Yazarlar

Sıla-i Rahime Özen Gösterilmelidir

Akrabaları ziyaret, belli günlerde ya da fırsat buldukça görüşmek, ulaştığı nimet dolayısıyla tebrik etmek, bir sıkıntıya düştüğünde yanında olabilmek Allah ve Peygamberinin sevdiği davranışlardır.
19 Şubat 2021
“Ey İnsanlar!.. Adını a­narak birbirinizden istekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının.” (Nisâ suresi, 4:1).

Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hz. Peygamberin hadislerinde sıla-i rahime büyük önem verilmiştir. Sıla-i rahim, “kan bağı ve evlenme yoluyla oluşan akrabalık bağlarını yaşatma, akrabalarla ilişkiyi sürdürme, haklarını gözetme, onlara ilgi gösterme, iyilik ve yardımda bulunma, ziyaret etme” şeklinde açıklanmaktadır (DİA).

Özellikle anne-baba, dede-nine, amca-dayı, hala-teyze, kardeşler, yeğenler…arasında kopmaz bir akrabalık bağı vardır. Bugün akrabalar arası ilişkilerin zayıfladığı hatta ilişkilerin neredeyse koptuğu, kardeş çocuklarının bile birbirlerini ya da diğer akrabalarını tanımadığı bir dünyada yaşıyoruz. Çocukları tarafından ihmal edilen anne-babaların bulunduğu bir dünyada ötesini söylemeye gerek yok!  Oysa Allah Teâlâ konu başında zikredilen ayette akrabalar arası ilişkiye duyarlılık gösterilmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunmaktadır. Hz. Peygamber de bir kudsi hadiste Allah Teâlâ’nın, akrabalar arası bağları kendi adı olan “rahim” ile ilişkilendirdiğini, bu bağı gözetenleri kendisinin de gözeteceğini, ihmal edenleri kendisinin de ihmal edeceğini haber verdiğini bildirir (Ebû Dâvûd, “Zekât”, 45).

Akrabaları ziyaret, belli günlerde ya da fırsat buldukça görüşmek, ulaştığı nimet dolayısıyla tebrik etmek, bir sıkıntıya düştüğünde yanında olabilmek Allah ve Peygamberinin sevdiği davranışlardır. Bunun en güzel örneği akrabaya yapılan yardımın iki ecir getirmesidir. Birisi o iyiliğin diğeri de akrabalık bağlarını gözetmenin sevabıdır (Ebû Dâvûd, “Zekât”, 45).

Hz. Peygamber’in sıla-i rahime verdiği önemi göstermesi açısından şu örneği zikredebiliriz: Huneyn Gazvesi sonlandığında alınan esirler içinde süt kardeşi Şeyma da vardı. Şeyma, kendisini yakalayan askerlere Hz. Muhammed’in sütkardeşi olduğunu söyleyerek ona götürmelerini istedi. Hz. Peygamber’e geldiğinde çocukluk günlerinde Hz. Peygamber’in kendi omuzunu ısırdığını ve izinin hâlâ bulunduğunu söyleyip ısırık izini gösterince Hz. Peygamber onu tanıdı ve çok duygulandı, gözlerinden yaşlar döküldü. Ardından hırkasını yere serip onu oturttu, süt annesi ve babasını sordu. Sonra kendi yanında kalabileceğini söyledi. Ancak İslam’ı kabul eden Şeyma kabilesine dönmek istediğini söyleyince Hz. Peygamber ona birçok hayvanla birkaç köle vererek Ci’râne’ye gönderdi (bk. Vâkıdî, el-Megâzî (nşr. M. Jones), Beyrut 1409/1989, III, 913-914).

Kalabalıklar içinde yalnızlığın giderilmesi sıla-i rahimi devreye sokmaktan geçer. Unutulmamalıdır ki insan çevresine nasıl davranırsa kendisine de öyle davranılacaktır!

En doğrusunu Allah bilir!

Prof. Dr. Saffet Köse
Prof. Dr. Saffet Köse

Reklam

Pin It on Pinterest

Paylaş