Ukrayna’da Savaşın Gölgesinde Kurban Çalışmaları
@camiahaber
Hasene Kurban organizasyonu kapsamında bir hafta boyunca Ukrayna’da bulunan Özcan Kuri başta Kiev olmak üzere Lutsk ve Lviv şehirlerini ziyaret etti. Bu yolculuk sadece kilometreler açısından değil, manevi olarak da oldukça meşakkatliydi. Kuri, izlenimlerini Camia Haber’e anlattı:
- ALMANYATOPLUM
- 4 Haziran 2026
Ukrayna’nın hava sahası kapalı olduğu için doğrudan uçakla gitmek mümkün değil. En yakın havalimanı Polonya’nın Lublin şehrinde bulunuyor ve oradan kara yoluyla yaklaşık dört saatlik bir yolculuk yapmak gerekiyor. Ukrayna’ya turist olarak giriş yapılamadığından, geçerli bir sebebiniz veya davetiniz olmalı. Sınır kapılarındaki yoğun kontroller nedeniyle sabır da yolculuğun vazgeçilmez bir parçası. Geçerli bir gerekçeniz yoksa sınırdan geri çevrilmeniz mümkün.
Ülke içinde ilerlerken belirli aralıklarla askeri kontrol noktalarıyla karşılaşıyorsunuz. Gece saat 23.00’ten sonra sokağa çıkma yasağı başlıyor. O saatten sonra şehirler adeta sessizliğe gömülüyor. Birkaç saat öncesine kadar hayatın aktığı caddeler, bir anda hayalet şehri andıran sokaklara dönüşüyor.
Saldırı Alarmını Telefonlarımızdan Öğreniyoruz
Savaş uyarıları için kullanılan bir uygulamayı telefonlarımıza yükledik. İlk başta nasıl çalıştığını anlamaya çalışırken bulunduğumuz bölge için siren sesi çalmaya başladı. Harita üzerinde saldırı bölgeleri kırmızı renkle işaretleniyordu. Füze, drone veya hava saldırısı tehlikesi olduğunu gösteren uyarılar ekranda beliriyor; en yakın sığınağa gidilmesi ve camlardan uzak durulması tavsiye ediliyordu. O an hissettiğim ürpertiyi tarif etmek kolay değil. İnsan bazen nasıl davranacağını bilemiyor. Ancak çevreme baktığımda, bu korkuyla yaşamaya alışmış insanların sakin tavırlarını görünce benim de tedirginliğim bir nebze olsun azalıyor.
Siren sesleri burada hayatın bir parçası olmuş. Gece uyurken, gündüz çalışırken ya da sokakta yürürken her an duyulabiliyor.
Biz Ukrayna’ya gitmeden bir gün önce, Cuma akşamı Kiev dahil birçok yerleşim yerine yaklaşık 200 yakın füze ve 600’e yakın drone saldırısı düzenlenmişti. Bir kısmı havada imha edilmiş olsa da bazıları yerleşim yerlerine düşmüş. Dostlarımız, “Bu kadar büyük bir saldırıdan sonra en az bir hafta tekrar bir şey olmaz” dediler. Nitekim cephe hattı dışında bulunduğumuz süre boyunca ciddi bir olay yaşanmadı.

Kiev’de Savaş Endişesi hayatın Bir Parçası
Kiev’de insanların yüzlerine baktığınızda savaşın izlerini görmek mümkün. Endişe ve kaygı hayatlarının bir parçası olmuş. İnsanlar sessiz, sakin ama aynı zamanda öfkeli. Özellikle Rusya’ya karşı büyük bir kırgınlık ve öfke hissediliyor. Televizyonlarda neredeyse her gün cephede hayatını kaybeden askerlerin haberleri yer alıyor.
2023 yılında ziyaret ettiğim Kiev Özgürlük Meydanı’nı tekrar gördüğümde içim burkuldu. O zaman da meydanda savaşta hayatını kaybeden askerler için dikilmiş bayraklar vardı. Ancak bugün sayı kat kat artmış durumda. Her yeni bayrak, bir evladın, bir eşin, bir babanın geride bıraktığı acının sessiz bir sembolü gibi duruyor.
