kaygıların değil, yabancı düşmanlığına dayalı otoriter ve aşırı milliyetçi tutumların bulunduğunu ortaya koyuyor.
- ALMANYAGündem
- 25 Kasım 2025
Avrupa genelinde son yıllarda aşırı sağcı hareketler, İslam’a yönelik olumsuz söylemlerini çoğu zaman “Hristiyan kültürünü koruma” iddiası üzerinden meşrulaştırıyor. Siyasi kampanyalarda camiler, başörtüsü veya göçmen karşıtlığı bu söylemin merkezinde yer alıyor.
Mainz Johannes Gutenberg (JGU) Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, Avrupa’da aşırı sağın İslam düşmanlığı için “Hristiyan değerlerini koruma” söyleminin gerçeği yansıtmadığını gözler önüne serdi. Araştırma Avrupa aşırı sağ hareketlerinin Hristiyanlıkla uyumlu bir merhamet ve adalet anlayışı taşımadığını ortaya koydu.
Araştırmacılar aşırı sağcıların İslam karşıtlığı için kulladıkları söylemin kültürel bir maskeleme stratejisi olduğunu belirtiyor.
Yeni Araştırma: Köken Dinsel Değil, Otoriter ve Milliyetçi Tutumlar
Yapılan yeni bilimsel çalışma, İslam karşıtı önyargıların “dini çatışma” ile açıklanamayacağını ortaya koydu. Aksine Hristiyanlık İslam karşıtlığına bir kılıf olarak kullanılıyor.
Buna göre İslamofobiyi taşıyan kitlenin ortak özellikleri:
• Otoriter liderlik modelini destekleme
• Ulusal kimliği tehdit altında görme
• “Biz ve onlar” ayrımını keskinleştiren milliyetçi söylemleri benimseme
• Göçmenlere karşı düşmanlık taşıma olarak tespit edildi.
Araştırmacılar, bu tür tutumların doğrudan dinî bağlılıkla değil, sosyopolitik korkularla şekillendiğini vurguluyor.
“Hristiyanlık Değeri” Vurgusu Siyasal Amaçlı
Araştırmaya göre, kendisini “Hristiyan değerlerin koruyucusu” olarak tanıtan aşırı sağ partilerin çoğunun, gerçekte Hristiyanlıkla uyumlu bir merhamet ve adalet anlayışı taşımadığını gösteriyor.
Bu partiler, dini yalnızca “kültürel kimlik” olarak kullanıp İslam karşıtı mobilizasyonun bir aracı hâline getiriyor.
Uzmanlar Uyarıyor: İslamofobi Normalleşiyor
Akademisyenler, siyasi söylemlerde uzun süredir tekrar edilen İslam karşıtlığının Avrupa toplumlarında “normalleşme” tehlikesi taşıdığını belirtiyor.
Araştırmaya göre:
• İslam karşıtlığı, artık dinî bir tartışmanın ötesinde, göçmen ve azınlık karşıtı bir ideolojinin merkezinde yer alıyor.
• Medya ve siyasette bu söylemin sıkça tekrar edilmesi, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor.
• Müslümanların sosyal hayatta ayrımcılıkla karşılaşma oranı artıyor.
“Gerçek Tehdit Din Değil, Nefreti Siyasallaştıran Yaklaşımlar”
Araştırmanın sonuçları, Avrupa’daki politik ve toplumsal aktörlere net bir uyarı yapıyor: “Dinler değil, aşırı sağcı nefret siyaseti toplumsal huzuru tehdit ediyor.”
Araştırmacılar, bu söylemlerin yalnızca Müslümanları değil, demokratik değerleri de hedef aldığını ve toplumdaki barışı zayıflattığını vurguluyor.