Gazze’nin Uçan Eşekleri

Gazze’nin Uçan Eşekleri

Almanya’daki Oppenheim hayvan barınağına Gazze’den tedavi amacıyla getirilen dört eşeğin haberi, Allgemeine Zeitung’da geçtiğimiz günlerde şöyle neşeli bir başlıkla duyuruldu:

“Willkommen Anna, Elsa, Greta und Rudi!”

Bu haber bana aylar önce Gazzeli Hamed Ashour’un sosyal medyada dünyayı dolaşan hikâyesini hatırlattı. Hamed, Gazze’de birlikte yaşadığı köpekle ilgili paylaşımında özetle şöyle diyordu:

“Bir yıl önce sadık dostum olan bir köpeğin hikâyesini anlatmıştım. Meğer ne kadar şanslı bir köpekmiş. Hikâyemiz Arap ve uluslararası basında yer aldı; 5 milyondan fazla kişi okudu, yedi dile çevrildi. Bir süre sonra Dublin’deki bir hayvan hakları örgütü benimle iletişime geçti. Köpeğin sağlık durumunu öğrenmek istediler. Birlikte yaşadığımız o yırtık çadırın fotoğraflarını gönderdim. Ardından gelen ilgi çok etkileyiciydi. Köpeği Gazze’den tahliye etmek için yollar aradılar. Ona daha temiz bir yer, daha geniş bir gökyüzü sunmak istediler. Ama kimse beni sormadı. O çadırda yaşayan bendim, bir köpek için bile uygun olmayan o çadırda.”

Almanya’da yeni bir hayata başlayan dört eşek, savaşın ortasından kurtarılmış olmanın huzuruyla âdeta ülkenin gururu oldu. Oysa tam da bu eşeklerle ilgili tahliye süreçlerinin yürütüldüğü günlerde; Hannover, Bonn, Leipzig, Düsseldorf ve Kiel’in belediye başkanları, Gazze’den ağır yaralı çocukları tedavi için Almanya’ya getirme girişimlerinin Federal İçişleri Bakanlığı tarafından reddedildiği haberini aldı.

Gazze’den şimdiye kadar yaklaşık 500 eşeğin tedavi için tahliye edildiği belirtiliyor. Bunların bir kısmı Almanya’da; karantinalar, veteriner kontrolleri, özel taşıma prosedürleri, eksiksiz işliyor.

15.600 Hasta Acil Tıbbi Tahliyeye Muhtaç

Diğer tarafta Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri insanlığın yüzüne çarpılan bir gerçek gibi duruyor: Gazze’de 15.600 hasta acil tıbbi tahliyeye muhtaç; bunların 3.800’ü çocuk. Yaklaşık 15.000 insan uzuvlarını kaybetmiş durumda. Kanser, böbrek yetmezliği, ağır travmalar, kronik hastalıklar…

Eşekler için karmaşık gelmeyen tahliye prosedürleri, nedense çocuklara gelince aşılamaz bir duvara dönüşüyor. Tıpkı köpeği tahliye etmeye çalışanların Hamed’e “Sen nasılsın?” diye sormaması gibi.
Tam da bu nedenle insanın kafası karılıyor acaba “Almanya’da merhamet hayvanlara mı rezerve edildi?”

Üstelik tüm bunlar yaşanırken Alman hükûmeti geçtiğimiz günlerde başka bir kararını daha açıklayarak, İsrail’e yönelik silah ihracatı kısıtlamaları tamamen kaldırıldığını duyurdu.
Evet, Gazze’den ağır yaralı çocukların Almanya’ya getirilmesi “prosedür” gerekçesiyle reddediliyor. Ama Gazze’deki yıkımı artırabilecek silahların İsrail’e ihracatı için kısıtlamalar rahatlıkla kaldırıldı.

Demek ki Gazze söz konusu olunca mesele prosedür değil. Mesele niyet. Mesele öncelik. Mesele değer verilen hayatlar.

Eşekler için açılan kapılar, çocuklar için kapanıyor. Silahlara açılan kapılar ise merhamete ve insanlığa kapanıyor.

Çocukların kabul edilmemesine ilişkin karar için Hannover Belediye Başkanı Belit Onay “Bu kararı büyük üzüntüyle karşıladık” dedi. Bonn Belediye Başkanı Katja Dörner de “Federal hükümetin bu girişimi desteklememesini anlayamıyorum” diye ekledi. Kim anlayabildi ki sayın Dörner.

Hayvan sevgisi elbette değerlidir. Ama insan hayatını ikinci plana atan bir merhamet anlayışı, merhamet değil; ikiyüzlülüktür.

Bugün Alman hükûmetinin ahlaki pusulası şaşmış durumda. Almanya’nın merhameti Gazze’nin eşeklerini uçurabiliyor ama çocuklarını uçuramıyor. Çünkü mesele hayvan ya da çocuk değil; siyasi, jeopolitik ve belki de hiç bir zaman öğrenemeyeceğimiz farklı hesaplar. Ve bu hesapların bedelini yine zayıf ve savunmasız Gazze’nin çocukları ödüyor.