Fransa’da Öğrenciler Doğru Dürüst Bir Eğitim İsterken
@aa
Fransa’daki öğrenci protestoları eğitim sorunlarını gözler önüne sererken, Almanya ve Trump’ın olayları göçmenlere bağlaması, gerçek eğitim eksikliklerini ve kamu politikalarını gizleyen siyasi bir saptırma çabasından başka bir şey değildir.
- ABDALMANYAFRANSAGündemYorum
- 21 Ekim 2026
- 9
İlhan Bilgü
Fransa’da öğrenciler sokağa çıktı. Öğrencilerin mütevazı bir talepleri vardı: Okullarında öğretmen olsun, dersler boş geçmesin, eğitim koşulları düzelsin. Kısacası öğrenciler, öğrencilik yapabilecekleri bir eğitim ortamı istiyordu. Ama bir şeyler oldu da haklı isteklerine şiddet karıştı. Şiddete karışanlar bunun hesabını elbette verecekler.
Fransız hükümeti bu talepleri önceleri dikkate almak istemese de sonunda dikkate almak zorunda kaldı ve öğrencilerin taleplerine kulak vererek 3 bin yedek öğretmeni görevlendirme planını açıkladı. Ama, hükümet keşke bu talebi, gösterilere şiddet karışmadan önce yerine getirmek isteseydi. Daha da önemlisi eğitim sistemindeki sorunları bu olaylar hiç olmadan giderme yönüne gitseydi, belki de bu şiddet olaylarına giden yol açılmazdı.
Elbette protestolar sırasında yaşanan şiddet olaylarını mazur göstermek mümkün değil. Haklı bir talep, haksız bir yöntemi haklı çıkarmaz. Kundaklama, yağma ve kamu malına zarar verme ne eğitim hakkının ne de demokratik protestonun parçası olamaz. Öğrencilerin öğretmen istemesi haklıydı; şiddete başvurulması ise yanlıştı.
Asıl ilginç gelişme ise Almanya cephesinde yaşandı. Fransa’da öğrenciler öğretmen eksikliğini gündeme getirdi, Almanya’da tartışma işi göçmen suçlulüğüna kadar getirdi. Fransa dahi olayların arka planını dikkate alırken Almanya, olayların başlangıcındaki eğitim sorunlarını geri planda itmeyi tercih etti.
İnsan ister istemez, bir ülkede öğrenciler öğretmen bulamıyorsa, sınıflar kalabalıksa, dersler boş geçiyorsa ve gençler geleceklerinden kaygı duyuyorsa bunun elbette ki bir sorumlusu olur. Doğrudan göçmenler bu sorunun kaynağı olamaz. Eğitim politikalarını yürütenler, eğitimde illa da bütçe kısıtlayanlar göçmenler değilken Almanya’nın çıkışı belki de Almanya’daki eğitim sisteminin başarısızlığını saklamaya yönelik bir çıkış. Kim bilir?!
Bu örnekte olduğu gibi Almanya göçmenleri suçlu göstermeyi, her derde deva bir anahtar gibi kullanıyor. Eğitim sorunu mu var? Sebebi göç. Güvenlik sorunu mu var? Sebebi yine göç. Toplumsal huzursuzluk mu büyüyor? Elbette sebebi göç! Lakin çözüm: Yok. Çözüm AfD diyenleri duymuyorum da sanmayın.
ABD Başkanı Trump’ın “Paris yakında Müslüman bir şehir olacak” açıklaması da bu tartışmanın üzerine tuz biber ekti. Fransa’da öğrenciler öğretmen isterken, ABD Başkanı meseleyi göçmenlere bağlayarak Paris’in geleceğine dair kehanette bulunmayı tercih etti. Üstelik okullardaki sorunların ve hayat pahalılığının protestoların başlangıç nedenleri olduğu ortadayken, bütün bunları bir kenara bırakıp “Sorun göç, gerisi teferruat” demek ne kadar açıklayıcı? Bu mantıkla yarın bir okulda matematik öğretmeni bulunamazsa, öğrencilerin matematik öğrenememesinin sorumlusu olarak göçmenler gösterilecek!
Elbette Fransa’daki şiddet olayları ciddiye alınmalı; ancak bir şehrin geleceğini Müslümanların varlığı üzerinden felaket senaryosuna dönüştürmek, ne şiddetin faillerini ortaya çıkarır ne de öğrencilere öğretmen bulur. Trump’ın sözleri, somut sorunları çözmekten çok göçü siyasi tartışmanın merkezine yerleştirerek gerçek sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey olamaz. Almanya’nın da Trump’a benzer düşünüyor olması da ilginç değil mi?
Oysa göçü her meselenin merkezine yerleştirmek, sorunları çözmekten çok onları başka bir yere taşımaya yarıyor. Üstelik bu yaklaşım, göçmenleri topluca şüpheli konumuna iterken kamu politikalarının sorgulanmasını da kolaylaştırmıyor, aksine zorlaştırıyor.






