Berat Gecesine Yansıyan Bir Kıssa: Hz. Yûnus (a.s.)

Berat Gecesine Yansıyan Bir Kıssa: Hz. Yûnus (a.s.)

@Shutterstock

Berat Kandili, affın ve umudun gecesidir. Bu geceye yansıyan Hz. Yûnus (a.s.)’un kıssası, ümitsizliğin eşiğinde bile Allah’a yönelişin kurtuluş kapılarını nasıl açtığını hatırlatıyor.

Dr. Hakan Aydın

Berat Kandili; bağışlanma, arınma ve ilâhî rahmete sığınma gecesidir. Mü’min için bu gece, sadece geçmişin muhasebesini yapmak değil; aynı zamanda umutla geleceğe yönelmenin de bir vesilesidir. Kur’ân kıssaları, özellikle de tevbe ve rahmet eksenli anlatımlar, Berat gecesinin ruhunu anlamada güçlü bir rehber sunar. Bu bağlamda Yûnus Peygamber’in kıssası, hem bireysel hem de toplumsal tevbenin kurtarıcı gücünü gözler önüne seren ibretlik bir örnektir.

Kuran, dua , tesbih, üç aylar
YAZARLAR | 23 Aralık 2025 Müslüman Kültüründe Üç Aylar

Yûnus (a.s.) ve Ninova Halkı

Kur’ân-ı Kerîm’de adına bir sûre bulunan Yûnus (a.s.), M.Ö. sekizinci asırlarda Âsur Devleti’nin başkenti Ninova halkına gönderilmiş bir peygamberdir. Putlara ve heykellere tapan, zulüm ve azgınlıkta ileri giden bu toplum, Yûnus’un (a.s.) uzun yıllar süren tebliğine rağmen büyük ölçüde inkârda ısrar etmiştir. Kaynaklarda, Ninova halkından yalnızca iki kişinin iman ettiği, diğerlerinin ise kendilerine bildirilen azabın bir an önce gelmesini alaycı bir üslupla talep ettikleri aktarılmaktadır.

Bu tablo karşısında büyük bir üzüntü yaşayan Yûnus (a.s.), kavmini terk etmiş; ancak Allah Teâlâ kendisine geri dönmesini ve tebliğe devam etmesini emretmiştir. O da geri dönerek kırk gün boyunca davet görevini sürdürmüş, fakat sabırda zorlanarak ilâhî emri beklemeden tekrar ayrılmıştır. Kavmine, üç gün içinde azabın geleceğini haber vermiştir.

Toplumsal Tevbe ve İlâhî Affın Tecellisi

Azabın alametlerini gören Ninova halkı, bu kez derin bir pişmanlıkla Allah’a yönelmiş; topluca tevbe etmiş, gece gündüz yalvarmıştır. Yûnus (a.s.) aralarında olmadığı hâlde yapılan bu samimi dönüş, ilâhî rahmete vesile olmuş ve üzerlerine çöken azap kaldırılmıştır. Kur’ân bu istisnai durumu şöyle ifade eder:
“Yunus’un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık…” (Yunus suresi, 10:98).

Bu yönüyle Ninova halkı, azapla yüz yüze gelip de imanları kabul edilen tek toplum olarak tarihe geçmiştir.

Balık Hadisesi ve Samimi Dua

Yûnus (a.s.), kavminin helâk edilmediğini öğrenince duyduğu endişeyle diyarı terk etmiş, bir gemiye binmiş; çıkan fırtına sonucu yapılan kur’ada kendisi seçilmiş ve denize atılmıştır. Allah Teâlâ’nın emriyle bir balık tarafından yutulan Yûnus (a.s.), karanlıklar içinde yaptığı şu dua ile kurtuluşa ermiştir:
“Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” (Enbiyâ suresi, 21:87).

HAYAT | 26 Mart 2021 Tevbe-i Nasuh ile Rabbe Yönelmek

Bu dua, bireysel tevbenin ve teslimiyetin en veciz ifadesi olarak mü’minlerin gönlünde yer etmiştir.

Berat Kandili ile Kıssanın Ortak Mesajı

Berat Kandili, Yûnus (a.s.)’ın duasında ve Ninova halkının toplu tevbesinde tecelli eden rahmet kapılarının bugün de açık olduğunu hatırlatır. İlâhî hükmün mutlak sahibi Allah’tır; O dilerse azabı kaldırır, dilerse affıyla muamele eder. Mü’min için esas olan, ümitsizliğe kapılmadan samimi bir dönüşle O’na yönelmektir.

O Dönemin Amelleri ve Hükümleri

Kur’an’da anlatılan Yûnus (a.s.) kıssasında, kavminin iman etmesi için mücadele etmiş olması nedeniyle, o dönem için bir amel ve hüküm kaynaklarda görülmemektedir. Fakat şu konuyu bu bağlamda dile getirebilmek mümkündür:

– Toplumun helâk olması için verilen hüküm Allah’a (c.c.) aittir. Helâk olma ânı gelinceye kadar, hüküm hakkında değişiklik olması mümkündür.

– Azap hükmünü veren Allah (c.c.) aynı zamanda affetmeye de kâdirdir.

– Dünya ve ahiret hayatında meydana gelecek olan mükâfat ve cezalar ile ilgili son hüküm her daim Allah’a (c.c.) bırakılmalıdır.

– Mü’minlere düşen görev, bu mevzularda genel olarak Kur’an ve Sünnet’te bildirilen hükümlerin ifade edilmesi, kişi veya toplumlar hakkında özel hükümler vermekten kaçınılmasıdır.

– Neticede dünyada ve ahirette ceza veya mükâfat, cennet ya da cehennem hükmünü verecek olan sadece Allah’tır (c.c.).

Alınacak Dersler

– Yapılmış olan bir hatayı itiraf edip tevbekâr olmak gerekmektedir.

– Allah’ı (c.c.) tesbih ederek samimi bir şekilde O’na yalvarmak her mü’minin görevidir.

– Her daim Allah’a (c.c.) ibadet, sıkıntıdan kurtulmaya sebeptir.

– “Sevdiğini ölçülü sev, kızdığına da ölçülü kız” hadisi, mü’minin hayat düsturu olmalıdır.

– Allah’tan (c.c.) ümit kesilmez; sahih bir tevbe ile toplumlar da değiştirilebilir.

– Allah’ın (c.c.) kaderine rıza göstermek ve davet yolunda sabırlı olmak esastır.