“Peygamberimizin Hürmetine Kabul Eyle” Demenin Hükmü

“Peygamberimizin Hürmetine Kabul Eyle” Demenin Hükmü

İslam’da dua, kulun aczini itiraf ederek Allah’a yönelmesi ve O’ndan yardım dilemesi demektir. İslam inancında dua yalnızca Allah’a yapılır ve yardım ancak O’ndan dilenir. Çünkü yalnızca O ibadet edilmeye ve dua ile dileklerin kabulüne layıktır. Kur’an’da “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim” ayeti, duaların tek muhatabının sadece Allah olduğunu açıkça vurgular. Hiçbir insan veya peygamber, Allah’ın yerine geçip duaları kabul etme hak ve yetkisine sahip değildir.

Bununla birlikte, dua ederken Hz. Peygamber’i vesile kılmak genel görüşe göre mümkündür. Burada duaların kabulünde Hz. Peygamber bir vesile olarak zikredilir; asıl kudret ve duaların arz ve kabul mercii Allah Teâlâ’dır. Duayı şu niyetle yapmak tevhit inancına aykırı görülmez: İnsanların iman ettiği katında sevap kazandırır. Hadislerde bunun örnekleri yer almaktadır. Osman b. Huneyf’in rivayet ettiği bir olayda, gözleri görmeyen bir adam Hz. Peygamber’e gelerek gözlerinin açılması için dua istemiştir. Peygamber (s.a.v.) ona, isterse dua edebileceğini, isterse sabretmesi hâlinde kendisi için daha da hayırlı olacağını söylemiş; adam dua edilmesini isteyince, Peygamber (s.a.v.) ona abdest almasını ve şu duayı yapmasını tavsiye etmiştir: “Allah’ım! Peygamberin, rahmet peygamberi Muhammed ile sana yöneliyor ve sana yöneliyorum. Şu hacetim için onun getirilmesinde (gözlerimin açılmasında) ben seninle (Peygamber ile) Rabbime yöneldim. Allah’ım! Onu benim hakkımda şefaatçi kıl, onun hürmetine duamı kabul buyur!”

Adam bu duayı yapmış ve şifa bulmuştur. Bu hadis, Peygamber hürmetine yapılan duaların nasıl yapılacağını ve nasıl uygulanacağını gösterir. İslam âlimleri, özellikle İmam Mâlik, Ahmed b. Hanbel ve Hanefî ile Şafiî fakihlerin çoğunluğu, Hz. Peygamber’in hürmetine dua etmeyi caiz görmüşlerdir. Bazı âlimler, özellikle İbn Teymiyye, bunun yalnızca hayatta iken O’nun duasını almak ve şefaatini istemek şeklinde anlaşılması gerektiğini, vefatından sonra tevessülde bulunmanın ise uygun olmadığını belirtmiştir.

Kısaca, “Allah’ım! Peygamberimizin hürmetine dualarımızı kabul eyle” ifadesi meşru bir dua şeklidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, duaların asıl muhatabının her zaman Allah olduğu hakikatinin asla göz ardı edilmemesidir. Peygamber yalnızca bir vesile, duaların kabulünde sebep ve aracı olarak anlaşılmalıdır. Bununla birlikte tevhit anlayışına zarar verecek düşünce ve uygulamalardan uzak durulmalıdır.