Mezarlıklarda da benzer manzaralar var. Savaşta hayatını kaybeden askerlerin kabirleri bayraklarla donatılmış. Hangi şehre, hangi kasabaya giderseniz gidin bu acının izlerine rastlamak mümkün.
Kamu binalarında ve okullarda bodrum katlarının camları kum torbalarıyla kapatılmış durumda. Kamu binaların güvenlik kontrolleri askerler tarafından yapılıyor. Dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen bu hazırlıklar, binanın içine girdiğinizde savaşın gerçekliğini bütün ağırlığıyla hissettiriyor.
Bir gün Kiev Özgürlük Meydanı’nda kalabalık bir topluluğa rastladık. Üst rütbeli bir askerin cenaze merasimi yapılıyordu. Yoldan geçen herkes saygı duruşunda bulunuyordu. Meydana onun adına da bir bayrak dikildi. O an insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Kim bilir bugün hangi ailenin yüreğine ateş düştü?
Başkentin yaklaşık 30 kilometre uzağındaki Irpin şehrine, Belediye Başkan Yardımcısı ile görüşmek üzere gittik. Savaşın Kiev’in kapılarına kadar dayanmış olması Ukrayna halkı için büyük bir travma olmuş. Ancak Ukrayna ordusunun burada gösterdiği direniş ve Rus birliklerinin ilerleyememesi onlar için gurur kaynağı. Rastgele açılan ateşler, kurşunlanmış bina girişleri, yakılmış araçlar, tahrip edilmiş altyapılar ve zarar gören ibadethaneler insanın vicdanını yaralıyor.

Savaşın Ortasında Misafirperverlik ve Samimiyet
Ziyaret edeceğimizi öğrenen ve görüşmek için randevu talep ettiğimiz herkes bizi kapıda karşıladı, aracımıza kadar uğurladı. Bu misafirperverlik ve samimiyet, savaşın ortasında bile insanlığın kaybolmadığını gösteriyordu.
Bir yandan kurban çalışmalarını yürütürken diğer yandan Kiev’de yaşayan Kırım Tatarı, Azerbaycanlı, Özbek ve Ahıskalı kardeşlerimizle bir araya geldik. Özbek kardeşlerimizin camisinde cuma namazını eda ettik. Oradaki başkanımız, Avusturya’daki Mescid-i Aksa Camii’nin kendilerine geçmişte çok destek olduğunu anlatınca kısa bir video çekerek selamlarını ilettik. Yapılan iyiliklerin yıllar geçse de unutulmadığını görmek bizleri duygulandırdı. Kiev’deki Selam Mescidi’nden Avusturya’daki Mescid-i Aksa Camii’ne gönül dolusu selamlar gönderdik.
Kurbanların kesimi ve paketlenmesi normalden daha uzun sürdü. Çalışacak insan bulmakta zorlanıyoruz. Birçok kişi ya cephede görev yapıyor ya da yoğun iş temposu nedeniyle izin alamıyor. Ülkede hemen her sektörde ciddi bir personel eksikliği hissediliyor.
Savaş Hayatın Akışını da Yavaşlatmış
Almanya Hasene’den arayıp, “Başkanım, neden bu kadar yavaş ilerliyorsunuz?” diye sorduklarında gülerek, “Biraz eleman gönderin de parçalamaya yardım etsinler,” dedim.
Gerçekten de ülkede bazı işler sanki ağır çekimde ilerliyor. Savaş sadece binaları değil, hayatın akışını da yavaşlatmış.
Şimdi dönüş yolculuğumuz devam ediyor. Kiev’den Lviv’e geçerek son dağıtımlarımızı gerçekleştireceğiz. Ertesi gün ise Lviv’den Polonya’nın Lublin şehrine, oradan da Almanya’ya döneceğiz.
Bu yolculuk bana savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını bir kez daha gösterdi. Savaş; insanların yüzlerinde, sessizleşen şehirlerde, meydanlardaki bayraklarda, mezarlıklardaki kabirlerde ve her siren sesinde yaşamaya devam ediyor. Buna rağmen hayatın devam etmesi, insanların sabrı, misafirperverliği ve umudu ise hafızamda kalan en güçlü görüntüler oldu.
Kiev’deki çalışmalarımızın ardından Lviv’e doğru yola çıktık. Başkent ile Lviv arasındaki yolculuğumuz yaklaşık altı saat sürdü. Zaman zaman trafik tamamen durdu. Bakım bekleyen yollar, askeri araç konvoyları ve sık sık karşılaştığımız kontrol noktaları yolculuğu daha da ağırlaştırıyordu. Uzun ve meşakkatli bir yolun ardından nihayet Lviv’e ulaştık.
Akşam saatlerinde sakin görünen şehir, sabah olduğunda bambaşka bir yüzünü gösterdi. Lviv, ilk bakışta sanki savaşın yaşanmadığı bir şehir izlenimi veriyor. Hatta birçok yönüyle başkent Kiev’den daha hareketli. Şehir merkezi insanlarla dolu, kafeler açık, sokaklar canlı. Ancak dikkatli bakınca savaşın izleri burada da kendini hissettiriyor.
Şehir merkezinde savaşa karşı düzenlenen bir mitinge denk geldik. İnsanların ellerinde Ukrayna bayrakları vardı. Bayrakların üzerine savaşta hayatını kaybeden yakınlarının isimleri yazılmıştı. Kalabalığın büyük bölümünü kadınlar ve çocuklar oluşturuyordu. Her yüz ifadesinde özlem, acı ve bekleyiş vardı.
Savasın Gölgesi Lviv’e Uzanmış
Her ne kadar savaş cepheleri Lviv’e uzak olsa da savaşın gölgesi burada da hissediliyor. Akşam saat 23.00’te iş yerlerinin kapanması ve başlayan sokağa çıkma yasağı, insanlara savaşın hâlâ devam ettiğini yeniden hatırlatıyor. Burada siren sesleri sık duyulmuyor; ancak insanların hayatlarını sınırlayan kurallar savaşın varlığını her gün yeniden hissettiriyor.
Ülke genelinde fiyatlar geçmiş yıllara göre yükselmiş olsa da temel ihtiyaç ürünlerine ulaşmakta ciddi bir sıkıntı yaşanmıyor. Elbette savaşın getirdiği ekonomik yük hissediliyor. Bir yandan cephede görev yapacak askerlere ihtiyaç duyulurken, diğer yandan fabrikaların ve üretimin devam edebilmesi için çalışacak insanlara ihtiyaç var. Bu dengeyi kurmak, ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri.
Lviv’deki dağıtımlarımızı tamamladıktan sonra sabahın erken saatlerinde Polonya’nın Lublin şehrine doğru yola çıktık. Sınır kapısına ulaştığımızda önümüzde sadece üç araç vardı. Buna rağmen Ukrayna’dan çıkış işlemlerimiz bir saatten fazla sürdü. Savaş şartlarının oluşturduğu yoğun güvenlik tedbirleri burada da kendini gösteriyordu.
Bir kurban organizasyonunu daha geride bırakırken geriye dönüp Ukrayna’da yaşayan insanları düşündük. Bizler burada sadece kısa bir süre bulunup yaşananları gözlemleme fırsatı bulduk. Ancak bu insanlar yıllardır aynı belirsizlikle, aynı endişeyle ve aynı sabırla yaşamaya devam ediyorlar. Allah yardımcıları olsun.
Hasene Derneği’ne emanet edilen kurbanları Ukrayna’nın farklı bölgelerinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Dışarıdan çok az yardım kuruluşunun faaliyet gösterdiği bu ülkede, Hasene olarak bu çalışmayı gerçekleştirebilmek bizim için hem büyük bir sorumluluk hem de önemli bir ayrıcalıktı.
Ukrayna’dan ayrılırken geride sadece dağıtılmış kurbanlar değil, aynı zamanda unutulmayacak hatıralar bıraktık. Bu yolculuk bize savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını; insanların kalplerinde, evlerinde, şehirlerinde ve günlük hayatlarında da devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Buna rağmen ayakta kalmaya çalışan, umudunu koruyan ve misafirperverliğinden vazgeçmeyen Ukrayna halkını ise her zaman hayırla hatırlayacağım.