Yazarlar

Ailede Yaşlının Konumu

Geçmişe kapanarak bugünle teması iyi kurmayanların bugüne, bugünün dindarlığına, bugünün dindar ailesinin özelliklerine ilişkin söyleyeceği işe yarar bir şey olamaz.
02 Ekim 2020

Bugünkü aile içi sorunlara çözüm ararken, mutlaka o sorunların kaynaklarını imbiklemek suretiyle çözümler üretmek zorundayız. Ailenin yaşlı bireylerine İslam’ın öngördüğü saygının bugün yeterince veya hiç gösterilmemesi meselesine de böyle yaklaşmalıyız. Günümüz yaşlılarına yeni nesillerin itibar etmemesinin nedenlerinden biri, günümüz yaşlısının konumunun, dünküne göre çok farklılaşarak sarsılmış olmasıdır.

Tarım toplumunda döngüsel zaman algısı vardı. Tabiata endeksli zaman, dönüp dolaşıp aynı noktaya varıyor. Yıl, tekrar edip duruyor. Döngüsel zaman içinde daha fazla deneyimle öğrenmelerini artıranlar, sözü dinlenir oluyordu. Hâliyle bu ortamda yaşlı olmak, nispeten daha bilgili, daha tecrübeli olmak demekti. Evin yaşlıları, bir bakıma o evin bilgesi konumunda olup meteorolojiden ziraata, hayvancılıktan avcılığa, evlenmeden sosyal ilişkilere kadar her konuda işe yarar duygu, bilgi, beceri ve teknik aktarabiliyorlardı. Hatta kadın, yaşlanınca daha bir söz sahibi olurdu. Bu yaşlı algısı diğer kurumlara, kültürün bütününe sirayet etmişti.

Sanayileşme sonrasında çizgisel/ilerlemeci zaman anlayışı ortaya çıktı. Hayat sürekli değişiyor ve/ya gelişiyor. Haliyle, yaşlıların sahip oldukları düne ait bilgi, beceri ve teknikler bugün işe yaramıyor; sürekli yenilerini üretmek gerekiyor. Her alanda yeni bilgi kaynakları çoğaldı ve onlara ulaşmak kolaylaştı. Yeni bilgileri elde etme konusunda yaşlılara nispetle gençler daha başarılılar. Dolayısıyla, yaşlının birikimine ihtiyaç sınırlandı, azaldı veya kalmadı. Sözgelimi, genç gelin, bebeği nasıl büyüteceğine ilişkin bilgi ve becerileri, artık genelde kayınvalidesinden veya annesinden alma ihtiyacı duymuyor. Çünkü onların geleneksel bilgi ve tecrübelerini tedavülden kaldıran yeni güvenilir bilimsel bilgi ve becerileri elde etme imkânına sahip. Keza, bir torun, üretim, ticaret gibi meslekî hayatta dedesinden daha iyi bilgi ve beceri donanımına sahip olabiliyor. Yaşlının bilgi ve beceri birikiminin ihtiyaç karşılamaz hâle gelmiş olması, onun geleneksel bilgelik tahtını salladı, konumunun bilgelikten kaynaklı saygınlığını yıktı.

“İşe yaramasa bile” yaşlılara salt Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için saygılı davranmayı öngören İslami bilinç de bireylere kazandırılamayınca, ihtiyaç duyulmayan yaşlıya saygı azaldı veya yok oldu. Hatta yaşlı, yük olarak algılanmaya başlandı.

Prof. Dr. Muhammet Şevki Aydın
Prof. Dr. Muhammet Şevki Aydın

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş