YAZARLAR
Gazze’de Ateşkesin Gerçeklerle İmtihanı
Geçtiğimiz günlerde Gazze için “yeni bir aşamaya geçildiği” ilan edildi. ABD yönetimi, ateşkes sürecinin silahsızlanma, teknokratik bir yönetim ve yeniden inşa sürecini kapsayan ikinci safhasının başladığını duyurdu. Ancak Gazze’de sahadaki gerçekler, diplomatik açıklamaların çok çok gerisinde.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, ateşkesin yürürlükte olduğu söylenen Ekim ayından bu yana en az 414 Filistinli İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybetti. Filistinli kaynaklar bu sayının 440’a yaklaştığını, ölenler arasında en az 70 çocuğun bulunduğunu bildiriyor. Bu rakamlar bağımsız biçimde doğrulanamıyor; zira uluslararası gazetecilerin Gazze’ye hâlâ erişimi yok. Aslında bu durum bile başlı başına, “şeffaf bir ateşkes sürecinden” söz edilemeyeceğinin açık bir göstergesi.
Gazze’de ateşkesin temel şartı, silahların susmasıydı. Oysa hiçbir zaman silahlar susmadı. Zaman zaman azaldı belki ama hiç durmadı. Dahası, bu süreçte en azından insani yardım açısından Gazze halkının bir nebze alabileceği umulurken, bu da tam olarak gerçekleşmedi. Gazze’de faaliyet gösteren çok sayıda uluslararası yardım kuruluşu ya fiilen engelleniyor ya da tamamen yasaklanmakla karşı karşıya.
Gazze’de altyapı büyük ölçüde yok edilmiş durumda. Konutlar, hastaneler, su ve elektrik sistemleri çalışamaz hâlde. Kış şartları, şiddetli yağmur ve soğuk hava, durumu daha da ağırlaştırıyor. Soğuk ve zor hava şartları nedeniyle ölümler yine haberlere yansıyor. Ateşkesin ilanıyla binlerce insan bir kez daha yerinden edildi. Ateşkesin “nefes alma alanı” açması gerekirken, Gazze halkı tam anlamıyla nefessiz bırakıldı.
İsrail ordusu, Gazze ve Lübnan’daki devam eden saldırıların “teröristlere” yönelik olduğunu savunuyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, bu saldırıların çoğunda somut delil sunulmadığını, buna karşılık orantısız biçimde sivillerin öldürüldüğünü ve olası savaş suçlarına dair soruşturmaların ilerletilmediğini sürekli hatırlatıyor.
Bütün bu tablo ortadayken, birinci aşaması fiilen işlemeyen bir ateşkesin, ikinci aşamasından söz etmek mümkün müdür? Ateşkes, yalnızca diplomatik metinlerde var olup sahada karşılığı olmayan bir kavrama dönüşmüşse; silahsızlanma çağrıları, yalnızca bir tarafa yöneltilip diğer tarafın askeri üstünlüğü sorgulanmıyorsa; yeniden inşa vaatleri, yıkım hâlâ sürerken dillendiriliyorsa, burada bir “barış süreci”nden değil, olsa olsa insani krizin yeniden paketlenerek servis edilmesinden söz edilebilir.
Gazze’de bugün ihtiyaç duyulan şey, yeni aşamalar ilan etmekten önce, mevcut aşamanın gerçekten uygulanmasıdır. Silahların susması, sivillerin korunması, insani yardımların önünün açılması, bağımsız gözlemcilerin ve gazetecilerin bölgeye girebilmesi ve suçluların hesap verilebilirliğin sağlanması öncelikli hedefler olmalıdır. Aksi hâlde “ikinci aşama” söylemi, Gazze halkı için bir umut değil, sadece ertelenmiş bir hayal kırıklığı olmaya devam edecektir.
Umre Dönemleri
Öte yandan, ümmetin bu sıkıntılı dönemlerinde yüreklerimize su serpen bir umre dönemini geride bıraktık. Aralık Umresi kapsamında binlerce genç evladımız kutsal topraklarda ümmet olmanın manevi güzelliğinde bir araya geldiler. Umre programları devam ediyor. İmkânı olan her Müslüman’ın bu programlara katılmasını tavsiye ediyorum.