Dünya Genelinde Bir Milyardan Fazla Kişi Obeziteyle Yaşıyor
@Shutterstock
DSÖ, obezitenin 2030’a kadar ikiye katlanabileceği uyarısını yaptı. Uzmanlar, obezitenin yalnızca kalp ve diyabeti değil, görme kaybına kadar uzanan ciddi göz hastalıklarını da tetiklediğine dikkat çekiyor. Bilinçsiz zayıflama iğneleri ise yeni bir risk kapısı aralıyor.
- SAĞLIK
- 23 Aralık 2025
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Obezite, çağımızın en ciddi halk sağlığı sorunlarından biri. Dünya genelinde bir milyardan fazla insan obeziteyle yaşıyor ve bu sayının 2030’a kadar 2 katına çıkması bekleniyor.” dedi.
Obezitenin, kalp hastalıkları, diyabet ile bazı kanser türlerine yol açan kronik ve tekrarlayan bir hastalık olduğunu aktaran Ghebreyesus, obezitenin 2024’te dünya genelinde 3,7 milyon ölümle ilişkilendirildiğinin, sağlık sistemleri ve ekonomiler üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunun altını çizdi.
Ghebreyesus, “Son yıllarda, başlangıçta diyabet tedavisi için geliştirilen glukagon benzeri peptid-1 reseptör agonistleri (GLP-1’ler) adı verilen bir ilaç sınıfı, birçok ülkede obezite tedavisi için onaylandı. Bu yıl eylülde DSÖ, yüksek riskli gruplarda diyabet tedavisi için GLP-1’i temel ilaçlar listesine ekledi. Bugün, yetişkinlerde obeziteyi tedavi etmek için GLP-1’lerin kullanımına ilişkin yeni öneriler yayınlıyoruz. Bu yeni ilaçlar, milyonlarca kişiye umut veren güçlü bir klinik araçtır.” dedi.
Yaşam Boyu Bakım Gerektiren Karmaşık Hastalık
Obezite krizini yalnızca ilaçların çözmeyeceğine vurgu yapan Ghebreyesus, obezitenin, kapsamlı ve yaşam boyu bakım gerektiren karmaşık bir hastalık olduğunu söyledi. Ghebreyesus, obezitenin birçok sosyal, ticari ve çevresel belirleyicisi olduğuna ve mücadele için birçok alanda çaba gerektiğini bu nedenle yayımladıkları kılavuzdaki terapilerin entegrasyonla ilgili olduğunu kaydetti.
Sağlıklı Ortam, Tarama, Erken Müdahale
Kılavuzda, 3 terapi üzerine kurulu bütüncül bir strateji olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, “Birincisi, güçlü politikalarla daha sağlıklı ortamlar oluşturmak. İkincisi, tarama ve erken müdahale yoluyla yüksek risk altındaki bireyleri korumak. Üçüncüsü ise obeziteyle yaşayanlar için yaşam boyu, kişi merkezli bakıma erişimi sağlamak.” diye konuştu.
Obezite Göz Sağlığını Da Tehdit Ediyor
İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniğinde görev yapan Prof. Dr. Feyza Önder ise, birçok hastalığa neden olan obezitenin göz sağlığını da olumsuz etkilediğini söyledi.
Özellikle ergen ve genç kadınlarda fazla kilo sorunuyla sık karşılaştıklarını dile getiren Önder, “Fazla kilolu kişilerde, kafa içi basınç artışı gelişebiliyor. Bu kafa içi basınç artışı da direkt görme sinirlerini etkiliyor. Görme sinirlerine baskı yaparak görme sinirlerinde hasara ve görme kaybına yol açabiliyor. Tedaviden önce her zaman koruyucu hekimlik önde gelir. Özellikle hastalarımızın kilo almamasını, kilo aldılarsa da onu sağlıklı bir şekilde vermelerini öneriyoruz. İlk basamak kilonun verilmesi.” diye konuştu.
Özellikle kısa süre içinde hızlı kilo alımının çok önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Önder, kilo alımının artmış kafa içi basıncı nedeniyle baş ağrısı ve geçici görme kayıplarına yol açabildiğini kaydetti.
Önder, hastaların baş ağrısı şikâyetleri nedeniyle nöroloji uzmanlarına başvurduklarını ve nöroloji uzmanlarının da göz muayenesi için göz hekimlerine yönlendirmeleriyle kafa içi basınç artışı tanısının konulabildiğini belirtti.
Bilinçsiz Kullanılan Zayıflama İğneleri
Göz hekimleri olarak görme sinirinde ödem olup olmadığına baktıklarını anlatan Önder, şöyle devam etti:
“Ödem olduğunda anlıyoruz ki kafa içi basınç artışı var, görme sinirindeki dolaşımı etkiliyor, görme sinirine zarar veriyor. İlk basamak kilo vermesini sağlamak, ikinci basamak kafa içi basınç artışını azaltıcı ilaçlarımız var. Fakat bu ilaçları uzun süre kullanmak sağlıklı değil. Hastaya mutlaka bir an önce kilosunu vermesini söylüyoruz. Ama bazı durumlarda görme kaybı hızlı ilerleyebiliyor. Çünkü hasta görmesi iyi olduğu halde görme alanı kötü olabiliyor. Onu ancak görme alanı testiyle anlayabiliyoruz. Görme keskinliği de düşüyorsa, hastaya cerrahi yöntemler öneriyoruz. Göz hekimlerinin yaptığı optik sinire yönelik cerrahi operasyon var. Beyin cerrahlarının yaptığı şant ameliyatları, girişimsel radyologlar tarafından yapılan operasyonlar var.”
20-40 Yaş Arasındaki Kadınlarda Daha Sık Rastlanıyor
Obeziteye bağlı görme bozukluklarının her yaş grubunda görüldüğünü ancak 20-40 yaş kadınlarda daha sık rastlandığını belirten Önder, anemi hastalığı ve küçük çocuklarda görülen orta kulak iltihaplarının da bazen beyin dolaşımını bozarak, kafa içi basınç artışına yol açabildiğine dikkati çekti.
Önder, zayıflamak için bazen bilinçsizce zayıflama iğnelerinin kullanılabildiğini vurgulayarak, “Bu zayıflama ilaçlarının da görme sinirine bazı etkileri literatürde bildirildi. Tabii ilaçların kullanım öyküsü çok uzun değil. Ben de görme sinirindeki iletimi bozan, optik nöropati yapan birkaç olguyla karşılaştım. Bu ilaçlardan ziyade sağlıklı kilo verilmesini öneriyoruz.” dedi.

