YAZARLAR
Avrupalı Müslümanlar Olarak Biz Buradayız
@camiahaber
Avrupa’da Müslümanları yakından ilgilendiren gelişmeler son haftalarda da birbirini izledi. Fransa’da aşırı sağcı bir milletvekili, iktidara gelmeleri hâlinde kamusal alanda başörtüsünü yasaklayacaklarını açıkladı. Bu açıklama sıradan bir seçim vaadi değil; Avrupa’nın en kalabalık Müslüman nüfusuna ev sahipliği yapan bir ülkenin ana akım siyasetinde İslam karşıtlığının ne kadar derinleştiğini gösteren bir bulgu. İsviçre’de de tablo farklı değil: Zürih ve Aargau kantonları okullarda başörtüsünü yasaklayacak düzenlemeler hazırlamaya karar verdi. Henüz yürürlüğe girmiş bir yasak değil; ama her iki girişim de, 2027 seçim süreçlerinde Müslümanların görünür dinî kimliğinin yeniden bir siyasi hedef haline getirildiğinin göstergesi.
Ama bu tablonun bir de diğer yüzü var ve bu yüzü görmek gerekiyor. Fransa’da yüzlerce Avrupalı kadın başörtüsü takarak sosyal medyada dayanışma mesajları paylaştı. Müslüman kadınlarla omuz omuza duran bu sesler, İslam karşıtı söylemin herkese ait bir sorun olduğunu hatırlatıyor. Öte yandan Fransa’da lise öğrencilerinin eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle başlattığı eylemler ülke geneline yayılırken, Fransa CIMG Başkanlığımız da öğrencilerin taleplerinin dikkate alınması çağrısını kamuoyuyla paylaştı. Zira Müslüman kuruluşlar olarak toplumsal sorunlara yalnızca kendi cemaatimiz söz konusu olduğunda değil, her koşulda ses çıkarma sorumluluğumuz var.
Söylemin Ötesinde Eylem Bekliyoruz
Almanya Başbakanı Merz, Filistin devletinin kurulmasının bölge barışı için en iyi yol olduğunu söyledi. Bu sözü bir kenara not ediyoruz. Ama not ederken şunu da hatırlatmak gerekiyor: Almanya, Ekim 2023’ten bu yana İsrail’e koşulsuz destek verme politikasını sürdürdü. Bu politika, uluslararası insancıl hukukun en ağır ihlallerinin yaşandığı bir süreçte sergilendi. Şimdi söylenen doğrudur; ama sözün değeri ancak eyleme dönüştüğünde ölçülebilir. Filistin devletini tanımak, silah ihracatını durdurmak ve hesap verebilirliği desteklemek, bunlar somut adımlardır. Söylem ile eylem arasındaki mesafe kapanmadan bu açıklamaların ağırlığı olmayacaktır.
Camiler Sorun Değil, Çözümün Parçası
Geçtiğimiz günlerde Almanya Bertelsmann Vakfı’nın 2026 Din Monitörü araştırması yayımlandı. Bulgular Müslümanların dindarlığının toplumsal uyumu zayıflatmadığını, aksine güçlü sosyal ilişkiler ve kamu yararını gözeten bir anlayışla el ele gittiğini gösteriyor. Yani veriler, dindar Müslümanların kendilerini toplumdan soyutladığı yönündeki genelleyici tezlerle örtüşmüyor. Camilerimiz birer sorun alanı değil; gönüllülük, dayanışma ve sivil katılımın yaşandığı mekânlardır. Bu gerçeği daha geniş bir toplumla buluşturmak için 3 Ekim’de Almanya’da camilerimiz kapılarını herkese açtı. Otuz yıldır kesintisiz düzenlenen etkinlikte farklı inanç ve kesimlerden ziyaretçileri ağırlayan camilerimize teşekkür ediyoruz.
Saraybosna’dan Yükselen Ses, Kur’an’la Güçlenen Bağ
Saraybosna’da IGMG’nin öncülüğünde ve ev sahipliğinde Avrupa Müslüman Kuruluşları Konferansı gerçekleştirildi. On ülkeden çatı kuruluşlarının katıldığı bu buluşmada ortak sorunlar ve ortak stratejiler üzerine istişare ettik.
17 Ekim’de ise 38. IGMG Uluslararası Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması’nı düzenliyoruz. Onlarca yıldır kesintisiz sürdürülen bu gelenek, her neslin Kur’an ile kurduğu bağın yenilenmesinin ve güçlenmesinin ifadesidir. Herkesi bu güzel buluşmaya davet ediyoruz.
Son olarak: Teşkilatımızın infak kampanyası devam ediyor. Camilerimizden eğitim merkezlerimize, gençlik çalışmalarımızdan sosyal hizmetlerimize uzanan bu ağ, her birimizin katkısına ihtiyaç duyuyor. Kardeşlerimizi bu kampanyaya destek olmaya davet ediyoruz.
Avrupa’nın gündemine baktığımızda kolay bir dönemden geçmediğimiz açık. Ama şunu da görüyoruz: Bu topluluk her zorlu dönemde daha bir araya gelmiş, her baskıda daha güçlü bir ses yükseltmiştir. Saraybosna’daki buluşma, Kur’an tilavetindeki gençlerin sesi, Açık Cami Günü’ndeki ziyaretçiler, infakla kurulan dayanışma halkası; bunların hepsi aynı şeyi söylüyor: Biz buradayız.
