Bazen “Yorulmak” İyileşmenin Başlangıcıdır!
@Shutterstock
Her şeyi toparlayan, herkese yetişen ve daima güçlü görünen kadın… Peki bu güçlü duruşun ardında ne kadar yorgunluk saklı? Bir kadının “Yoruldum” diyebilmesine, yardım istemesine ve bir başkasına yaslanmasına ne kadar alan açıyoruz?
- AİLE
- 15 Ekim 2026
- 1
Yasemin Kumaş
Sosyal medyada başkalarının eğitimlerini, kurdukları işleri, seyahatlerini, kusursuz görünen evlerini ve çocuklarıyla geçirdikleri mutlu anları görmek, özellikle kadınların kendi hayatlarını bu paylaşımlarla karşılaştırıp kendilerini yetersiz hissetmelerine yol açabiliyor.
Bu yetersizlik hissiyle kadın kendi hayatına bakıyor: Akşam yemeği, dağınık ev, çocukların ihtiyaçları, yorgunluk… Ve içinden “Herkes başarıyor, yapıyor, ben neden yapamıyorum?” diyebiliyor.
Oysa unuttuğumuz şu: Kendi hayatımızın tamamını, başkasının seçip gösterdiği birkaç kareyle karşılaştırıyoruz. Başkalarının vitriniyle kendi mutfağımızı kıyaslıyoruz.
Kendine Zaman Ayırmak Bencillik Değil!
Belki de asıl sorumuz budur. Bakım verenin de bakıma, dinleyenin de dinlenilmeye, teselli edenin de teselli edilmeye ihtiyacı vardır. Bir kadın herkese şefkat gösterirken kendisine acımasız davranıyorsa burada bir denge problemi vardır.
Kendine zaman ayırmak bencillik değildir. Yardım istemek zayıflık değildir. “Bugün yapamıyorum.” demek başarısızlık değildir. Ve bazen “Yoruldum.” diyebilmek iyileşmenin başlangıcıdır.
“Ben Yorulursam Ne Olacak?”
Bir görüşmemde karşıma oturan bir ev hanımı danışanım, uzun uzun ailesini anlattı. Çocuklarını, eşini, evini, sorumluluklarını, çözmesi gereken sorunları… Konuşmanın neredeyse tamamında başkaları vardı.
Bir noktada durup kendisine sordum: “Peki bütün bunların içinde sen neredesin?”
Bir süre sustu. Sonra gözleri doldu ve şöyle dedi: “Bilmiyorum. Benim iyi olmamam gibi bir seçeneğim yok ki…”
İşte bazen bir kadının bütün hikâyesi bu cümlenin içine sığabiliyor. Yıllardır güçlüydü. Her şeyi organize ediyor, sorun çıktığında çözüm buluyor, ailesinde biri zorlandığında ilk ona başvuruluyordu. Yardım istemeyi ise neredeyse hiç bilmiyordu.
İlk bakışta bunu “güçlü kişiliğinin” bir özelliği olarak görmek mümkündü. Fakat biraz derine indiğimizde başka cümlelerle karşılaştık: “Ben bırakınca işler aksar.”, “Birine güvenirsem hayal kırıklığına uğrayabilirim.”, “Kimseye yük olmak istemiyorum.”
Ve belki de en önemlisi: “Benim ihtiyaçlarım bekleyebilir.”
O görüşmede ona şu soruyu sordum: “Sen herkesi taşıyorsun. Peki seni kim taşıyor?”
Uzun süre cevap vermedi. Çünkü bazen görüşme odasında en önemli an, danışanın verdiği cevap değil, ilk kez üzerinde düşündüğü soru ve veremediği cevaptır.
O gün konuştuğumuz şey daha güçlü olmanın yolları değildi. Tam tersine, her zaman güçlü olmak zorunda olmadığını konuştuk. Yardım istemenin zayıflık olmadığını, bazı sorumlulukların paylaşılabileceğini, “hayır” demenin sevgisizlik anlamına gelmediğini ve dinlenmenin hak edilmesi gereken bir ödül olmadığını…
En önemlisi de kendisine şu soruyu sormaya başladık: “Bugün herkes için ne yapmalıyım?” yerine, “Bugün benim neye ihtiyacım var?”
Belki birçok kadının kendisine yeniden sormayı öğrenmesi gereken soru tam da budur.
Her Şeyi Kontrol Etmek Zorunda Mıyım?
İnancımız burada insana başka bir denge sunar: Tevekkül. Kur’ân-ı Kerîm’de “…Kim Allah’a dayanıp güvenirse, Allah ona yeter…” (Talâk suresi, 65:3) buyrulur.
Tevekkül hiçbir şey yapmadan beklemek değildir. İnsan sorumluluğunu yerine getirir, elinden geleni yapar; fakat hayatın tamamının kendi kontrolünde olmadığını da kabul eder.
Belki sürekli güçlü olmaya çalışan kadının kendisine zaman zaman söylemesi gereken cümle şudur: “Elimden geleni yapabilirim; ama her şeyi kontrol etmek zorunda değilim.”
Kendini Tam Hisseden Kadın
Kendini tam hisseden kadın, her şeye yetişen kadın değildir. Bedeninin ihtiyaçlarını gözetebilen, güven ve huzur hissedebilen, sağlıklı bağlar kurabilen, kendi değerini yalnızca insanların takdirine bağlamayan, yeteneklerini geliştiren ve hayatının anlamıyla bağ kurabilen kadındır.
Bazen çalışır. Bazen çocuk yetiştirir. Bazen eğitim alır. Bazen ailesine bakım verir. Bazen üretir. Ve bazen de durur. Çünkü insan hayatının her dönemi aynı değildir. Kadının değeri de bulunduğu dönemde üstlendiği role göre artıp azalmaz.
Belki yıllardır eşinize, çocuklarınıza, anne-babanıza, işinize, evinize ve çevrenize yetişmeye çalıştınız. Bugün kendinize başka bir soru sorun: “Ben kendime ne kadar yetişebildim?”
Görünmeyen emek değersiz değildir. Yorulmak güçsüzlük değildir. Evde olmak başarısızlık değildir. Çalışmak annelikten vazgeçmek değildir. Yardım istemek acizlik değildir. Ve bir kadın, sürekli bir şey başarmak zorunda olmadan da değerlidir.






